$ DOLAR → Alış: 17,34 / Satış: 17,41
€ EURO → Alış: 18,26 / Satış: 18,34

DEĞERLER DEĞİRMENİ

Faysal ATMACA
Faysal ATMACA
  • 12.05.2022

İnsanoğlunu,Dünya’ya Cenab-ı Hak en kıymetli hazinesi olacak olan İslâm fıtratı ile mücehhez kılarak gönderir ve hiç bir kuluna ayrıcalık yapmadan.

İnsanoğlunun bir kısmı sadakat gösterip fıtratına uygun yoldan gider vuslata ulaşır.

Geri kalanlarda kendi hezeyanına ışık tutanların yolunu tercih ederek değerler değirmeninde bulur kendini,un ufak olarak.

Buda demek oluyor ki,insanın önünde iki yol var;

-Ya değerini yüceltecek yolda, dünyevi ve uhrevi Cennetine giden yolun taşlarını döşer.
-Ya da değerler değirmeninden
yok olma yolunun basamaklarından düşer.

İlk insan Hz.Adem A.S’a yaratılıştan verilen değerlere ilaveten,Cenab-ı Hak ona ayrıca yol haritası olarakta sahifeler indirmiş ki dünya denen misafirhanede yabancılık çekmesinler..

Oğlu Kabil “gücü üstün”tutanların elinde başlangıçtaki değerini değerler değirmeninde öğütmeye bırakmış ve batı(l)ın nefesi olmuş.

Diğer oğlu ise birinci yoldan giderek başlattığı gelenek ile günümüzde “hakkı üstün” tutanların elinde yükselmeye devam ederek Hz.Muhammet SAV’e indirilen Kur’anı Kerim ve örnek pratikleri ile değerine değer katmış,nihayet
gelenek/görenek ile harmanlayarakta devam eden yolculuğunu islam medeniyetine hizmetkâr yapmıştır Habil’in evlatları.

Yani;
-Hak
-Batıl
Mücadelesinin fitili ateşlenmiş ve aralarında kıyamete kadar sürecek olan savaşa sahne olmuş dünya artık.

Hiçbir vakitte bitmedi ve her devirde değişik boyutlara evrilerek bu günlere geldi bu savaş..

Ama Kabil’in oğulları kendi yolunda gitmekle yetinmeyip hakkı üstün tutanların yoluna da sürekli barikatlar kurarak yoldan çevirmeye yemin etmişler durmadan.

Hak/Batıl arasında uydurulan sözde orta yollar ile ise maske takmışlar maksatlarına günümüze geldiğimizde.

-Dinler arası diyalog
-Demokrasi
-Serbest piyasa
-Özgürlük
-Eşitlik
-Laiklik

gibi herkesin aynı anlamı veremediği kavramlarla her farklı devirlerde dikildiler “hakkı üstün”tutanların karşısına.

Yani bir bakıma “değerler değirmeni” kurdular,hakkı “üstün tutanları” öğütüp midelerine indirmek için.

Demokrasi kavramını ele aldığımızda en genel tanımıyla “milletin kendi kendini yönetmesi” dir tarifini ezberlettiriyorlar değirmen müşterilerine.

Kendileri ise:

-Çeşitli Avrupa ülkelerindeki parlamenter diktatörlüklerinde mutlu bir azınlığın,derebeylerin baronların tiyatrolarını dayatıyor tebalarına.
-Alman ve İtalyan faşizmi ile daha da az bir azınlığın oyunu sergiliyorlar.
-Sovyetler ve Çin komünizmi ile ise zirve yapıp tek kişilik zorbaların sözüm ona çorbalarını sunuyorlar tebalarına.
-Başta İngiltere olmak üzere kraliyet yönetimleri deseniz,
demokrasi olduklarını iddia ederek oyunun baş rolünü üstleniyorlar utanmadan,sıkılmadan.

“Ele verir talkımı kendi yutar salkımı”kabilinden adeta..

Kimse yoğurdum ekşi demiyor yani.

Peki Habil’in evlatları ne yapmalı,ne yapmalıydı?

Devlet erkini hak ve
sorumluluk ekseninde herkese eşit mesafeden;

bilgi,tecrübe,yetenek ve liyakat ölçeği ile paylaşması ile mümkün olabilirdi..

Doğuştan gelen genlerinde ve yeşerttiği medeniyetinin kodlarına sadık kalmadı yeterliydi bunun için.

“Elin tavuğunu Şahin görmememesi” yeterliydi.

Bu da,herkese eşit mesafede olan ve bütün güçlerin sahibi Allah cc nun “Size Din olarak islamı seçtim” fermanı ile vücut bulabilir, vücut bulabilirdi ancak.

Bunun için batı(l)ın “gücü üstün tutan”sömürü esaslı zırvalarının ürünü kavramlar değirmeninde un ufak olmaktan “hakkı üstün tutan”Kur’anın rehberliğinde yol alan sistemi tercihtedir mutluluk vesselam..

-Selçuklu
-Osmanlı

Tabi olduğu oranda başarılı olduğuda tarihi bir gerçektir ayrıca.

Aynı kaynakların ürettiği bir diğer kavram ise “laiklik” olarak karşımıza çıkar.

Bunu da; “Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması ” olarak pazarlıyorlar.

Hemen soralım

Devlet bir aygıttır ve canlı değildir dolayısıyla da bir işlevi olamaz mantık gereği.O aygıtı yani devleti yöneten insanlar ile canlı organizmaya çeviriliyor ve devlet işlerinin yönetilmesi mümkün oluyor.

İnançsızlığın da (Deizm,Ateizm gibi) bir inanç olduğunu düşündüğümüzde farklı inançlara mensup olanların diğerlerine eşit mesafede duracağına inanmamızı bekliyorlar demektir bizden..

Bu tiyatro salonunda ise;

-Kilisede kıydığı nikahı laikliğe aykırı görmezken,
-Yeni doğan çoçuğunu papaz efendiye vaftiz ettirmeyi en doğal insan hakkı sayarken,
-Hrıstiyan demokrat partileri daima baş tacı yaparken

Müslümanların

-Dini nikâhını
-Sakalını
-Başörtüsünü
-Dine değer veren partisini

Laikliğe aykırı değerlendirebilmektedir..

Haklı olarak inançlarından beslenmelerini insan doğası gereği,Habil’in evlatlarına çok görüyorlar.

En acısıda bunu içerden hallediyorlar.

“Hadi ordan,hadi ordan” demek lâzım en hafifinden.

Özgürlük,eşitlik ve serbest piyasa ekonomisi diyerek ortaya atılan diğer batılı değerlerin de bahsettiklerimizden farklı yanı yoktur. Onlarda değirmenin çarkının diğer dişlileridir o kadar.

Ne özgürlük,
Ne eşitlik,
Ne serbest piyasa ekonomisi

Dedikleri palavralar gerçekçi değildir ve asla birebir uygulanabilirliği yoktur..

Hepsi yaratılışa ve Ahlaka mugayırdır.

Gerçeğe uygun olmadığı içinde kendi içlerinde diğerleri gibi uygulama alanı bulamamış rakibe pas olarak tercih edilmiştir.

Yani
Kadın-Erkek eşittir diyor ama hiçbir platformda kadın erkeği birlikte yarıştırmıyor fakat ötekilerden hep bunu istiyor.

Özgürlük dediği değerlerini; kazananın haklı olduğu değerleri olan Makyavelist serbest piyasa ekonomisi ile tercüme etmelerine karşın,ötekine anarşizmin altyapısını oluşturan değer olarak sunuyor vesselam..

Yaratıcımız Cenab-ı Hakkın;

“Siz onlardan olmadıkça asla sizi sevmezler”

Veciz kelamı ile kendi değerlerimize sımsıkı sarılmanın tek yol olduğunu haykırarak;

“Anlayana sivri sinek saz,anlamayana davul zurna az diyelim”

“Üsküdar’ı geçmeden yakalayalım diyorum At’ı alanları”…

Gayret bizden
Tevfik Allah’tandır..

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ