2014-pronovias-gelinlikleri-1
KurbanBayramiGazeteIlaniBASKI copy
Avrupa Birliği Gazetesine Hoş Geldiniz
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Bu muhalefet değişmezse AKP 500 sene daha kalır

Bu muhalefet değişmezse AKP 500 sene daha kalır
  • 06.11.2016
2BC_varol44

Özdil, “Türkiye’nin çok ciddi muhalefet problemi var” dedi ve ekledi: Memleketin bu kadar kötü hale gelmesinde muhalefetin de vebali var. Kaybetmiş insanlarla devam edilirse, tekrar kaybedilir. Muhalefet değişsin, AKP diye bir şey kalmaz

“Adam ol baban gibi eşek olma”… Bir saman kağıt üzerine el yazısıyla yazılmış bu cümleyi babam önüme koyduğunda 10 yaşımdaydım. “Virgül’ü nereye koyacaksın” diye sormuştu. Elbette doğru yere koydum. Ama “Adam” olmak ne demek, ben o gün öğrendim. Yıllar sonra bugün elimde içinde 400 küsur adamın olduğu, 500 küsur sayfalık “Adam” diye bir kitap, karşımda da bu kitabı kaleme alan o ADAM oturuyorsa, hiç kuşkum yok, güneş yeniden doğacak…

MUHALEFET PROBLEMİ VAR

– Adam’ın arka kapağında; “Yıkılsın diye karşı devrim kazmalarıyla kolonlarına kolonlarına vurulan Türkiye bugün hala ayakta duruyorsa… İşte bu adamların ortak karakteri, ortak zihniyetinin sırtında duruyor” diyorsunuz. Türkiye nereye gidiyor?
Darbe girişimi oluyor, o oluyor, bu oluyor. Memleket allak bullak. Her gün yüreğimiz ağzımızda. Her gün bir skandal, her gün bir felaket. Yani Türkiye iyi yönetilmiyor. Ama Türkiye’nin sadece iktidar problemi yok. Türkiye’nin çok ciddi muhalefet problemi var. Dünyanın hiçbir ülkesinde muhalefet değişmeden iktidar değişmez. Kaybetmiş insanlarla devam edilirse, tekrar kaybedilir. Muhalefet mutlaka ve mutlaka değişmek zorunda. Aslında memleketin bu kadar kötü hale gelmesinde, hatta AKP’nin bile bu kadar kötü hale gelmesinde muhalefetin vebali var. Çünkü muhalefetsizlik AKP’yi bu kadar iktidar şımarığı, bu kadar iktidar sarhoşu haline getirdi. İktidarda oldukları için uzun süre kendilerini çok mutlu hissettiler belki ama hukuk dışı yöntemlerle muhalefeti bastırarak, şekillendirmeye çalışarak, aslında kendi felaketlerine sebep oldular. Bugün eğer iktidar partisi FETÖ’cülere yol verip, muhalefeti hukuk dışı yöntemlerle saf dışı bırakmaya çalışmasaydı, 15 Temmuz diye bir şey yaşanmazdı. Burada iktidarın sorumluluğu elbette öncelikli. Ama muhalefeti değiştirmeden, bu iktidarı değiştirmek söz konusu değil. Einstein’in dediği gibi; “Aynı şartlarda farklı sonuç beklemek ahmaklıktır.” Muhalefet şartlarını değiştirmeden, iktidarın değişmesini beklemek ahmaklıktır. Muhalefet değişsin, AKP diye bir şey kalmaz. Muhalefet değişmezse AKP 500 sene daha kalır.

REJİM DEĞİŞMEMELİ

– Ama şimdiki meselemiz “Başkanlık” bizim…
Aynı şey… Türkiye’nin rejiminin değişmemesi gerekiyor. Türkiye’nin başkanlık sistemine geçmemesi gerekiyor. Ama eğer muhalefeti değiştiremezsek, muhalefet kendisine çeki düzen vermezse, muhalefet kendisini yenilemezse sonuç kaçınılmazdır.

– Nisan ayında referanduma gider miyiz? 
Yarın ne olacağını ben Türkiye’de hiç kimsenin söyleyebileceğini sanmıyorum. Türkiye maalesef böyle bir türbülansa sürüklendi. Ancak Türkiye’de her ne olacaksa, Amerika’daki başkanlık seçiminden sonra olacak. Amerika’daki başkanlık seçimlerinden sonra, yeni başkana göre Amerika Birleşik Devletleri’nin ben yeni bir Türkiye vizyonu ve yeni bir Büyük Ortadoğu Projesi vizyonu koyacağını düşünüyorum. Maalesef bizi 1950’den beri, yani Demokrat Parti, Adalet Partisi, ANAP ve şimdi de AKP sürecinde, hatta aradaki 12 Eylül darbesi sürecinde, Amerika’nın domine ettiği kanaatindeyim. Dolayısıyla bu Büyük Ortadoğu Projesi denilen saçmalığı da Türkiye’nin başına ABD’nin sardığını biliyoruz. Tayyip Erdoğan’ın danışmanının bunu deliğe süpürmeyin diye Amerikalılara yalvardığını biliyoruz. Dolayısıyla Amerikan başkanlık seçiminden sonra, yeni başkanla beraber Türkiye’de pek çok şeyin değişeceğini öngörüyorum. Obama dönemi ile Türkiye’ye biçilen rolün sona erdiğini, Clinton veya Trump’la birlikte Türkiye’ye yeni bakış açısı olacağını düşünüyorum.

Avantaforlar için…

– Kitaba dönersek; ilk gazetecilik dersini Nejat Uygur’dan almışsınız!..
Üzerinde “Avantaforlar için” yazan hediye tiyatro biletleri benim hayatımın derslerinden biriydi. Muhtemelen ortaokulda filandım. Ben o yüzden basın kartı kullanmam mesela. Basın kartım yok benim. Hiçbir yere bedava biletle gitmem. Emeğe dair hiçbir şeyi bedava kullanmam. Hayatım boyunca hiçbir müzeye, hiçbir konsere, hiçbir tiyatroya bedava biletle gitmedim. Gidilmesini de doğru bulmuyorum. Ama maalesef bugün Türk basını avanta gezilerle hanutçuluk yaparak saygınlığını yitirdi. Bu yüzden Türk basınına vurulduğu zaman, aslında milletin de hoşuna gidiyor. Sadece yargımız, sadece emniyet teşkilatımız, sadece siyaset kurumumuz, sadece askerlerimiz yozlaşmadı. Bu yozlaşmanın başında, aslında medyamız yozlaştı. Siyasetçiler rüşvet alıyor diye haber yapıyoruz. Asıl gazeteciler rüşvet alıyor. Mesela müteahhitten avanta alıp, köşesinde müteahhit reklamı yapan köşe yazarı var. Avanta yemek yediği restoranı yazan var. Kaldığı oteli yazan var. 5 paralık, 3 kuruşluk adamlar haline geliyor gazeteciler. Toplum nazarında bu kadar yozlaşmış kuruma “medya” deyip, hükümet tarafından saldırıldığında milletin de çok umurunda olmuyor. Aslında işin siyasi infaz tarafına bakarken, medyanın da dönüp kendisine bir özeleştiri yapması lazım.

FETÖ’NÜN KİTABINI NEDEN YAZMADIM?

– ‘Paralelin kitabını yazmak için filmin sonunu görmek lazım’ demiştiniz son röportajımızda…
Filmin sonunu henüz görmedik. 15 Temmuz darbesi, bir FETÖ kalkışması. İçinde kimler var? Darbenin elebaşı kim?.. Hangi komutan? Hangi subay? Hangi bürokrat? Hâlâ bunlar bile meçhul. İçeri atılanlar kim bilmiyoruz. Hangileri kaçtı bilmiyoruz. Kim, kimin kardeşi, kim kimin kayınpederi bilmiyoruz. Amerika bunun içinde var. Ama hangi boyutta var bilmiyoruz. 15 Temmuz gecesi bile aklımızda oluşan sorular, bugün hâlâ cevap bulmuş değil. FETÖ denilen organizasyonun, paralel devlet tabir edilen dinci yapılanmanın mutlaka kitabı yazılacak. Ama henüz bunun sonunu görmedik. Bu yapılanmayı tek başına kimse yazamaz. Çünkü Türkiye’deki tarikat yapılanması, Türkiye’deki cemaat yapılanmalarını da dahil etmek gerekiyor. Mesela ülkenin cumhurbaşkanı diyor ki; “Biz ortak menzile yürüyorduk bunlarla, sonra yolumuz ayrıldı.” Orada kastedilen AKP ile FETÖ’nün yürüdüğü ortak menzil nedir? Bu ortak menzilin içinde hangi tarikatlar, hangi cemaatler, hangi dinci yapılanmalar vardır? Bunların hepsi ortaya konmadan, bu kitabın yazılması herhalde erken olur.

SON MANŞETİ DAİMA ÖZGÜR BASIN ATAR

 – 15 Temmuz yorumları ikiye ayrılıyor; şaşıranlar ve şaşırmayanlar. Peki siz hangi taraftasınız?
Şaşırmadım. Çünkü zaten ABD kaynaklı FETÖ organizasyonunu yöneten gazete, gazeteci, araştırmacı, think tank kuruluşu yöneticisi, emekli CIA mensubu, emekli Türkiye büyükelçileri, ya da Türkiye konsolosları gibi kişiler, 6-8 ay öncesinden beri Türkiye’de böyle bir şey olacağını söylüyorlardı ve aynı zamanda Türk kamuoyunu buna hazırlıyorlardı.

 

15 Temmuz ile ilgili açıkta kalan sorulardan biri de budur. 12 Eylül öncesi Amerikan basını, ya da Amerikan CIA emeklileri çıkıp; “Türkiye’de darbe olabilir” filan diyor muydu? Hayır. Bittikten sonra; “Bizim çocuklar yaptı” demişlerdi. Şimdi niye ısrarla her toplantıda Türkiye’de darbe olabileceğini dile getiriyorlardı? Türk kamuoyunu neye hazırladılar? Bunu bize neden yaptılar? Buna herkesin kafa yorması lazım.

bu yanlış bir zihniyet

– Ahmet Şık, Nedim Şener ve Türkan Saylan Ergenekon’da kırılma noktasıydı. Cumhuriyet olayı da bu süreçteki kırılma noktası mı?
Bu sürecin bir durağı… Yani tüm medyayı susturmak, sindirmek, medyayı iktidara biat ettirmek, kendisi gibi düşünmeyen hiç kimseye nefes alacak yer bırakmamak gibi bir zihniyet. Bu zihniyet, yanlış bir zihniyet. Günümüzde internetin bu kadar yaygın olduğu, 5 yaşındaki çocuğun bile cep telefonundan dünyayı takip edebildiği bir küresel sistemde, görsel ve yazılı medyayı bu kadar domine etmeye çalışmak, sadece bu dönemin kara lekesi olarak tarihe geçiyor. Yani kişisel trajediler yaratabilirsiniz, bir takım insanlara zarar verebilirsiniz, bir takım gazeteleri yıkabilirsiniz, parçalayabilirsiniz ama son manşeti daima özgür basın atar.

YOZLAŞMANIN DA PAYI VAR

– Ama mesela Hikmet Çetinkaya gibi bir ismin gözaltına alınması kırılma noktası değilse, ne olarak yorumlanabilir?
Cumhuriyet Gazetesi’nin son dönemdeki yayın politikasını ben benimsemiyorum ve katılmıyorum. Ama bu sadece görüşlerine katılmadığımı gösterir o kadar. Gazetelerin, gazetecilerin görüşlerine katılmayabilirsiniz. Hepsi budur. Eğer bir suç söz konusuysa basın hukuku veya ceza hukuku çerçevesinde bir haberi, bir köşe yazısını yazan kişi ile ilgili hukuki işlem de yapabilirsiniz. Bu olayda bunun bu olmadığı çok belli. Yani bir takım isimleri suçlayabilirsiniz. Ama Hikmet Çetinkaya’yı siz FETÖ’cü ilan edemezsiniz. Hayatı boyunca FETÖ’yü afişe eden adama siz FETÖ’cü diyemezsiniz. Ya da mesela içinde Emre Kongar’ın, Erol Manisalı’nın, Ataol Behramoğlu’nun, Ali Sirmen’in bulunduğu bir gazeteyi siz FETÖ’cü ya da PKK’cı ilan edemezsiniz. Hepimiz biliyoruz ki bu yapılanlar bu gazeteye el koyup, susturma operasyonu. Bu bir siyasi operasyon. Ancak Türk Basını’nın başına gelen bu felaketlerde basındaki yozlaşmanın payını da yok sayamayız.

 

RÖPORTAJ: NİL SOYSAL 

abgazetesin
Demokrasi ve Şehitler Sergisi
Sultangazi Belediyesi, 15 Temmuz’un yıldönümünde, “15 Temmuz Demokrasi ve Şehitler Sergisi” düzenledi.  Sergi açılışında konuşan Sultangazi Belediye Başkanı Cahit Altunay,...
KHK ile 12 dernek, 3 gazete ve 1 televizyon kanalı kapatıldı
Olağanüstü Hal kapsamında çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Furkan İlim ve Hizmetleri Derneğinin de aralarında olduğu 12 dernek ile...
Şişli’de büyük operasyon! Tüm sokaklar tutuldu didik didik aranıyor
Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü koordinesinde, Kuştepe başta olmak üzere tüm sokak ve caddelerde genel asayiş uygulaması başlatıldı. Genel asayiş uygulaması...
Yolcu treninin vagonu devrildi!
Tekirdağ’ın Çorlu ilçesi yakınlarında yolcu treninin yolcu treninin bir vagonu, raylardan çıkıp devrildi. Yaralılar olduğu belirtildi. Olay yerine çok sayıda...
TSK’daki ihraçlarda dikkat çeken isimler
Olağanüstü hal kapsamında çıkarılan 701 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden ihraç edilen subayların arasında Orgeneral Yaşar Güler’in eski...
İki ilden kahreden haber! Ufuk ve Yusuf’tan kötü haber
Günlerdir kayıp çocuklardan gelecek iyi haberi bekleyen Türkiye’nin yüreğini yakacak iki acı haber ajanslara düştü. Hatay’ın Hassa ilçesinde 8 gün...
İÇ İŞLERİ BAKANINI UYARIYORUZ SENİN ADINI KULLANAN OTO DOLANDIRICILARI VAR YAKALA ŞUNLARI SAYIN BAKANIM 
Süleyman Soylu nun adını kullanan oto dolandırıcıları kim Türkiye geneli devletin içinde öyle çeteler çıkıyor ki bakanın adını bile kullananlar...
FETÖ’den tahliye edilen Bursa eski Valisi Harput’a ev hapsi
FETÖ/PDY davasında, 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nin Bursa eski Valisi Şahabettin Harput’un da aralarında bulunduğu tutuklu 3 sanığın, ilerleyen yaşları ve...
Tanık olarak gelmeyen Ali Ağaoğlu hakkında zorla getirilme kararı
FETÖ’cü eski savcı Zekeriya Öz’ün Dubai tatili” davasında tanık olarak dinlenmesi beklenen Ali Ağaoğlu duruşmaya katılmadı. Mahkeme heyeti Ali Ağaoğlu...
FETÖ’cü Zaman Gazetesi davasında karar
FETÖ’cü Zaman Gazetesi’nin eski yazarları ve yöneticilerine yönelik açılan 4’ü tutuklu 11 sanığın yargılandığı davada karar çıktı. Mahkeme kararında 6...
Serdar Ortaç’la kısa bir söyleşi
23. Cide Rıfat Ilgaz Sarıyazma  Kültür ve Sanat Festivali kapsamında Cide’de konser verecek olan Türk Pop Müziğinin ünlü ve sevilen...
Avusturya’da tartışma yaratan öneri: Erdoğan’a oy verenler Türkiye’ye dönsün
Türkiye karşıtlığının üst seviyede olduğu Avusturya’da aşırı sağcı Özgürlük Partisi’nin Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Heinz-Christian Strache ülke içinde tartışma...
AP’den Türkiye’ye vize serbestisi şartı: Kıbrıs
Avrupa Parlamentosu (AP) Türk vatandaşlarının AB vizesinden muaf tutulmasını Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanıması koşuluna bağladı. DW Türkçe’de yer alan habere...
Bakliyat devine FETÖ operasyonu
Mersin’de FETÖ soruşturması kapsamında bakliyat devi Arbel Gıda’nın sahipleri Mahmut Arslan, Hüseyin Arslan, Ali Arslan ve Hasan Arslan hakkında gözaltı kararı çıkarıldı....
YSK kesin sonuçları açıkladı
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) 24 Haziran’daki seçimlerin kesin sonuçlarını açıkladı. Ayrıca YSK Başkanı Sadi Güven ve YSK üyelerinin imzalamış olduğu...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

%d blogcu bunu beğendi: