Patrona Halil İsyanı

Patrona Halil İsyanı
  • 10.09.2016

Osmanlı Devleti’nin yaklaşık altı yüzyıllık tarihi boyunca, bazen İstanbul’da bazen de ülkenin diğer köşelerinde sayısız isyan meydana gelmiştir. Kimi zaman padişahların tahttan indirilmesi, kimi zaman ise isyanın elebaşlarının ortadan kaldırılması ile sonuçlanan bu isyanların çoğunun temelinde ekonomik, siyasi ya da sosyal sorunlar yatar. 1730 yılında III. Ahmet’in padişahlığı döneminde İstanbul’da başlayan Patrona Halil İsyanı, İstanbul’da gerçekleşen isyanların en şiddetlilerinden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Nasıl patlak verdiğine ve büyüdüğüne bakmadan önce, Patrona Halil İsyanı’nın nedenlerine genel olarak bakmak aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin XVII-XVIII. yüzyıl siyasi, sosyal ve ekonomik görünümünü de anlamamızı sağlayacaktır.

Patrona Halil İsyanı Neden Çıktı?

1683 yılındaki II. Viyana yenilgisi ve ardından Avrupa devletleri ile yaklaşık 16 yıl süren uzun savaşlar Osmanlı maliyesini oldukça kötü duruma düşürmüştü. Buna bir de yangınlarla, depremlerle yıkılan İstanbul ve öteki kentlerin yeniden imarı için vergilerin tahammül sınırlarının ötesinde artırılması eklenince halk ekonomik olarak çökmüş,  bunun körüklediği soygunlar ve baskınlar yüzünden memlekette düzen kalmamıştı.

Halk çözüm yolunu kendini daha güvende hissettiği ve iş olanaklarının daha fazla olduğu şehir merkezlerine akın etmekte bulmuştu. Bu ise kısırdöngüye neden olmuş, tarım alanları işlenemez ve devletin üründen tahsil ettiği vergiler alınamaz duruma geldiğinden ekonomi daha da bozulmuştu. İşsiz reayanın kitlesel olarak şehirlere yığılması güvenlik sorunlarını kentlere de taşıdığından artık şehirli halkın hoşnutsuzluğu da gün geçtikçe artıyordu. Mali durumun bozulmasına paralel olarak paranın gerçek değeri ile itibari değeri arasındaki farklılık  esnafı ve halkı olumsuz yönde etkiliyor, alışverişleri kesintiye uğratıyor, yer yer kavgalara neden oluyordu.

 

Durumlarından memnun olmayan bir diğer kesim de yeniçerilerdi. Sadrazam Damat İbrahim Paşa’nın Batı orduları tarzında yeni bir ordu kurmaya girişmesi ve Fransa’dan getirilen uzmanların askerleri eğitmeyi başlaması yeniçerilerle devletin arasında bir soğukluk doğmasına neden olmuştu. Üstelik yeniçerilerin çoğu da tıpkı halk gibi esnaflıkla uğraştığından, konulan vergiler onların da canını yakmaya başlamıştı.

Patrona Halil İsyanı’nın nedenleri arasında hiç kuşkusuz halk ekonomik olarak bu kadar çökmüş durumdayken saray çevresinin kendilerinden toplanan vergilerle zevk ve sefa içinde ve çoğu zaman israf derecesine varan eğlenceler düzenlemesi de önemli yer tutar. Elbette saray çevresi çok eskiden beri böyle büyük ve gösterişli eğlenceler düzenliyordu. Fakat tarihte Lale Devri olarak anılan dönemde ipin ucu iyice kaçmış, eğlenceler artık sarayın yüksek duvarlarının arkasına gizlenerek değil de halkın gözleri önünde düzenlenmeye başlanmıştı. Denilebilir ki, halk işsizlik, parasızlık ve açlıktan bunalmış iken kendilerinden toplanan vergilerin saray ve kasırların yapımına, lale bahçelerinin düzenlenmesine, günler ve geceler süren eğlencelere harcanmasına tanık olarak saraya nefret dolu gözlerle bakıyordu.

Beklenen kıvılcım Safevilerin Hemedan, Tebriz, Ferehan, Yezdicurd gibi önemli merkezleri ele geçirmeleri ile çıktı. Sadrazam İbrahim Paşa kötü duruma son vermek için padişahı İran üzerine bir sefere zorla da olsa ikna etmeyi başarmıştı. Fakat Üsküdar’daki karargahına geçen III. Ahmet başkentten bir türlü ayrılamıyor, bu da gerek ordu ve gerekse halk arasında huzursuzluğu artırdığı gibi dedikodulara da neden oluyordu. Nihayet, ordunun İran’a hareketine karar verilmek üzere iken İstanbul’da 28 Eylül 1730’da başlarında Patrona Halil olmak üzere yardımcılığını Muslu Beşe ve Emir Ali’nin yaptığı ve ilk katılanların çoğunluğunu Arnavut kökenlilerin oluşturduğu Patrona Halil İsyanı patlak verdi.

Patrona Halil Kimdir?

Ayaklanmanın başındaki Patrona Halil ne bir devlet adamı, ne bir vezir, ne yüksek rütbeli bir asker ya da din adamıydı; Arnavutluk’un Horpeşte kasabasında doğan ve bir süre leventlik yaptıktan sonra Beyazıt Hamamı’nda çalışmaya başlayan sıradan bir tellaktı. “Patrona” sözcüğü, Osmanlı donanmasındaki gemilerin ikincisine verilen bir addı. Osmanlı donanmasında Kaptanı Derya’nın kullandığı birinci gemiye “Kapudane”, ikinci gemiye “Patrona”, üçüncü gemiye ise “Riyale” denilirdi. Patrona Halil de “Patrona” gemisinde bir süre leventlik yaptığı için bu lakapla anılıyordu.

Fakat yeniçeriler ve halk arasındaki uzun süredir devam eden hoşnutsuzluk kısa sürede halktan ve yeniçeriden binlerce insanın bu hamam tellağının başlattığı isyana katılmasına neden oldu. İsyanın bir an önce bastırılması ve daha fazla kişinin isyancıların safına katılmasına fırsat vermeden üzerlerine gitmek yerine isteklerinin sorularak zaman kaybedilmesi de asilerin sayısını artıran büyük bir hataydı.

İsyanın başlamasının ertesi günü Haseki Ağa, isyancıların isteklerinin ne olduğunun sorulması için “Et Meydanı”na gönderildi. Asiler, başta Sadrazam Damat İbrahim olmak üzere 37 kişinin kendilerine verilmesini istiyor, bu kişileri bizzat cezalandıracaklarını ve mallarını devlet hazinesine aktaracaklarını söylüyordu. Can derdine düşen Damat İbrahim Paşa şeyhülislamdan asilerin katli için fetva alsa da artık çok geçti. Asilere karşı sancak-ı şerifin çıkarılması sonuç vermediği gibi, tam aksine Yeniçeri Ocağı’nın büyük çoğunluğu da asilerin safına geçtiğinden ayaklanmayı bastırmak artık olanaksızdı.

 

İsyana katılanların giderek çoğalması ve asilerin kararlılıkları karşısında başka çaresi kalmayan Sultan III. Ahmet damadı Sadrazam İbrahim Paşa, Mustafa Paşa ve Mehmet Paşa’yı Kapılararası’nda boğdurtur, cesetlerini bir öküz arabası ile Et Meydanı’na gönderdi. Fakat bu, isyanı yatıştırmak için yeterli değildi. Her ne kadar isyan padişaha değil de sadrazama karşıymış gibi görünse de, aslında durum öyle değildir. Çünkü isyancılar, III. Ahmet’in tahta çıktığı gün Edirne vakasına katılanları ortadan kaldırdığını biliyorlardı. Eğer padişah olarak kalırsa, eninde sonunda Patrona Halil İsyanı’na katılanları da ortadan kaldırtacağına emindiler. Bu yüzden III. Ahmet’in artık şeriat açısından ne padişahlığın ne de halifeliğinin geçerli olmadığını söyleyerek tahttan çekilmesini istediler. Başka bir yol olmadığını gören III. Ahmet zorunlu olarak Şehzade Mahmut’u taht-ı hümayuna oturttu ve ilk biat eden de kendisi oldu.

Ne var ki Patrona Halil Ayaklanması I. Mahmut döneminde de sürdü. Her istediklerinin yerine getirilmesiyle iyice cesaretlenen asiler bu defa iktidar yolu ile zorbalıklarını devam ettirmeye ve İstanbul’da terör estirmeye başladılar. İstanbul’da gece ve gündüz demeden çarşı ve pazarlarda ne kadar dükkan, han varsa yağmaladılar, büyük zarar ve ziyana neden oldular.

Divan toplantılarına bile katılmaya başlayan bu eski hamam tellağının gözü iktidar gücüyle öylesine dönmüştü ki, kendisine vaktiyle veresiye et veren bir kasabı Boğdan voyvodalığına atadığı gibi, eski sadrazamın memleketi olan Nevşehir’in yerle bir edilmesi emrini bile vermiş ve bu isteği güçlükle önlenmişti. Ama asilerin en büyük tahribatları Sadabad’da yaptırılmış köşkleri yıkıp yağmalamaları olmuştur. Asiler, devlet ileri gelenlerinin eğlence yerleri olarak gördükleri köşkleri yağmalayarak bir ölçüde Lale Devri’nin zevk ve sefa alemlerine duydukları kızgınlığı ifade ediyorlardı.

İsyanın Bastırılması

Devlet kavramıyla bağdaşmayan bu duruma son vermek için yapılması gereken öncelikli iş artık asilerin devlet işlerinden ellerini çektirmek olmalıydı. Darüssaade ağalarından Beşir Ağa’nın girişimiyle Sadrazam Silahtar Mehmet Paşa ve bir rastlantı sonucu İstanbul’da bulunan Kırım Hanı Kaplan Giray işbirliği yaptı, padişahın verdiği altınlarla bazı ocak ağaları satın alındı ve ayaklanmanın elebaşlarına gizliden gizliye ustaca tuzak kuruldu.

Patrona Halil, vezir payesiyle Rumeli beylerbeyi yapılmak istendiği haberini alınca hiç beklemeden saraya gitti. Yardakçıların eşliğinde saraya giden Patrona Halil’in bilmediği ise, Pehlivan Halil Ağa’nın idaresi altında 33 yeniçerinin uygun yerlere saklanarak kendilerini beklediğiydi. Boğuşma oldukça kısa sürdü. Patrona Halil ve tüm adamları takvimler 15 Kasım 1730’u gösterirken öldürüldü.

Patrona Halil İsyanı, halk açlık ve sefillik içerisinde yaşarken zevk ve eğlenceden geri kalmayan saray çevresine karşı haklı bir başkaldırış idi. Ne var ki, ayaklanmanın elebaşı olan Patrona Halil de kısa süre sonra iktidarın büyüsüne kapılarak amacından sapmış, iktidar nimetlerini kendi çıkarları için kullanmaya başlamıştı. Kısa sürede biriktirdiği 30.000 altın gibi gayet büyük bir servet, Başdefterdar İzzet Ali Bey’in konağına zorla yerleşip kendisinin de sefaya dalması bu durumun en açık kanıtlarıdır.  Fakat yine de halkın öfkesini çekmemek için kurnazca davranarak sokakta eski püskü elbiseler giymeyi sürdürüyordu.

Sonuç olarak tarihe “Patrona Halil Ayaklanması” adı ile de geçen bu isyan büyük ölçüde Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu ekonomik, siyasi, kültürel yaşamındaki bozulmanın bir sonucu olarak gerçekleşmiştir. Yaşanan ekonomik bunalımın halkı hoşnutsuzluğa iteceği kuşku götürmeyen bir gerçektir. Keza başta Padişah III. Ahmet ve Damat İbrahim Paşa olmak üzere saray çevresinin halk bu kadar sefil durumdayken aşırı lüks, sefahat ve zevke düşmeleri hoşnutsuz halkın nefretine, bu nefret de isyana neden olmuştur.  Bütün olumsuzluklarına karşın bir imar ve restorasyon dönemi olarak da kabul edebileceğimiz “Lale Devri” de bu isyanla sona ermiştir.

 

 

TÜRKİYE’DE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ YARGI VE HUKUK ENGELLİYOR
Ülke genelinde suçlular dosyaların arasına olmadık yazılmadık kopyala yapıştır yazıları değiştirerek olmadık deliller koyuyorlar ve ve hakim ve savcıları kandırıyorlar...
İstanbul Gaziosmanpaşa vatan partisi
Basın AÇIKLAMASI HDP kapatılsın
Şişli belediye başkanı Muammer Keskin Duy işçinin sesini
Şişli belediyesinde işçi CIKARMA sıkıntısı İşten atılan kişiler konuştuk KESKİN, FARKLI SİYASİ GÖRÜŞLERE DOKULMAYACAK DEMİŞTİ Muammer Keskin, Şişli Belediye Başkanlığı...
Gaziosmanpaşa Ak Parti Tıp Bayramını unutmuyor.
Gaziosmanpaşa Ak Parti ilçe başkanlığı 14mart Tıp Bayramı kapsamında sağlık kurum ve kuruluşlarını ziyaret etmeye başladı. Gaziosmanpaşa Ak Parti ilçe...
Sağlıklı nesiller için ‘Yeşilay Hep Benimle’ diyoruz”
Yeşilay haftası kapsamında Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta Yeşilay Gaziosmanpaşa şubesini ziyaret etti. Şube başkanı Metin Dabak Belediye Başkanı...
Bayrampaşa Belediye Başkanı Aydıner’den İBB’ye çağrı: Bu projeleri acilen bitirin
Bayrampaşa, 10 yıldır Belediye Başkanı Atila Aydıner’e emanet. Görev süreci boyunca ilçenin çehresini değiştiren projelere imza atan Aydıner, Haber7 Genel...
Ey insanoğlu ey zurnanın son deliğine geldin yalvar bakalım yalvar
Allah duanızı bile kabul etmiyor demek ki insanlık dan cıkmış insanoğlu Türkiye de eskiden komşunun komşuya faydası olurdu eskiden Türkiye...
Migros işçileri ayaklandı
DGS sendikasına bağlı Tuncay Öz ilhan in patronu olduğu migros marketler grubunun taşeron depo işçileri, yaklaşık 50 gündür grevde. Ümraniye...
Maltepe’de yükselen çöp yığınlarına İBB neden müdahale etmiyor? Cevap Beyaz Masa’dan geldi
Maltepe Belediyesi’nde başlayan grev sonrası ilçede sokaklarda çöp yığınları oluştu, İBB’nin duruma neden müdahale etmediği ise merak konusu oldu. Vatandaşların...
İSTANBUL DA REDİKAL DEĞİŞİM
AK Parti İstanbul İl 7. Olağan İl Kongresi yapıldı tek aday Osman Nuri Kabaktepe il başkanı olurken Bayrampaşa’dan Recep Asilsoy...
GAZİOSMANPAŞA BELEDİYE BAŞKANLIĞINI İYİ PARTİYE KAZANDIRICAZ
Gaziosmanpaşa ilçe İyi Parti İlçe Başkanı Harun Paçur, Gaziosmanpaşa ” İyi Partinin çalışmalarını Anlattı ve Gaziosmanpaşa ” da İyi Partiye...
Cahit Altunay il yönetim kurulu üyesi olarak yerini aldı.
Sultangazi Kurucu Belediye Başkanı Cahit Altunay, Ak Parti İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildi. Sultangazi’de bir tarih yazan İstanbul un...
how many countries in the world’s population will decrease in 15 years from the corona virus
how many countries in the world’s population will decrease in 15 years from the corona virus the corona virus, which...
Doktorun rüşvet çarkı! Geriye dönük rapor hizmeti!
İstanbul Arnavutköy’de bir doktorun, açık cezaevinden denetimli serbestlikle bırakılan ve denetime uymayan hükümlülere rüşvet karşılığında geriye dönük sağlık rapor verip...
Mehmet Tekin: “Keskin, 14 CHP’li meclis üyesine açıktan para dağıttı!”
Mehmet Tekin, köşe yazısında yine skandal bir iddiada bulunarak, Muammer Keskin’in Şişli Belediyesi’ndeki 14 meclis üyesine açıktan para dağıttığını ve...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ