2014-pronovias-gelinlikleri-1
KurbanBayramiGazeteIlaniBASKI copy
Avrupa Birliği Gazetesine Hoş Geldiniz
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

TAMGALAR’DAN TARİHE BAKIŞ

TAMGALAR’DAN TARİHE BAKIŞ
  • 31.12.2016
2BC_varol44

Genel  tarih  öğretisinde tarihin  yazı ile  başlamış olduğu  kabul edilmiştir. Bilimsel  düşüncenin  temelinde objektif  olmak,  olaylara şüpheci yaklaşmak   ve  sorgulamak, yeni  bulguların  teyidi  durumunda ise değişkenliğe açık olmak  bu  bağlamda da  deneysel  görüşlere yer vermek  esastır….

tamgalardan-tarihe-bakis

Yazılı  tarih  geçmişten günümüze aktarılan  olayların kronolojik  sunumları içinde yer almaktadır….Bilinenlerin dışında  araştırmaların yeni  bulgular  sonucu   yönlerinin değişikliklere gidilmesini de  zorunlu kılmaktadır. GÖBEKLİTEPE   bunun son  örneği  olmuştur.

 

MÖ.  10  binlere inen  bu bulgu neolitik dönem  verilerinin ötesinde  insanlık tarihini  bilinen zaman diliminde  ayrı  bir yere taşımıştır.

 

GÖBEKLİTEPE  bulgusunun da  hatırlattığı üzere, tarihe objektif  ölçülerle yaklaşırken, maddi  kültür verilerini de ayrıca şüpheciliği dışlamadan   ele almak gerekmektedir.  Bu  bağlamda çağdaş tarih yorumlarında  destanlar ve  mitolojik  veriler  bir kenarda  muhafaza edilirken ,  Arkeoloji, Antropoloji, Dil yapılanması, Genetik verilerin  de  yazılı  tarihin  temellerinde yerlerine oturtulması  gerekmektedir…

Göbeklitepe  ile ilgili  farklı   yaklaşımlar  içinde  konu irdelendiğinde  Orta Asya’da her geçen gün mevcudiyetleri  ortaya çıkmakta olan  maddi  kültür unsurları içindeki  TAMGALAR da  dikkate alınmalıdır.  Bunların,  coğrafya’da  gerek  mekan  ve gerekse   zaman  kesitleri açısından  benzerlerinin  değişik  bölgelerdeki tekrarları dikkate  çarpmaktadır. Tamgaların izinde maddi  kültür  unsurlarına  da bakıldığında  görüntüler  insanlık tarihine ayrı bir açıdan  da  bakmayı gerektirmektedir…

 

Coğrafyanın  değişik  bölgelerindeki   benzerliklerin  ve tekrarların  aidiyet  bağlantıları  nelerdir?  Etkileşim yolu ile bir yayılma mıdır ?  Yoksa farklı coğrafyalarda  bu  benzerliklerin  tekrarı  bir tesadüf müdür?….

 

Konu  küresel  boyuttaki  emsalleri ile ele alındığında  Amerika kıtasının  birçok  bölgesinde  Asya’daki benzerleri olan tamgalar, petroglif ve piktogramların ortaklıkları  ve kültürel  aidiyetleri olabilir mi  sorusu  öne çıkmaktadır…  Gerek arkeoloji  ve gerekse antropolojinin  verilerine göre,  Asya  kıtasından  Amerika Kıtasına  geçişlerin  MÖ. 15 / 12  bin  yıllarında olduğu  görüşü  ağırlık taşımakla beraber yeni  bulgulara göre  bu  geçişlerin MÖ. 40 bin  yıllarına kadar indiği  iddiası da vardır….Bu  bağlamda Altay  kültür  alanında  olduğu kadar, Amerikan  Kızılderililerin maddi  kültür unsurları içinde  de yer  alan  ÜÇGEN yorumları, Kam  Davulları  benzerleri, Hayat Ağacı  yorumu,  kilimlerde görülen motiflerin  bire bir  tekrarı, petroklif  ve piktogram gibi  kaya üstü  pek çok  resimlerin varlığı  sorgulamayı zorunlu kılmaktadır…Bu örneklemelerin özelliği, MÖ: binlerce yıl  önceden Asya coğrafyasından Amerika kıtasına    taşınmış olmaları  Asya ‘daki   yaşam alanlarında bulunan emsalleriyle birlikte ele alındıklarında konunun ,MÖ:  10000  yıllarından çok  daha  öncelerine uzandıklarına dair  karineler oluşturmaktadır…

 

Maddi  kültür unsurlarının  coğrafyanın  farklı   alanlarındaki  yansımalarından   tamgaların   ,petrogliflerin,  piktogramların  bu yayılma  alanları içinde  dikkate  çarpan  örneklerinden      ( Üçgenler, Hayat Ağacı,Ejderha , Yılan,Çift  Başlı  Kartal, Boğa  boynuzu formu,Geyik yorumları, Dağ keçisi  yorumları,  Uçan  At, Kaplumbağa, Ay- Güneş,  Güneş Adam, Halay  çeken   insanlar, Çarkıfelek betimlemesi,Gök  Çarkı, Tengri  tamgası, Sekiz  Dilimli Güneş   arabası……vb….unsurlar  öncelikli olarak ele alındıklarında :

En  az ,MÖ:20000 den  ,   günümüze  yansıyan  sayısız durumda  olan    tamgalar  içinde , özellikle   pek   çok  kültür alanında  da  benzerlerinin   tekrarı  görünenlerin, yazılı tarihteki  yeri  ne  olacaktır  sorusunu ortaya çıkarmaktadır…  Bu  bağlamda:

 

  • ÜÇGENLER VE  TANRI  DAĞLARI:  Altay  kültürü  içinde  yer alan  bu    tamganın  MÖ. 10000 çok  ötesine  uzanmakta olduğu  ve pek çok  kültür alanında  farklı  şekillerde  yorumlanmış olduğu  görülmektedir.
  • Gerek Altay  kültüründe  ve gerekse  Kızılderilerin Kam Davullarında  bu üçgenler mevcuttur….Bu da  MÖ. 10000 yıllarından daha  öncesine ait ve  paylaşımı yaygın olan   bir kültür değeri  olduğunu göstermektedir.
  • Bu üçgenlerin  MÖ. 10000  gösteren Göbeklitepe  sütunlarının  bazılarının  üst kısmında  yer almakta olduğu da  görülmektedir….Altay kültür alanı   ve Kızılderili  kültürlerinde ise   daha  eskilere  gitmektedir….
  • MÖ. 7000  gösteren Çatalhöyük  MÖ:6000  Hacılar,  bulguları içinde bazı  bölgelerde duvar  freskleri ve Hacılarda  seramikler   üstünde   görülen dalgalı   üçgen çizimlerinin  yer aldığı görülmektedir..
  • Aral  Gölü güneyinde Türkmenistan  bölgesinde MÖ.9/5bin ANAV   kültür alanında  bulunan arkaik dönem maddi  kültür  yerleşkesindeki  unsurlarda    üçgen  mötiflerinin pek çok  tekrarının bulundukları  izlenmektedir…Bu  kültür  alanının Anadolu’nun  en eski   kültürleriyle   ile  bağlantılı olduğu  iddiası  ise, McCow  ( MÖ. IX bin )     tarafından ileri  sürülmektedir.
  • Aynı  üçgen  motiflerini Sümerler,Arkaik  Mısır, Truva,  Hitit, Urartu kültür alanları içinde de   kullanım alanlarının varlığına ve örneklerine rastlanmaktadır….
  • Kabe’nin  İslamiyet’ten  önceki  örtüsünde de   dalgalı üçgen  motifinin  bulunduğu   ne anlama  geldiği sorusu öne çıkmaktadır….
  • Günümüze kadar taşınan  binlerce yıl  ötesinden  gelen bu maddi kültür  unsurunun  tekrarındaki inanç  faktörü nedir?….MUSKALARIMIZ  NEDEN ÜÇGEN ŞEKLİNDEDİR ?   Konu  değişik  açılardan  sorgulanırken  başlangıç  noktası   Altay  Kültürünün  yeşerdiği   coğrafyada  KAM  Davulları  hatırlandığında    rituellerin  dağların  yüksek  bölgelerinde  yapılmakta  oldukları, bu  dağları  TANRI DAĞLARI   olarak  nitelemiş  oldukları,   ve ilahi  değer  verilen  dağları ise  tamgalarda ÜÇGEN şeklinde betimlemiş olabilecekleri  karinesi  güç kazanmaktadır….Bu kutsiyet ve inanç  binlerce yıl  coğrafyanın  değişik  bölgelerine göç etmiş olan  Altay   bölgelerinden gelen   topluluklar tarafından ortak  inanç  olarak  taşınmış  ve  kültürden  kültüre aktarılmış   olabilecektir.. Muhtemelen Gök Tanrı inancının  Amerika kıtasına kadar   taşınan  bu kültür kalıbı  da dikkate alındığında, sürecin  MÖ. 10   binlerden  çok  daha   eskilere uzandığını bu  bağlamda kabul  etmek gerekmektedir… Konu açısından  bu ritüellerin  güncel örneğinin  Denizli, Muğla arasındaki  Çiçek  Baba  Dağında  her yılın  Ağustos  ayı  son Perşembesinde dağ  zirvesinde  eski Türk  geleneklerine  göre  yerine getirilmekte olduğunun  binlerce yılık  bir  kültürün İslamiyet içinde  yerine getirilmesi ne  anlam taşımaktadır ?.. Bu kültürel davranış  şeklinin ata ruhlarını  anma  geleneğinin geçmişten bu güne  binlerce yılık  bir uygulamasının devamı mıdır ?… .Asya  Coğrafyasında görülen tamgaların  dağların çok  yüksek  bölgelerinde gene binlerce yıldır üst üste  yapılmış olmaları  bu  geleneğin ve  retoriğin  bir  ürünü müdür?… Çiçek Baba Dağı  örneğinden   binlerce yıl gerilere  gidildiğinde  ritüellerin  yapıldığı  bölgelerdeki dağlara TANRI DAĞLARI denilmesi  bir  anlam  kazanmayacak mıdır ?… Bu  dağların  tamgalarda    üçgen şeklinde betinlenmiş   olabilecekleri de   mümkün  değil midir.. ? 
  • HAYAT  AĞACI : Altay  Kültürü içinde  değer taşıyan bir diğer inanç  simgesi  de,  Hayat Ağacı  olmaktadır. Bu kültür motifinin coğrafyanın  pek çok  yerinde  belli inanç  sistemi içinde tekrarı  antropoloji  açısından önem ifade etmektedir….Altay  kültürü içindeki  belirginliği  yanında  bu inanç sisteminin sembolünün  MÖ.  15  / 12  binlerde  Amerika kıtasına da taşınmış olması ayrı  bölgelerdeki  bu iki kültür arasındaki bağlantının  Bering  yolunun buzul çağının sona ermesinden sonra kopmuş olması   dikkate alındığında , pek çok  tamgada olduğu gibi  Hayat Ağacı  sembolünün de belirtilen tarihler arasında taşınmış olabileceği  karinesini güçlendirmektedir..
  • Bu  bağlamda, en  az MÖ.15000 uzanan  Altay  Kültür sahasının dışında, Çin  ve Hint  kültür alanların da bu  inanç  sembolü görülmektedir. MÖ.  IV bin.Sümer   ve MÖ: 3000  Mısır,  MÖ.  2000. Asur, MÖ.  1500.  Hurilerde, MÖ: 1200  Friglerde   Mö. 8 YY. Urartularda,  MÖ. 6 yy. Perslerde, Hayat Ağacı  inancının  paylaşımı görülmektedir…
  • Diğer yönden, Lapon, İzlanda ve İskandinavya  coğrafyasında  ise  Hayat Ağacı  sembolünün  yaradılış inancı ile bağlantılı  olarak yer almış  olması, etkileşim teorisi konusunda ki  görüşlere  destek  vermektedir….Bir  diğer  tespit de  Avustralya’daki  ULURU  kayalığında  görülen  Hayat  Ağacı  kaya üstü  resmidir…
  •  Bu  konuda  özellikle MÖ. 1000    yıllarında   Kimmer ve İskitlerin İskandinav  bölgelerine gelmiş  olmaları ve  bu inancın  bölgede  paylaşılmış olması  ihtimalini de  söz  konusu  etmektedir.  Konu açısında, MÖ. 1000 tarihini  gösteren  İsveç’teki KİVİK  KURGANI  bulgularına  bakıldığında  Altay  Kültürü içinde çarpıcı  şekilde bulunan  ortasında   ( + )  işareti bulunan (  O  )  daire şeklindeki  TENGRİ  tamgası ile,  ayrıca  ÜÇGENLERİN bu  kurganda  bulunmaları, bu  bölge  kültürü ile Altay   kültürü  arasında etkileşimin  varlığına karinedir… İnanç sistemi içinde  Hayat Ağacının  üstünde  gökyüzü ile bağlantılı Çift Başlı Kartalın  bulunduğu, bu ağacın  ortasının  yaşam  alanı olduğu,  köklerinde ise,  ejderha ve yılanların  bulunduğu hususu da mitolojik  anlamda yer almakta   olup konu  Altay   Kültürünün ürünüdür……Günümüzde Astana  kentinde BAYTEREK olarak  adlandırılan kule, Hayat Ağacı  olarak tanımlanan  inancın  çağdaş  bir yorumu  olmaktadır…
  • ÇİFT BAŞLI  KARTAL :Bir  diğer İnanç bağlamlı sembol ise,  ÇİFT  BAŞLI  KARTALDIR…  Altay Kültüründe  SEMRÜK  BÜKÜT  olarak   nitelenen bu  mitolojik kuş sembolü Hayat  Ağacı ile  özdeş olup, inanca göre  bu ağacın tepesinde  yaşamış olduğu    var sayılmıştır.. Çift  Başlı kartal  yorumlamasının ayrıca  MÖ: 3000 Sümerlerde ki  tabletlerde  de  görülmektedir, diğer yönden bu yorumlamanın  MÖ. 2000 itibaren  Hattiler  üzerinde  Hititlere de geçmiş olduğu  kaya kabartmalarında yer almaktadır. Bu sembol zaman içinde  MS. Yüzyıllarda Bizans’ta ve Selçuk’lu da kullanılmıştır.. Çift Başlı kartal sembolünün Kutsal Roma Germen  İmparatorluğu, Rus  İmparatorluğunda  kullanılması gibi, günümüzde de  Arnavutluk  Bayrağının simgesi  olarak  da kullanıldığı görülmektedir… Farklı  kültür alanlarında da halen  kullanılmaktadır…
  • KAM  DAVULLARI : MÖ.  10000  öncelerine uzanan  bu maddi kültür unsurunun gerek Asya’da  ve gerekse  Amerikan  yerlilerinde kullanılanları  arasındaki   benzerlikleri de  bir diğer  kültürler arasındaki aidiyet  konusunu  tartışmaya açmaktadır…Her iki  davul üzerindeki betimlemelerin ortak  anlamları dikkate alındığında,   etkileşimden ziyade konu,aynı kültür  bağlantılarına yollama yapmaktadır. Bu davullar üzerindeki sembollerin anlamlarına ele alındığında ,  davulların ortasında yukarından aşağıya  doğru olan dikey çizimim  göğün direği anlamını  taşıdığı… Bunu kesen yatay çizginin yer ve gök ayrımı anlamına  geldiği…  Dikey  çizginin üstündeki dairenin gökyüzü ve sonsuzluğu simgelediği… Aynı çizginin  altındaki  yarım  dairenin cehennem anlamında TAMUYU  gösterdiği,  Üçgenlerin   TANRI DAĞLARI inancını  yansıtmış  olabileceği,

Halay çeken insanların sosyal yapıyı  temsil etmekte olduğunu ( RİTUEL DE OLABİLİR )…  Hayat  Ağacı sembolünün  yaşamla  ilgili  olarak  sosyal içeriğinin  toplum açısından ne kadar  önemli olduğu hususunu, on bin yıldan öte  bir zaman diliminden   günümüze kadar gelen ŞAMAN   inanç sistemi içinde  görmekteyiz.

BOĞA BOYNUZLARI : Sembollerin erken arkaik  dönemdeki yansımaları   arasında  BOĞA  BOYNUZU  sembolünün  pek çok  kültür alanındaki   tekrarları olmaktadır. Boğanın   güç ve kuvveti yansıtması  yanında, yeniden  var oluşun simgesi olarak  kabul edilmiş olması  bu  anlamda  inanç sistemleri üzerindeki  etkilerinin Altay Kültürü  içinde  tamgalara yansımasında ilk  örneklerini görüyoruz.Bu  bağlamda  MÖ. 17000  Hakasya’da  bulunan  tamgalar içinde KUN AY  olarak  ifade edilen  sembolde hilal şekli ile  ortasındaki yuvarlak  sembol bir şekilde  boynuz açıları arasına yerleştirilmiş güneş görüntüsü  vermektedir…. Kazakistan’da  bulunan  kaya üstü  resimler arasında görülen  boğa  yorumunun Göbeklitepe sütunlarından  birinin üstünde  kabartma şeklinde görülmesi de  ilginçtir… Yerleşik  kültür alanları içinde  MÖ. 7000   Çatalhöyük kazı alanındaki  mekanlardaki bazı yerleşkelerde, BOĞA BOYNUZU yerleştirilmiş bulunan  odaların  muhtemelen  bu mekanın  bir rituel  yeri  olabileceğine karine olmaktadır…Keza MÖ: 3000 Sümer  Kültüründe, GIlgamış Destanı hatırlandığında Gıgamış’ın arkadaşı  Enkidu’nun  çift  boynuzlarının  olduğunu  mitolojik  anlamda  yorumlandığını  görüyoruz.  MÖ. 3000 . de gene Mısır  Kültürü içinde  Tanrıca ISIS ‘in  başında bulunan  çift boynuz  arasındaki  güneş  sembolü, KUN AY  tamgasını  hatırlatmaktadır…Gene Türk  mitolojik  anlatımı içinde  OĞUZ  ATANIN  çif boynuzunun  olduğu sözlü  edebiyatta yansıma  yapmaktadır….Ayrıca, Girit  Medeniyetinde  MÖ: 1900  Knossos’ ta  bulunan  boğa  boynuzunu  sembolize eden  yorumlama  bu inanç sisteminin Anadolu üzerinden Girit Adasına taşınmış  olabileceğine karine oluşturmaktadır…Gerek Arkaik Mısır  ve gerekse, kadim  Hindu inancı içinde kutsal  sayılan  inek  veya boğa  betimlemelerini  görüyoruz…MÖ.1500  Hitit kültürü içinde  özellik ifade eden  HİTİT GÜNEŞİ  olarak  tanımlanan güneş kursunun anlamı  da  ayrıca  dikkate çarpıyor. Güneş  Kursu  olarak  tanımlanan bu arkaik  objeye bakıldığında, kurs’un  bir  boğa  boynuzu  sembolü üzerine oturtulmuş  olduğu,  Asya  tamgaları içinde yer  alan GÜNEŞ ADAM  betimlemesine  benzer şekilde  kurs’un  çevresinde ışınların çıkışını  anımsatan  yorumların  bulunduğunu,  kurs’un  içindeki   bölümlerin  üçgenler şeklinde yorumlanmış  olduklarına  ve  gene kurs’un  üzerinde  TENGRİ   TAMGALARININ aynısı olan daire şeklindeki  sembollerin  olduğunu  görüyoruz. MÖ. 17000 gösteren  KUN AY,  gene  en az o kadar eski TENGRİ ,  ve  ayrıca  TANRI DAĞLARININ  HİTİT kursu üzerinde  tek  bir  sembolde birleştirilmiş olmaları  nasıl  yorumlanacaktır? Bazı görüşlere bu da bir tesadüftür(!)…  Boynuz  ve güneş  sembollerinin coğrafyanın  farklı  bölgelerindeki dağılımına  bakarken  bunun ilk  çıkış   mekanının  hangi  kültür  alanı içinde olduğuna ve  oradan  nasıl  yayılmış  olacağına  bakmak  gerekmektedir…MÖ. 17000 gösteren Hakasya’daki  KUN AY   sembolünün benzerinin MÖ. 10000  gösteren  Göbeklitepe  sütunlarından birinin  kenarında  yorumlanmış  olması   ve giderek  inancın somutlaşmış şekilde MÖ. 7000 Çatalhöyük bulguları içinde  boğa  boynuzları şeklinde bir rituel  mekanında  bulunmaları  inanç  paylaşımı konusunda  nasıl ele alınacaktır ? Michelangelo,  Musa  heykeli  yorumlarken    neden heykelin  başına  iki  boynuz  koyarak  ne mesaj  vermek  istemiştir ?….     

Tamgalar  petroklifler, piktogramlar içinde, UÇAN AT, GEYİKLER, DAĞ  TEKELERİ, en çok  ele alınan yorumlar  olmaktadır.    Homer  tanımlamaları içinde  Yunan Mitolojisinde  Uçan At ( Pegasus’su )  görüyoruz.  Homer  MÖ. 9 yy. yaşamış  olduğuna  göre,  MÖ. 13.yy. Kuzey Mezapotamya’da  bulunan  Uçan  at  tableti  Homer’den 4 yüz yıl  önce  bir  başka  coğrafyada  nasıl  betimlenmiştir.. Halen Metropoliten Müzesinde bulunan bu Mezapotomya Asur kültürü içinde yer alan  Pegasus  yorumunun  kökleri  nereden gelmektedir…. Diğer yönden   Altay  Kültürüne  tekrar  döndüğümüzde,  Tamgalar içinde  MÖ.  Binlerce yıl  ötesine uzanan  kaya üstü   betimlemelerde  Uçan at  yorumlarını  görüyoruz.  Altay  kültürü içinde yer alan ve TULPAR  olarak nitelenen uçan  at  ve ayrıca   gökyüzü  arabaları   yorumlarının  Mezapotamya ve  Yunan Mitolojisi  kültürlerinden çok  öncelere uzamış  olduğu   da anlaşılıyor. Altay  kültüründeki  piktogramlarda yer alan  uçan atların  TULPAR  olarak tanımlanmış olduklarını  bu  yorumun  Anadolu’ya  çok  sonraları gelmiş  olabileceğini   de görüyoruz… …. Tamgalar içinde   önemli  betimlemeler kapsamında,  GEYİKLERİN yer almakta oldukları da   görülüyor…. Günümüzde, Kuzey  Moğolistan’da yaşamakta olan  DUKHA  Türk  toplumunun   inancında  geyikler olmazsa yaşayamayız  anlayışı bu coğrafyada  binlerce yıllık  bir yaşam  anlayışının  kuşaktan kuşağa  geçişlerinin  antropolojik bir izahı  oluyor…Kültürel süreklilik   açısından   Geyik  tanımlamasının tamgalarda  binlerce yıldır  hem Asya da hem de   Amerika  kaya üstü resimlerindeki  bire bir  benzerleriyle  tekrarı    inanç  bağları  yanında yaşam felsefelerindeki  ortak değerlere ayrıca  karine oluşturuyor… Bu kültür  motifinin  daha sonra  özellikle İSKİT Türklerinde  birçok alanda  süsleme olarak kullanılmış olması da   verilen  önemi  gösteriyor…. Özellikle   Hitit   kültüründe de  geyiğe verilen  önemin anlamı  kültür  değerlerindeki  yerini  ifade ediyor…  Bu  konuda Hitit, İskit ve Kimmer   sanatlarında Geyik ve Dağ Tekelerinin bronza dökülmüş  tünek   şeklindeki yorumlardaki  benzerlikleri de ortak inancın  ve  kültürün paylaşımı  olması  ihtimalini  güçlendiriyor…

 

Tamgaların izleri üzerinden  yola çıkıldığına, ( Güney Sibirya Moğolistan ,  Gobi Çölü, Kazakistan  Tamgalı Say , Saymalı Taş ( Güneş Adam , Gökyüzü  Arabaları) Kırgızistan Tanrı Dağları ,  Talas Yaylası, Rusya   Lena,  Hazar kıyısı  Gobustan, Hakkari Yüksekova Gevaruk  Yaylası, Kağızman  Camuşlu Köyü,  Erzurum, Kütahya  Çavdar Hisar, İzmir Ödemiş ..vb.   tarihin  değişik zaman  kesitlerinde  ve zaman aralıkları içinde  Altay coğrafyasından kopan topluluklar  belli inanç sistemleri ile  değişik alanlara inançlarını ve yaşam değerlerini  taşlara kazıyarak  asırlarca sürekli  taşımış  oldukları  anlaşılıyor…  Bu  tamgaların içinde en çok tekrarlananları ise Kam Davullarında sitilize  edilen  yorumların oldukları görülmektedir… Gerek geyikler, dağ tekeleri,  gök yüzü arabaları ve atlar, tengri tamgaları,  üçgenler , boğa   yorumları,  güneş adam tanımlaması vb. yorumların AMERİKA KITASINDAN ,  İsveç’te bulunan   KİVİK KURGANI  örneğine kadar yaygınlığı  konu  hakkındaki soruları çoğaltmaktadır….

 

Tamgaların gösterdiği kültür alanlarına  bakıldığında, bunların   yazılı tarih öncesi  yaşam alanları konusunda ki  bir uyarı olmaktadır.  Belli  arkeolojik  kültür alanları içinde  yer alan  kazı alanları da bu bağlamda ,

 

  • ANAV  KÜLTÜRÜ    MÖ.  9 BİN /   5 BİN
  • ÇATALHÖYÜK      MÖ: 7000
  • HACILAR MÖ: 6000
  • KELTEMİNAR KÜLTÜRÜ  MÖ.   3 BİN
  • AFANESYEVO  KÜLTÜRÜ  MÖ. 3 / 2  BİN
  • ANDRONOVA  KÜLTÜRÜ  MÖ. 2/ 1  BİN  olarak  ele alındıklarında,

Asya   coğrafyasında  ortaya çıkan bulgulara  ilaveten muhtemelen yeni  kazılarla da  bilinen değerlerin  yeniden  ele  alınmasını  zorunlu kılacak  ve insanlık  tarihinde  önemli değişikliklere  neden olacak  bir  görüntü söz  konusu olabilecektir…

 

Bütün  bu  süreç  içinde GÖBEKLİTEPE bulgusu bilinen  değerler arasında  önemli  bir ara kesit ve duraksama noktası   olmuştur…Buraya  gelmeden önce  yapılacak  değerlendirmelerde  tamgalar  ile  Göbeklitepe  bulguları  arasında maddi  kültür unsurları arasında  illiyet var mıdır ?.. MÖ. 10000   tarihlenen  ve gizemini  koruyan Göbeklitepe  bulgusunun tarihleme açısından  şimdilik  bezeri görülmüyor. Ancak, bu arkeolojik  yapının  yukarıdan  bakıldığında  görülen  labirent  şeklindeki  kesiti  daire şeklinde bir labirent biçimi  gösteriyor…Bu açıdan konu ele alındığında,  Altay  kültürü alanında  MÖ. 10000 ötesi dairesel şekildeki kaya üstü  çizimlerde  labirent izlenimi  veren  tamgalar görülüyor.  Bir diğer örneği , yapı  temeli  şeklinde de Kırgızistan’da  bulunan   SOLOVKİ ADASINDA   benzer bir labirent  biçimi yer alıyor…Diğer yönden  İrlanda da  da  tamga şeklinde   bir diğer labirent  yorumu   görülüyor. SOLOVSKİ  ADASI  benzeri  bir  yapı  benzerinim  İskoçya’da  benzerine de rastlanıyor. Diğer yönden,  Kuzey  İtalyada Alp dağları  bölgesinde  benzer labirent yorumuna rastlanıyor,  Ayrıca  Peru’da NAZKA bölgesinde de  böyle bir  sipiral labiremt  şekli yer alıyor…

 

Aztek   Kültütü içinde de  benzer  bir  yorum tablet  şeklinde görülüyor…Avustralya   bulunan   ULURU  kayasında da  bir diğer   benzeri  bulunuyor…  Bu bağlamda  coğrafyanın pek çok  yerinde Göbeklitepe kesitini  anımsatan  dairesel labirent  formlarının  varlığı  gizemini  sürdürüyor… Konu  açısından bu  labirentlerin  rituel amaçlı   yapılanmalar  olabileceği de Franda’daki Chartres Katedralinin   girişindeki  gizemini  koruyan dairesel labirent  bazı çağrışımlar yapıyor…Bu katedralin  yapıldığı  mekanda daha önce  Roma mabedinin olduğu,  daha  önceleri de  o  bölgede Kelt   topluluklarının  yaşamakta  olduğu  Keltler’in  de  Aral  gölü  güneyinden ANAV  kültürü  civarında  bulunan  KELTAMİNAR kültürü  bölgesinde  göç etmiş olabilecekleri dikkate alınırsa,  Asya’daki  tamgalarda görülen  dairesel biçimdeki  yapısal  şeklini  kendi inanç  sistemleri içinde  bölgeye taşımış  olabilirler mi, sorusu akla  geliyor… Kısaca daha sonraları,  Roma Mabedini bu yapının üstüne veya yanına kurmuş olabileceği  gibi, Chartres Katedrali de inşa edilirken  kendi inanç sistemi içinde  bu   şekli  veya  benzerini  Katedral içine taşımış olabilir mi  soru söz  konusu oluyor….  Göbeklitepe yapılanmasına  bu açıdan  bakıldığında,  MÖ. 10000  gösteren bu  kazı alanının, Asya da tamga kültürünün  yaygın olduğu  çok  daha  eski  tarihlere uzanan  zaman kesiti içinde  pek  çok  emsali  şeklinde  coğrafyada  hareket eden  toplumlar tarafından  farklı yerlere  yaşınmış  olabileceği  ihtimalini  sorgulamaya açıyor….Göbeklitepe  sütunları üzerindeki  betimlemeler içinde, ( Dalgalı  üçgenleri,  Anav Kültür alanında görülen, Turna kuşu  benzerleri, Hayat Ağacı  inancına göre,  köklerinde  yaşadığı  var sayılan yılan  formunun sütun üzerinde   yorumlanmış olması,    giderek de çok daha  önemlisi, MÖ. 17000 gösteren Hakasya’da bulunan tamgalar içindeki, KUN AY  şeklinin  Göbeklitepe sütunlarından birinin dar kenasında yer alması, ayrıca  Kazakistan’da bulunan  kaya üstü  resimler içinde   bulunan boğa yorumunu da  Göbeklitepe   sütunlarından  birinde kabartmasının  bulunması çok  yönlü olarak sorgulamayı zorluyor…)

 

Tamgalardan, perroglif  ve piktogranlara oradan  yerleşik kültürlerdeki  maddi  kültür  unsurlarına  geçerken kültürler arasında mutlak etkileşim  faktörünün varlığını kabul etmek gerekiyor. Süreç içinde Asya yolculuğunda,  toplumsal  yapıların daha kolektif hale gelmeleri  inanç sistemlerinde de farklılıklara neden olduğu  görülüyor.  MÖ. 3000 inen  şekilde konu  irdelendiğinde  KURGAN ve BALBAL   maddi  kültür unsurlarının yaygınlaştıklarını,   bunlarında   aynı  coğrafya ve  kültür  alanları içinde yer  almalarının ifade ettiği anlam  aidiyet  bağlarını  tartışmaya açıyor…

 

Tamgalar,  pektogrif  ve piktogramları  takiben , giderek ileri  çağlarda da BALBALLAR ve  KURGANLARIN  izleri üzerinden  tarihi  güzergahları izleyerek, erken  arkaik  döneminden  geç   arkaik  dönemine  yaklaşıldığında  yerleşik  kültürlerden, SÜMER MISIR,HATTİLER; HURİLER, TRUVA ,  MİTANNİ  ve URARTULARA  ve diğer  dönem  uygarlıklarına ulaşılıyor. Coğrafi  yayılma  anlamında ,  tamgalar   petroglif  ve  piktogramlara  ait   benzerliklerin  bu kültür alanlarındaki  örneklerini  de görüyoruz…  Aynı  şekilde MÖ. 3 / 2  bin.Balbalların geçiş  güzergahları da ele alındığına, ORHUN  BALBALI,Moğolistan Balbalları,Tuva Balbalları, Kazakistan Balbalları,Kırgızistan Balbalları, Özbekistan Balbalları, Hakkari Balbalları, Azerbaycan Balbalları Tunceli Dersim Balbalları, ayrıca  Kuman ( Kıpçak ) Taş Baba  Balbalları ve  Ukranya  Balballarına da  bakıldığında  dağılım alanlarının Kafkasya  ve Karadeniz’in  kuzeyinde de  yer aldıkları  görülüyor….Ayrıca  ETRÜSKLERDE ki   Balbal  kültürünün  varlığı ise  bu  konudaki  soruları  ayrıca  tartışma  konusu   yapıyor .Balbal  kültürünün MÖ 3000/ 2000 dönemlerine  ait olduğu dikkate alındığına  bu kültürün  çıkış  noktası ile  yayıldıkları  coğrafyada ,  tamgalardan itibaren yayılma sürecinin aynı  kültür  çevresinden  çıkmış olabileceğine  dair karineler  güçleniyor…. Kısaca, çağdaş  tarihe  giderken  maddi  kültür unsurları içindeki bulgular dikkate  alınarak  ve tamgalardan yola çıkarak  yazılı  tarihe  kadar  olan bakışı ve  bağlantılarını oluşturmaya   yönelik   yöntemini  gerektiriyor….

 

Kültürel değerlerin  sisyasi  yönden  propaganda  amaçla kullanıldığı günümüzde, zaman zaman resmi tarih, sahte  bilim  üzerinden  de üretilmiş  oluyor.  Özellikle, tarihi  köklerini  coğrafyada  daha derinlere oturtmak isteyen  Devletler   farklı  teoriler  ve  kurgularla    hedef  gördükleri  ülkelerin topraklarında içeriği  tartışmalı  tarihi gerekçe göstererek ve  bu  bağlamda geçmişi bahane ederek hedef  gördükleri  yerlerde  zilyetlik  de iddia edebiliyorlar… Bu konuda  Batı’nın   Hint Avrupa  teorisi  üzerinden özellikle  19 yy.  bu konuda  emperyalist arayışlarında meşruiyet  arayışlarında olduğu da görülmüştür….Benzer  yaklaşımın  Göbeklitepe  bulgusu  ortaya çıktığında  bazılarının   bu görüş üzerinden   gene  hesaplı  mesajlar verme arayışına  girdikleri   de  görülmüştür.  Aktarımlarında Türk’lerin  Anadolu’ya  1071 yılında  gelmiş olduğu ön  yargısı üzerinden  verilmeye çalışılan mesajlar unutulmamalıdır…(TÜRKLERİN  ANADOLUYA  GELİŞLERİ  İSLAMİTETTEN ÖNCE VE  İSLAMİYETTEN SONRA  OLMAK  ÜZERE ELE  ALINMALIDIR )   Bu  bağlamda  malum  çevrelerin Göbeklitepe  bağlantılı  bir aidiyet  kurgusuna  girmeye çalıştıkları da görülmüştür….Genellikle  HİNT AVRUPA  tezi  üzerinden de 19 yy. bu yana  hesaplarını kabul ettirmek isteyenlere gene Batılı  bir  Aklademisyen olan Maurıce  Duverger’in  Politikaya  Giriş  adlı  kitabımdaki  açıklaması ( sf. 25 )  önemli  bir  mesaj  olmaktadır…  Duverger, bazı  çevrelerin  zaman  zaman ileri  sürmekte oldukları  HİNT AVRUPA  görüşü hakkında  şu  eleştiriyi  getirmektedir.

 

….. 1813 te Thomas Young,  bu   ana dili  Hint Avrupa  dili diye  adlandırdı. Sonra  da bunu konuşan halk,  “ARİ “ diye  adlandırıldı ve büyük Alman dilcisi  F. Max Muller 1861 de  bu adı iyiden iyiye yerleştirdi. Adı var  kendi yok bir dille   tanımlanan bu adı  var, kendi  yok halk   topluluğunu   bunun üzerine   birçok  sözde  bilginler   bir yere yerleştirmeye  çalıştılar. Vardıkları  sonuçların  birbirini tutmazlığı,  bunların saçmalığını da açıkça  ortaya  koymaktadır.

 

  •  1840 ta    Pott  arilerin   Hindistan’dan çıkmış  olduklarını ileri sürdü…
  • 1868   de Benfrey  bunları  Tuna  ve Hazar Denizi   arasında , Karadeniz’in  kuzeyinden  getirdi.
  • 1871 de J. C.  Cunok ,  bunların kökenleri   Kuzey Denizi  ile Ural  arasındadır  dedi.
  • 1890 da  D.C. Brington ,  galiba  bunlar   Kuzey Afrika’dan  çıkmadır   dedi.
  • 1892 de  V. Gordon Childe  onların   Güney  Rusya’dan geldiklerini   ileri sürdü.
  • XX. Yüzyılın  başlangıcında  K.F.  Johansson ,”Beşikleri Baltık Kıyılarıdır “ dedi.
  • 1921 de  Kossina  daha belirsiz  bir dil  kullanarak   onları   sadece  Avrupa’nın    kuzeyine  yerleştirdi.
  • 1922 de Peter Gides, “ Macaristan’dan gelmişlerdir “ dedi vb….

Kısaca  Duverger, ( Arthur Gobineau’un) da bu  bağlamdaki görüşlerini  hedef alarak ,  devam eden  eleştirisinde “  İşte   bu adı  var kendi   yok  ari ırk … Avrupa’ya   politik  teşkilatı,düşünceyi,  güzel   sanatları kültürü, uygarlığı ilerlemeyi, getirmiş  olan   arilerin  torunları  olacaktı   görüşü, tümü ile    kültür  emperyalizminin  bir  dayatması  olduğunu    ortaya koymaktadır…

 

Sahte  Bilim  yöntemlerine  yönelmeden insanlığın  binlerce yıllık  ortak  mirası olan  kültür değerlerinin,  tamgalardan yola çıkarak,  çoğrafyada  kat ettiği  güzergan üzerinden izleri takip edildiğinde  pek  çok  noktalarda  ortak değerler üzerinde insanlığın  kardeşliğinin izlerini de bulmak münkün olacaktır…

 

Batı  Göbeklitepe    bulgusu  gün ışığına  çıktığı  günlerde kollarını  sıvayarak, bu  kültür ile HİNT AVRUPA  kültürü  arasında  bağlantı  arayışına girerken bile aynı  anlayış içinde hareket  etmiştir…

 

Kısaca,  süreç içindeki tespitleri  kabul  etmeyelim, ret de etmeyelim  sadece sorgulayalım….

 

Ön  yargılardan  uzak   TAMGALARDAN  TARİHE   bakış , muhtemelen  ortak  şifrelerin çözüm  anahtarıdır….. 27 / 12 / 2016

 

  • ERGUN ÖZGEN
abgazetesin
Eski bakan Ertuğrul Günay: Ramazan, bayram, iftar, sahur… Siyasi istismara alet edilecek
2007-2013 yılları arasında AKP’de siyaset yapan eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, 24 Haziran’da erken seçim kararı alınmasına sert...
CHP İYİ Parti anlaştı, 15 CHP’li milletvekili İYİ Parti’ye geçecek
Secim duallası başladı  İYİ Parti seçimlerde hazine yardımı alın diye CHP den istifa ettiler iyi partiye katıldılar. Erken seçimde muhalefet...
Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa” dediler köylerine gönderildiler
Cumhuriyet Kadınları Korosu, bakanların katıldığı etkinlikte “Biz Atatürk kadınlarıyız” deyince konser yarıda kesildi. Bu durum büyük tepki çekti. Edirne, Kırklareli...
İkinci tura kalan adaylar. ak parti ve CHP  olacak.  
 İkinci tura kalan adaylar. CHP ak parti olacak. Muhalefet irtifak ı güzel bir aday bulursa ikinci turda hükümetin irtifak grubunu...
Maltepe’de 23 Nisan coşkusu başladı
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Maltepe’de düzenlenen çocuk maratonu ve kreş etkinlikleri ile başladı. Çocuk maratonunda, 200 çocuk...
ERKEN SEÇİM TARİHİ AÇIKLANDI.  4 Haziran 2018′ seçimlerini Bizde halka sorduk
Sokaktaki halkın düşüncelerini aldık bakalım onlar ne dediler.. Önümüzdeki günlerde Türkiye de heyecanlı bir secim olacak Partilerin oyların da bakalım...
İYİ Parti seçimlere katılıyor
24 Haziran’a çekilen seçimlere İYİ Parti’nin katılıp katılamayacağı merakla bekleniyordu. İYİ Parti’den gelen son dakika açıklamaya göre Yargıtay’ın YSK’ya gönderdiği...
NY Times: Halklar arasında sorun yok
ABD’nin çok satan gazetelerinden New York Times, son dönemde tansiyonun yüksek olduğu Atina-Ankara hattında adalardan baktı. Gazetenin muhabiri Patrick Kingsley,...
Karamollaoğlu: Eğer bu iktidar kazara devam edecek olursa…
Saadet Partisi lideri Karamollaoğlu, erken seçim kararı üzerine partisinin GİK üyelerini olağanüstü topladı. Seçim süreci boyunca izlenecek yol haritasını masaya yatıran Karamollaoğlu, “Bugünkü...
Avusturya’dan sonra Hollanda da: Gelmeyin
Hollanda’da geçtiğimiz yıl yaşanan diplomatik krizin ardından, erken seçimle ilgili kritik bir açıklama geldi. Hollanda Başbakanı Mark Rutte, Cumhurbaşkanı Recep...
Partiler parayı bekliyor
Siyasi partiler genel seçim ve Cumhurbaşkanlığı adayı için yapacakları harcamaları karşılamak amacıyla, hazineden alacakları parayı bekliyor. Erken seçim kararının alınmasıyla...
Erdoğan’dan olaylı derbiyle ilgili açıklama: Kumpas!
Cuma namazı çıkışı gazetecilere açıklamada bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Manifestomuzu İstanbul Kongresi’nde açıklayacağız” dedi. Erdoğan, dün oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş maçında çıkan...
Ülkemiz de koyun sürüsünden oy almak için aday olduk nede olsa hakkını aramıyorlar.
Ülkemiz de koyun sürüsünden oy almak için aday olduk nede olsa hakkını aramıyorlar. Müslüman nın mallarını ganimet olarak satıyorlar Müslümanlarda...
Gaziosmanpaşa CHP Binali Dağdeviren’ in  basın açıklaması
Gaziosmanpaşa CHP İlce Başkanından Baskın Seçim Değerlendirmesi Bu gun ziyaret ettiğimiz CHP Gaziosmanpaşa ilce başkanı Binali Dağdeviren ile 24 Haziran...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ