Tarikatların keramet dolu yalanları

Tarikatların keramet dolu yalanları
  • 12.09.2017
2BC_varol44

 

 Kerametin kabul edildiği, “Allah dostu” nidalarının dilden dile dolaştığı bir dünyadan bahsediyoruz…

 

Din adına hareket ettiğini söyleyen yapılanmalardan birisi de tarikatlardır. Öyle ki yüzlerce yıldır dini sahada hareket eden bu yapıların şeyhleri (önderleri) “Allah dostu” diye tanıtılmakta dahası her tarikat lideri, sürdükleri yola girmeden bir Müslüman’ın “imanını kurtarmasının” neredeyse imkânsız olduğunu ileri sürmektedir. Üstelik bu iddia yalnızca bugünle sınırlı değildir. Bilakis adları büyük evliyaya çıkmış kutuplar, gavslar yüzlerce yıldır bu savı dillendirmektedir. Günümüzde de etkinliğini sürdüren ve en son Menzil gurubuna ait (Nakşibendi tarikatına bağlı bir kol) bir düğünde çekilen görüntülerle gündeme gelen tarikatlar bu gücü nereden almaktadır peki? Tarih, tarikatlar adına hangi çarpıcı vakaları kaydetmiştir? Gelin şimdi tarikatların “keramet” dolu dünyalarına doğru sizlerle birlikte kısa bir yolculuk yapalım.

 

Tarihi 5.yüzyıla kadar uzanan tarikatların çıkış noktası Müslümanların daha sade daha münzevi bir yaşam sürdürmeleri olarak ifade edilmiştir. Diğer taraftan “yaratıcıya kalbi yollarla ulaşma, onu en derin haliyle yaşama ve bir Müslümanların mana dünyasını anlamlı kılma” gibi başlıklarda Tarikatların varlık sebebi olarak gösterilmiştir. İşte tam bu noktada müridi (tarikata bağlı kimse) en saf en manalı yönüyle Müslümanlaştıracak kişinin yani mürşidin keramet sahibi olduğu/olacağı inancı benimsenmiştir. Dolayısıyla böylesi bir durumda bir Müslüman’a düşen görev de keramet bile gösteren o yola girmek, yolun müridi olmak biçiminde açıklanmıştır. Bu nokta çok önemli. Zira bir defa insana “kutsiyet” atfedip, onu adeta ilahlaştırdıktan sonra tarikatlara ve yolu devam ettiren cemaatlere dair bütün eleştiriler anlamını kaybedecektir.

 

EVLİYA OLARAK TANIMLANANLAR

 

Kadiri tarikatının önderi olarak kabul edilen Abdülkadir Geylani ile ilgili annesi tarafından ifade edildiği öne sürülen şu sözler sizce de Kadiri tarikatını “dokunulmaz” (!) kılmaz mı? Birlikte okuyalım: “Oğlum Abdulkadir doğduğunda, Ramazan-ı Şerif başlamıştı. Birinci gün, imsak vaktinden güneş batıncaya kadar süt emmedi. Bu hali diğer günlerde de devam etti. Ramazan- Şerif boyunca gündüzleri hiç süt emmedi. Anladım ki, Ramazan-ı Şerife hürmet ediyor, oruç tutuyordu.”  Evliya olarak tanımlanan kimselerle ilgili daha böyle yüzlerce örnek verilebilir. Hatta bunlarla ilgili cilt cilt “Evliyalar Ansiklopedileri” bile yayınlanmıştır. Bu noktada sadece şu örnekleri vermeyi yeterli görüyoruz: “Ünlü sufi Ebu Hafs Haddad / Demirciydi. Bir gün kızgın demiri ateşten çıkarmış ve eli yanmamıştır. İbrahim Tennuri de kızgın fırına girerdi. Ahmed b.Eb’l-Havari de kızgın fırına girmiş ama yanmamıştı.” Bu arada şunu ifadelim ki, bu örneklere ulaştığımız makale hakemli bir dergide yer almakta ve makalenin yazarı da akademisyen kimliği ile “kerametin” varlığını inanmaktadır. Ne diyelim, keramet yükseköğrenim kurumlarında savunulmakta ve anlatılmakta ise, tarikatlara ya da “avam”a ne diyebiliriz ki!

 

Diğer taraftan tarikatlara ve dolayısıyla şeyhlerin keramet iddiasına kucak açan sadece üniversiteler değildir. O kadar ki neredeyse sünni inancının tamamında ve şii/batıni inançlarda da keramete inanılmaktadır. Örneğin Ebu Hanife’ye ait olduğu öne sürülen Fıkhu’l Ekber isimli eserde, İmam A’zam’ın mucizeden bahsettiği ve akabinde “Evliyanın kerametleri vardır” dediği ifade edilmektedir. Aynı şekilde ünlü Hanefi alimi Ebu Ca’fer et-Tahari de bu noktada şunları ifade etmektedir: “Evliyadan gelen keramete ve güvenilir ravilerin onlara ait olmak üzere naklettikleri kerametlere iman ederiz.” Benzer biçimde Eşari mezhebinin kurucusu el-Eşari başta olmak üzere farklı mezheplere dair pek çok “alim” de kerametin hak olduğunu ifade etmektedir. Dolayısıyla kerametler konusunda İslam dünyası büyük oranda bu inancı kabul etmektedir. Diğer bir ifadeyle ortada münferit bir durum yoktur. Bu durumda tarikatlara söz etmek de o kadar kolay olmayacaktır.!

 

VAHİM ÖRNEKLER

 

O “veli kullara, gavslara, kutuplara, evliyalara” söz etmek o kadar kolay olmayınca onlar da söyleyecekleri sözü esirgemez olmuşlardır. Örneğin şu sözler ilk dönem sufilerinden Zünnün el-Mısri’ye aittir: “Üstadına Allah’tan fazla teslimiyet göstermeyen asla mürid olamaz.” Daha vahim örnekler ise bugün bile adı “sahte şeyhe” çıkan kimselerin yaptığı eylemlerde ortaya çıkmaktadır. Bu örneklerden birini şimdi sizlerle paylaşmak istiyoruz. Bu noktada söz Diyanet İşleri eski danışmanlarından Ali Akın’a ait. İbretle okuyalım: “Ben, Diyanet İşleri başkan danışmanıyken bir gün İstanbul Müftülüğündeki Fetva bürosuna gittim ve sorulan meseleler, verilen fetvalar konusunda bilgi edinmek istedim ve onlardan çok ilginç şeyler dinledim. Ezcümle dediler ki: Biz İslam’ı yaşamaya çalışan bir aileydik. Bizim semtimizde bir şeyh var. Biz onunla tanıştıktan sonra şeyh, benim gıyabımda eşime: Elim her derde devadır, büyük bereketi vardır! Diyerek vücudunu okşamış ve sonunda eşimi elde etmiş. Ben işime gidince, şeyh bizim eve gelip karımla beraber oluyor. İşte biz bunu danışmaya geldik! dedi.

 

Adam, bunları anlatırken karısı da, sakin, sakin dinliyordu. Biz de, o hanıma; “Kocan çok ağır suçlamalarda bulunuyor. Niye susuyorsun” dedik. Kadın; “Kocamın dedikleri doğrudur; ben şeyhimle beraber oluyorum, çünkü şeyhim bana diyor ki: “Bu zamanın en büyük mürşidi, bu bizim ilişkimizden dünyaya gelecek” “İşte ben bunun için şeyhimle beraber oluyorum” dedi. Biz hayretler içinde kaldık ve “Yani siz bu zinanın fetvasını almak için bize geldiniz. Sizin şeyhinize göre zamanın en büyük mürşidi, zina çocuğu mu olacak” dedik. Ve kadına bir şeyler anlatmaya çalıştık. Fakat kadın hiddetlendi ve kocasına, “Kalk gidelim! Bunlar, bu gibi evliya sırrını anlamazlar” dedi ve kalkıp gittiler.” Yorum sizin.

 

Kerametin kabul edildiği, “Allah dostu” nidalarının dilden dile dolaştığı bir dünyadan bahsediyoruz. Böylesi bir dünyada, yaşamın pek çok alanında olduğu gibi, istismarların, korkunç hadiselerin gerçekleşmesi kaçınılmaz bir durumdur. Elbette bu durum saf bir biçimde yan yana gelmiş insanlar üzerinden konuşulamaz. Ancak tekrar ifade edelim karşınızdaki kişiye “kutsiyet” atfediyorsunuz! Bu durumda yaşanabilecek olaylarının sınırını çizemez aksine bir süre sonra muhakeme gücünüzü bile yitirirsiniz. Nitekim anlatılan olayda yaşanan da tam olarak budur.

 

GÜLEN’İN KERAMET DOLU OLAYLARI!

 

Konumuz bağlamında son örnekleri de Fethullah Gülen bağlamında vermek istiyoruz. Fethullahçı Örgütün lideri her kadar bir tarikat ehli olmadığını iddia etse de kendisiyle ilgili keramet dolu anlatımları aktarmaktan çekinmez. O, hatıralarını anlatırken kimi mucizevi olaylarla karşılaştığını ifade eder ve dolayısıyla dikkatimizi onun mucizevi dolu yaşantısına çeker. Şöyle ki, Gülen’in çocukluğunda ailesinin kazlarını döven ağanın tarlasına o gün dolu yağmış ve bahçede ne var ne yok götürmüştür. İşe bakın ki o gün dolu köyde sadece ağanın tarlasına yağmıştır. Yine Kabe’yi sineklerin bastığı bir ortamda 15 gün boyunca sinekler insanlara saldırırken Gülen’e dokunmamıştır bile. Yine bir gün araba ile yolculuk yaparken, arabalarının köprüden aşağı yuvarlandığını ve o anda Hz.Hamza’nın tecelli edip arabaları suya düşmeden alıp yolun ortasına koyduğunu anlatan da Gülen’den başkası değildir.

 

Tarikatlar bağlamında okutulan kitaplar ile tarikatların din yorumları ayrıca ele alınmayı gerekli kılan konular arasında gelmektedir. Biz bu yazıda sadece bir doğaüstü güç olarak “keramet” olgusuna dikkat çekmeye çalıştık. Ve gördük ki, insan bu dünyada kendini aşıyor ve bir keramet ehli olarak, insanüstü varlık biçiminde karşımıza çıkıyor. Üstelik bu itikadi görüşü de İslam dünyasının büyük bir kısmı kabul ediyor. Peki, bu durumda yüzleşmemiz gereken sadece tarikatlar, anlaşılması gereken sadece tarikat zihniyeti midir? Nitekim tarikatlar dünden bugüne varlıklarını bir biçimde korumuş ve dahi güçlendirmişlerse bu ancak karşılıklı anlaşmalarla mümkün olabilmiştir. O anlaşmaların bizi götüreceği yer ise hiç kuşkusuz “iktidar” olgusudur ve elbet bu olgu başlı başına bir ayrı yazı konusudur.

 

Aydın Tonga

Tarikatların keramet dolu yalanları

 

Bu ülkenin 70 yaşında anası çöplerden kağıt topluyor ama Suriyeliler bu ülkede keyif sürüyor.
Bazı zabıtalar. İse Bu ülkenin 70 yaşında anası çöplerden kağıt topluyor diye arabalarını elinden alıyor. Kimse onlara açmısın diye sormuyor....
Yılmaz Özdil’den SÖZCÜ kumpasına ‘İnanılır gibi değil’ yorumu
Duayen gazeteci Yılmaz Özdil, Sözcü gazetesine yapılan ikinci kumpas ile ilgili açıklamalarda bulundu. Özdil, “İddianame 17/25 haberlerinden oluşuyor. Yani bu...
İstanbul’da çifte saldırı! Biri iş adamı diğeri AKP’li siyasetçi…
İstanbul Sultangazi’de iki ayrı noktada silahlı saldırı düzenlendi. Saldırılarda 2 kişi yaralandı. Tekstil atölyesi sahibi Gökhan Çokdüşünür ve AKP Sultangazi Belediye...
Elçilikte operasyon! Acilen Ankara’ya çağrıldılar
Dışişleri Bakanlığı’na bağlı en kritik dış temsilcilikler arasında birinci sırada gelen Türkiye’nin Washington’daki Büyükelçiliği’nde yakın zamanda iki diplomat ve bir...
Sahte reçete soruşturması’nda 18 yakalama
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, “sahte reçete” soruşturması kapsamında haklarında yakalama kararı çıkarılan 10’u doktor 20 kişiden 18’i gözaltına alındı. Pahalı kanser...
Şehit Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’ye acı veda
Rize’de dün makamında bir polis tarafından uğradığı saldırı sonucu şehit olan İl Emniyet Müdürü Altuğ Verdi için bu sabah Rize...
SÖZCÜ’ye yaptığınız suçlamaların belgelerini açıklayın
Yoksa buda mı kumpas işi halk gerçekleri öğrenmeli Bu iddialar SÖZCÜ’ye yapışmaz SÖZCÜ yazarları Çölaşan, Doğru, Genel Yayın Yönetmeni Yılmaz...
Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi şehit düştü
Rize’de, İl Emniyet Müdürlüğü binasında, bir polis memurunun silahlı saldırısında ağır yaralanan Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi, kaldırıldığı hastanede yapılan...
Gaziosmanpaşa da Mahkeme kararıyla vatandaşın 40 yıldır oturduğu evi elinden aldılar.
Vatandaşın Hem de tapu tahsil belgesi var. Yalancı şahitler ile vatandaşın 40 yıldır oturduğu evi elinden aldılar Ne memleket ama...
Türkiye’de bu da oldu: Emin Çölaşan ve Necati Doğru FETÖ’cüymüş!
Sözcü Gazetesi yazarları Emin Çölaşan ve Necati Doğru’nun ve bazı yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 5 isme “FETÖ’ye yardım” davası açıldı....
Gençler hangi partide dürüst ve Ahlâklı Siyaset yapmak istersiniz
HAYDİ, GENÇLER İLÇENİZDE MECLİS ÜYESİ ADAYI OLUN Gençler dürüst ve Ahlâklı Siyaset yapmak isteseydiniz hangi partiyi seçerdiniz Türkiye de gençlere...
Gaziosmanpaşa da yeni belediye başkanı halkın başkanı olmalı mafyanın ve derinlerde Rantçıların değil
Gaziosmanpaşa da yerel secimler de derinlerde neler oluyor ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE İSE Gaziosmanpaşa da partilerin adayları belli olacak ama şimdiden sorunlar...
Paris’te tarihi gün
Fransa’da hükümetin akaryakıt fiyatlarına getirdiği zamları protesto eden ‘Sarı Yelekliler’, başkent Paris ve ülke genelinde şiddetli protestolarına devam ediyor… Fransa’da...
Yıldırım İstanbul ekibini kuruyor! İstifalar başladı bile…
İstanbul için hazırlıklar başladı. AKP’nin İstanbul adayı olması beklenen Meclis Başkanı Binali Yıldırım, İstanbul’un bazı ilçe belediye başkan adaylarını belirlemek istedi....
Çukurova Belediyesi’nde silah sesleri: 2 ölü
Adana’nın merkez Çukurova ilçe Belediyesi’ne silahla giren bir kişi silahlı saldırı düzenledi. Saldırıda Zabıta Müdürü Cengiz Aydoğdu ve Zabıta komiseri...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
http://avrupabirligigazetesi.com.tr/