Türkiyesiz Suriye’de Çözüm Olamaz’

Türkiyesiz Suriye’de Çözüm Olamaz’
  • 05.11.2016
2BC_varol44

“Türkiye, ABD’ye rağmen Suriye’ye girdi. Artık, ABD, Rusya, İran ve Türkiye olmaksızın Suriye’de çözüm beklenemez”

SETA Stratejik Araştırmalar Direktörü Doç. Dr. Hasan Basri Yalçın, Türkiye’nin, ABD’ye rağmen Suriye’ye girdiğini belirterek, “Artık, ABD, Rusya, İran ve Türkiye olmaksızın Suriye’de çözüm beklenemez.” dedi.

SETA Genel Koordinatörü Prof. Dr. Burhanettin Duran ile “Küresel ve Bölgesel Aktörlerin Suriye Stratejileri” adlı kitabı hazırlayan İstanbul Ticaret Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi de olan Doç. Dr. Yalçın, AA muhabirinin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Bir düşünce kuruluşunun en temel vazifelerinden birinin ülkesinin etrafındaki önemli güncel meselelere dair, işe yarar bilgi üretmek olduğunu vurgulayan Yalçın, Suriye’nin, Türkiye’nin son yıllardaki meydan okuyucu meselelerinden biri olduğunu söyledi.

Suriye’de ilk başta bir demokratikleşme hareketi gibi ortaya çıkan gösterilerin, silahlı çatışmalar haline dönüştüğü andan itibaren kimsenin beklemediği uzun, karmaşık bir iç savaş haline dönüştüğünü anlatan Yalçın, Suriye’deki çatışmaların ABD, Rusya ve Çin gibi küresel aktörlerin, savaşan taraflara zaman zaman açık ve kapalı destek verdikleri bir “vekalet savaşı”na dönüştüğünü aktardı. Yalçın, bu durumun 5 yıldan fazla süredir devam etmesi itibarıyla da farklı aktörlerin birbirlerini çürütmeye yönelik bir nitelik kazandığını kaydetti.

“15 TEMMUZ O SOPAYI KIRDI”

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz kalkışmasının, Türkiye’nin Suriye’deki hareket alanını açtığını savunan Yalçın, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bir sopayı manivela gibi kullandığınızda, kaldırdığınız nesneye ne kadar yaklaştırırsanız o kadar kaldırırsınız ama çok zorlarsanız sopayı kırarsınız. 15 Temmuz, o sopayı kırdı. Türkiye’ye artık atacak adım bırakmadı. ABD, daha fazla birlikte yürüyebilecek imkan bırakmadı. Köşeye sıkışan kedi gibi dedi ki ‘Artık ben çaresizim, ben başka yollar arıyorum. Kavgaysa kavga, Cerablus’sa Cerablus. Hadi sana rağmen girdim.’ Girmesine rağmen özellikle Rusya’yla anlaşıp girmesi sonrasında bir sorunla karşılaşmadığını da gördük. Belki Rusya’yla anlaşmasa da olurdu.”

ABD’nin darbe girişiminin önünde değilse bile arkasında olduğunun çok açık görüldüğünü aktaran Yalçın, “15 Temmuz, Suriye’de, Türkiye’nin ölümüne artık biz bu işi yapıyoruz demesinin gerekçelerinden biri haline geldi. 15 Temmuz’da içeride bir terör grubu vardı, devletin her tarafına sızmıştı. FETÖ, kontrol edilemeyen, kontrol etmek için kullanılan terör örgütlerinden biri. ‘Onlar darbe yapmaya kalktı, ABD de buna göz yumdu’ olarak okuyorum.” diye konuştu.

“ABD’NİN ARTIK TEK BAŞINA BİR ÇÖZÜM DİKTE ETME ŞANSI YOK”

ABD’nin, Türkiye’yi ya da Erdoğan’ı rol model alan Arap baharı sürecini kontrolünde tutamayacağı bir noktaya evrildiğini gördüğü için durdurduğunu savunan Yalçın, Suriye’de dondurulmuş bir değişim ihtimaline rağmen Esed’in tercih edildiğini kaydetti.

“Değişim olmasın da Suriye’ye İran bile, Rusya bile girsin” denildiğini vurgulayan Yalçın, ABD’nin kafasında Bosna’da devreye soktukları Dayton anlaşması gibi bir çözüm olduğu öngörüsünde bulundu.

Bölünmüş bir Suriye’nin ABD’nin kafasına en yatkın sonuç gibi durduğuna işaret eden Doç. Dr. Yalçın, “Değişim olmadı evet kaldı ama şimdi ne olacak? Bosna-Hersek, Hırvatistan, Sırbistan sınırını göz önüne getirin, öyle kontrol edilemez, devletlerin birbirlerini dengelediği, hiçbirinin hareket edemeyeceği, karmaşık bir dengeleme sınırı kurulması ihtimali veya bunun için uğraşı öne çıkacaktır. Ama ABD’nin artık tek başına bir çözüm dikte etme şansı yok. Rusya girmeden önce vardı, ama Rusya’yı istediğiniz yöne gitmeye zorlayamazsınız. Bu nedenle de umulur ki, bölünme yerine orta vadede bir siyasal dönüşüm olsun. En tercih edilebilir sonuç budur.” diye konuştu.

“4 AKTÖR ÇÖZÜMÜN PARÇASI”

Hasan Basri Yalçın, Suriye krizinin derinleşmesinde Obama’nın doğrudan müdahale yerine bölgesel aktörleri kullanma politikasının etkili olduğunu, bu yüzden başta Türkiye olmak üzere, klasik ortağı olduğu beklenen İsrail, Katar, Suudi Arabistan hatta Ukrayna örneğini düşünürsek, birçok Avrupalı dostunu küstürdüğünü belirtti. Yalçın, ABD seçimleri sonuçlanana kadar herhangi bir çözümün mümkün görünmediğini söyledi.

ABD’nin bu tutumu nedeniyle Rusya ve İran’ın, Ortadoğu’da hayal edemedikleri geniş bir alana sahip olduğunu aktaran Yalçın, “Bu çerçevede ABD hala Türkiye’nin üzerine gidiyor. İran’ı da Rusya’yı da DEAŞ’ı da Türkiye dengelesin istiyor. Rakka’da, DEAŞ’a karşı Tayyip Erdoğan kudretli ordusunu devreye neden sokmuyor diye çıldırıyor. Türkiye’de ‘Bir dakika arkadaş gel beraber karşı koyalım’ deyince bu sefer PYD kartını masaya sürüyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“CİDDİ BİR MÜZAKERE SÜRECİ BAŞLAYACAK”

Bundan sonra çok ciddi bir müzakere süreci başlayacağına da işaret eden Doç. Dr. Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Suriye’de bulunacak çözüm, ilk başta ABD’nin istediği gibi olurdu, ama Rusya girdikten sonra artık şu 4 aktörün de çözümün parçası olması gerekir. ABD, Rusya, İran, Türkiye. Bu 4 aktör Suriye’nin kaçınılmaz parçalarıdır. Türkiye’nin doğal bir hinterlandı olduğunu gördük. O kadar üzerine gelmelerine rağmen Türkiye’nin destek verdiği Halep’i, Rusya düşüremiyor. Türkiye siyasal olarak razı edilmediği müddetçe olmaz. ABD, Rusya’yla aynı tarafa düşerse farklı bir durum olabilir. Kesinlikle bölünmeye razı olmayacak olan Türkiye. Rusya ve İran’dan herhangi birisini yanına düşürebilen Türkiye, bölünmeyi engelleyebilir. ABD’yi ne derece düşürebilir bilmiyorum ama bu aktörlerden birini yanına çekebilirse o zaman bölünme olmayabilir. 3 aktör isterse bölünme gerçekleşebilir. O çok kötü bir resim. ABD, Rusya ve İran’ın bir araya gelip, yani benzemezlerin bir araya gelip Suriye’yi Türkiye aleyhine düzenlemeleridir ki çok kötü bir rüya o.”

Doç. Dr. Hasan Basri Yalçın, savaştan doğan terör gruplarına da değinerek, şu bilgileri aktardı:

“Bir terör örgütünün oluşması için coğrafi boşluk, para ve silah olması yeterlidir. Bu üçlü bir araya geldiğinde ideolojisi yoksa bile örgüt kendisine bir ideoloji uydurur. Terör örgütlerinin öfkesi, nefreti ve talebi vardır. DEAŞ örneğinde, Irak ve Suriye’de çıkması tesadüf müdür? Devlet otoritesinin olmadığı bu bölgede aşırı selefi gruplar, eski baasçı komutanlarla beraber siyasi süreçlere dahil edilmeyen Sünni aşiretlerle iş birliği yapınca DEAŞ diye bir örgüt çıkar. Buna DEAŞ, Nusra, El Kaide, Taliban ne derseniz dersiniz. Bu coğrafyada otorite boşluğu olduğu müddetçe Sünni mi, Şii mi, Kürt mü terör üretiyor demenin bir anlamı yoktur. Bu arada biz Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak, DEAŞ demeyi tercih ediyoruz. Çünkü IŞİD, DAİŞ ve benzeri söylemlerin içinde İslamik vurgu geçiyor. İslam’ı temsil ediyormuş imajı doğuyor. ‘Müslüman toplumun DEAŞ’la benzerliği yoktur.’ düşüncesi hakim bizde.”

“TÜRKİYE’NİN AMACI SINIRLARINI TERÖRDEN TEMİZLEMEK”

Türkiye’nin kendisini tehdit eden terörü yok etme amacıyla hareket ettiğini, buna etkin seperasyon (ayrımcılık) temelli PKK/PYD benzeri örgütlerin de dahil olduğunu belirten Yalçın, şunları söyledi:

“Aynı şekilde Haşdi Şabi diye Irak merkezi ordusunun kontrolü dışında paramiliter bir grup çıktı şimdi. DEAŞ’tan kurtarılan bölgelerde insanların ellerini bağlayıp, cayır cayır yakıyorlar. Aynı reddiye, ötekileştirme hepsi burada da var. Biz bunu grafik olarak da çalıştık, Türkiye’nin güneyinde aşağı yukarı bin kilometrelik bir sınırda devlet yok, mesele bu. Siz içinizde ne kadar sıkı tedbir alırsanız alın terör örgütleri bir şekilde o bin kilometrelik sınırdan silah sokar, para sokar, teröristi sokar ve terör yaparlar. Türkiye’ye yönelik terörün en şiddetlendiği dönem 91-92 dönemidir. Veriler açıkça şunu söylüyor ki; Türkiye’de terör dediğimiz şey aslında 91’de çekiç güç geldikten sonra yükselmiştir. 83’te doğmuş, doğmuş da ne olmuş? Senede 30-40 eylem yapmış. 91’de Saddam kontrolü kaybettiği zaman Kuzey Irak’ta zirveye çıkıyor. Silahlı mücadele 98’de iniyor, 2003’te yükseliyor. Barış süreci eylem duruyor. Sonra Suriye ile birlikte tekrar yükseliş. O kadar çıplak gerçektir ki ölüm ve yaralanma tabloları.”

Muhabir: Murat Eğilmez]
[Anadolu Ajansı, 1 Kasım 2016]

SÖZCÜ fotoğrafları polislerden değil, ajanslardan alıp yayınladı
Savcı, 17 Aralık sürecinde ajanslardan alıp kullandığımız fotoğrafları FETÖ’cü polislerin verdiğini öne sürdü. Oysa aynı fotoğrafları bizden önce diğer gazeteler...
CHP’nin İstanbul ve Ankara adayları kesinleşti
Deniz Zeyrek: CHP’nin İstanbul ve Ankara adayları merakla beklenirken Sözcü yazarı Deniz Zeyrek, Ankara için Mansur Yavaş İstanbul için de...
Gaziosmanpaşa da bomba iddia fetö nün gopdaki kasası hangi aday adayını destekliyor.
Şimdi soruyoruz Gaziosmanpaşa da fetö nün kasası kim  fetö nün aday adayı kim. Biz biliyoruz ona bir tek sözümüz var....
Eyüpsultan sevgisini Notalara döken bir üstat: Nihat İncekara
Eyüpsultan için 6 beste yapan, 57 bestesi bulunan Bestekar Nihat İncekara’nın “Eyüpsultan’da Sabah” ve “Piyer Loti Sefası”adlı enstrümantal eserleri TRT...
Ankara’da Yüksek Hızlı Tren kontrol lokomotifine çarptı
Ulaştırma Bakanlığı, Ankara-Konya seferini yapan Yüksek Hızlı Tren’in kontrol lokomotifine çarptığını açıkladı. Kazada 3 makinist ile 6 vatandaşımız hayatını kaybetti,...
Bu ülkenin 70 yaşında anası çöplerden kağıt topluyor ama Suriyeliler bu ülkede keyif sürüyor.
Bazı zabıtalar. İse Bu ülkenin 70 yaşında anası çöplerden kağıt topluyor diye arabalarını elinden alıyor. Kimse onlara açmısın diye sormuyor....
Yılmaz Özdil’den SÖZCÜ kumpasına ‘İnanılır gibi değil’ yorumu
Duayen gazeteci Yılmaz Özdil, Sözcü gazetesine yapılan ikinci kumpas ile ilgili açıklamalarda bulundu. Özdil, “İddianame 17/25 haberlerinden oluşuyor. Yani bu...
İstanbul’da çifte saldırı! Biri iş adamı diğeri AKP’li siyasetçi…
İstanbul Sultangazi’de iki ayrı noktada silahlı saldırı düzenlendi. Saldırılarda 2 kişi yaralandı. Tekstil atölyesi sahibi Gökhan Çokdüşünür ve AKP Sultangazi Belediye Melis...
Elçilikte operasyon! Acilen Ankara’ya çağrıldılar
Dışişleri Bakanlığı’na bağlı en kritik dış temsilcilikler arasında birinci sırada gelen Türkiye’nin Washington’daki Büyükelçiliği’nde yakın zamanda iki diplomat ve bir...
Sahte reçete soruşturması’nda 18 yakalama
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, “sahte reçete” soruşturması kapsamında haklarında yakalama kararı çıkarılan 10’u doktor 20 kişiden 18’i gözaltına alındı. Pahalı kanser...
Şehit Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’ye acı veda
Rize’de dün makamında bir polis tarafından uğradığı saldırı sonucu şehit olan İl Emniyet Müdürü Altuğ Verdi için bu sabah Rize...
SÖZCÜ’ye yaptığınız suçlamaların belgelerini açıklayın
Yoksa buda mı kumpas işi halk gerçekleri öğrenmeli Bu iddialar SÖZCÜ’ye yapışmaz SÖZCÜ yazarları Çölaşan, Doğru, Genel Yayın Yönetmeni Yılmaz...
Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi şehit düştü
Rize’de, İl Emniyet Müdürlüğü binasında, bir polis memurunun silahlı saldırısında ağır yaralanan Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi, kaldırıldığı hastanede yapılan...
Gaziosmanpaşa da Mahkeme kararıyla vatandaşın 40 yıldır oturduğu evi elinden aldılar.
Vatandaşın Hem de tapu tahsil belgesi var. Yalancı şahitler ile vatandaşın 40 yıldır oturduğu evi elinden aldılar Ne memleket ama...
Türkiye’de bu da oldu: Emin Çölaşan ve Necati Doğru FETÖ’cüymüş!
Sözcü Gazetesi yazarları Emin Çölaşan ve Necati Doğru’nun ve bazı yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 5 isme “FETÖ’ye yardım” davası açıldı....
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
http://avrupabirligigazetesi.com.tr/