40,2592$% 0.13
46,7280€% 0.07
53,9463£% 0.2
4.309,12%-0,18
7.021,00%0,34
28.001,00%0,34
3.335,67%0,36
10.222,02%-0,03
4782277฿%1.63469

İstanbul’u Seven Katlanır Depremine
Bir kere Osmanlı, bırakınız en basit halkını, sarayın vekâyinâmecileri bile hiçbir zaman şöyle ballandıra ballandıra bol teferruatıyla bir zelzeleyi kaale ve kaleme almazlar. Açın bakın vekâyinâmelere; en lüzumsuz tevcihatları, makam tayinlerini, tedipleri, nefiyleri, saraydaki entrikaları, fütuhatı, hayratı, vefayatı uzun uzadıya anlatan müverrihlerimiz depreme gelince, sosyal tarihimiz açısından söylüyorum; maalesef ya es geçerler, yahut da birer cümleyle geçerler. Bakarsınız başlıkta “Zuhır-ı Zelzele-i Azime” der, altından bir şey çıkmaz, yahut tek cümleyle “Vukû-ı Zelzele Der Islambol Der Muharrem’ der geçer. Yine iş kalır Eremya Çelebi’nin Ruznâme’sine…

İstanbul, yer yüzündeki şehirler arasında çok fazla “emin” olmayanlardan biridir. Her ne kadar, Osmanlılar ona “Dersaadet” yani “Mutluluk Evi” demişler, hatta “Asitane” yani “Büyük Sığınak”,“Büyük Dergâh” olarak ad vermişlerse de, İstanbul tarih boyunca çok belâlara, çok musibetlere ma’ruz kalmıştır. Bu açıdan baktığımızda ismiyle müsemma olmayan bir şehir olarak gözümüze çarpar. Gerçi“Darüsselam” olan yani “Barış Evi” olan Bağdat’ın, Hülagü’den Saddam’a kadar başına gelenleri gördükten sonra bu tenakuzun bir tek İstanbul’a ait olmadığı kanaati insanda pekişiyor. Ee zaten Kuran-ı Kerime göre de “Vettîn-i ve’zzeytûni ve tûr-i sinîne ve haze’l beledil emîn” olarak geçen ve müfessirler tarafından Mekke-i Mükerreme’ye, Medine-i Münevvere’ye, Kudüs-i Şerife ve Şam-ı Şerife atfedilen “emin” beldelerin bile belli dönemlerde kargaşadan, cidâlden kendilerini kurtaramadıklarını biliyoruz.
Kâbe’si bile baskına uğrayan Mekke. “Evveli fitne Şam, ahir-i fitne Şam” tanımlamasıyla anılan Şam ve üç din mensuplarının tarih boyunca boğuştuğu Kudüs, bu açıdan bakıldığında ve bizâtihî yaşandığında, geriye bir tek Medine kalıyor. Allah onu korusun!
Latin Barbarlığı

İstanbul tarih boyunca tabii afetler konusunda pek selamette kalmamıştır. Bir kere herkesin gözünün orada olması, taliplerinin çokluğu itibarıyla sayısız saldırıya uğramış, sayısız kuşatmada İstanbul halkı muhasara altında inim inim inlemiştir. Hele bunlardan 1204 Latin İstilası vardır ki; aynı dine mensup Katolikler, hem de din adına Ortodoks dindaşlarına mezhep ayrılığı taassubuyla yapmadıklarını bırakmamışlardır. Bırakınız istanbullu’nun canına kasdı, malını hatta taşını bile yağmalayıp götürmüşlerdir. İstanbullu sadece dış düşmanın şerrinden, istilacının tasallutundan mı mutazarrır olmuştur? Ya dahili hareketler, halk isyanları, ayaklanmalar, ihtilaller, kardeş kavgaları, Bizans entrikaları, Niku isyanları… Ya Bizans’tan sonra bizim Osmanlı? Patrona Halil’in den Kabakçı Mustafa’sına, topçu yamaklarından, yeniçeri ağalarına, kazan kaldıran kaldırana…
Dış ve iç savaşların haricinde İstanbul, maşaallah şeriri, şehirli eşkıyası bol bir memlekettir. Devlet nizamının bozulduğu, emmniyetin tesis edilemediği dönemlerde ortaya nice çeteler çıkmış, hem de gücünü bayağı bayağı devlete, orduya, saraya dayamış…
Kıyamet-i Suğra
İstanbul’un bu insanî, yani beşerî belâlarından sonra gelelim tabii afetlerine: Bunlar arasında tarihi perspektif içinde baktığımız halkın en çok ma’ruz kaldığı yangındır. Ama en çok zarar veren depremdir.
“Hafıza-i beşer nisyan ile malül” olduğundan İstanbullu hep yangına karşı tetikte bulunmuş; malı, evi, barkı yandığı halde diyebiliriz ki pek fazla canı yanmamıştır. İstanbullu’nun canını yakan, ocağını söndüren, dünyayı başına yıkan zelzelelerdir. Hem de ne zelzeleler: “Zelzele-i azime”, “Kıyamet-i suğra”…
Şimdi, zelzele bahsine bir girince pir gireceğiz. Hele böyle günlerde bizatihi yaşayıp biaynihi gördükten sonra… Amma gelin İstanbul’un maruz kaldığı başka belaları da atlamayalım.
İstanbul’da yağmur, bazen “gökten afet gibi” yağar. Fırtına olur, dolu olur, tufan olur. Nice asırlık ağaçlar köklerinden sökülür, çatılar uçar, bacalar, minareler yıkılır. Hele lodos bir vurdu mu, aman ki aman! Eğer denizdeysen halin yaman!
İstanbullu’yu özellikle muhasara ve fakirlik günlerinde içten içe vuran bir başka musibet daha vardır. O da şudur: Bir geldi mi binlerce kişiyi deviren, Dersaadet ahalisini toptan götüren veba…
Binlerce Ölü
Bizans zamanında tespit edilen en eski zelzele Eremya Çelebi, İnciyan, Kevork Pamukciyan, Sarkis Hovennesyan gibi Ermeni müverrihler ve ondan bize Türkçe’ye tercüme eden Hrand D.Andreasyan‘a göre 212 senesindedir. Zelzeleyle beraber, hemen ardından gelen veba salgını neticesinde binlerce kişi ölmüştür. 362’de, 394’te, 399’da, 402’de, 407 yıllarında da yani birbirini takip eden senelerde oldukça şiddetli sarsıntılar vukû bulmuş; 447 yılında dört ay içinde bir kaç defa şiddetli zelzele tekerrür etmiştir. Şehir surunun büyük bir kısmı ile 96 burçtan 67’si yıkılmıştır. Yine 478’de yıkılan bir kaç ev ve kiliseyle birlikte şehir meydanlarındaki heykeller devrilmiş; Konstantinapolis’in surlarının bir kısmı da yıkılmıştır.
Gelelim 6.yüzyıla… 517 yılındaki ilk gödüğümüz zelzele kaydından sonra 533,536 ve 538 senelerinde meydana gelen zelzelelerle Ayasofya’nın kubbesi yıkılmıştır. 550 yılında yeni bir zelzele daha vukû bulmuş, 553 senesindeki zelzele 40 gün devam etmiştir. Hemen bir sene sonra da yine İstanbul surunun Yaldızlı Kapı civarındaki bölümü yıkılmıştır. 558 senesinde yine çok şiddetli zelzele olmuş ve10 gün sürmüştür. 6. asır boyunca geniş bir zaman diliminde vukû bulan bir çok zelzeleden bir tanesi de 559 yılındadır.
Adı geçen asırda ardı arkası kesilmeyen zelzeleler aşağı yukarı bir yüzyıl kadar ara vererek 8. asırda tekrar başlamış, 732‘de vukû bulan zelzelede Aya İrini Kilisesi mühim hasara uğramıştır. 739‘daki zelzeleden sonra 740 ve 789 senelerinde vukû bulan zelzeleler o kadar şiddetli olmuştur ki, halk şehirden kaçarak civar kırlarda barınmıştır. 8. asrın son kaydedilen sarsıntısı 789 yılındadır.
Büyük Yarık
Birinci milleniumun 11. senesinde (1011‘de) başlayan zelzele serisi 1032‘de hayli şiddetle zuhûr etmiş, 40 gün içinde müteaddid sarsıntılar olmuş, bir çok kilise yıkılmıştır. 1037‘de, 1039‘da ve 1040senelerinde sarsıntılar 70 gün sürmüş; 1061, 1070, 1086, 1095 senelerinde de yer sarsıntısı eksik olmamıştır.
Şimdi de isterseniz gelelim Osmanlı zelzelelerine: Bir kere Osmanlı, bırakınız en basit halkını, sarayın vekâyinâmecileri bile hiçbir zaman şöyle ballandıra ballandıra bol teferruatıyla bir zelzeleyi kaale ve kaleme almazlar. Açın bakın vekâyinâmelere; en lüzumsuz tevcihatları, makam tayinlerini, tedipleri, nefiyleri, saraydaki entrikaları, fütuhatı, hayratı, vefayatı uzun uzadıya anlatan müverrihlerimiz depreme gelince, sosyal tarihimiz açısından söylüyorum; maalesef ya es geçerler, yahut da birer cümleyle geçerler. Bakarsınız başlıkta “Zuhır-ı Zelzele-i Azime” der, altından bir şey çıkmaz, yahut tek cümleyle “Vukû-ı Zelzele Der Islambol Der Muharrem’ der geçer. Yine iş kalır Eremya Çelebi’nin Ruznâme’sine:
1486, 1489, 1500 senelerindeki zelzelelerden sonra 16. asır, gerçekten arz-ı zeminin titrediği bir zaman olmuştur. 1507 senesinde 40 gün devam eden zelzelenin en şiddetlisi 1509‘da olmuş, günümüzde bilim adamlarının “Tsunami” adını verdikleri şekilde deniz kabarmıştır. Sultan II. Bayezid zamanında olan bu zelzele, tam bir küçük kıyamettir. Amma velâkin 1510‘da, 1512‘de ve 1514senelerinde üst üste şiddetli sarsıntılar halinde devam etmiştir. 1557‘ye kadar devam eden zelzeleler16. asrın yarısında kesilmiş, bir yüzyıl kadar ara verdikten sonra 17. asrın ilk yarısında, 1648‘de, daha sonra 1659‘da ve nihayetinde de 1690‘da üç büyük zelzele ile kendini yeniden göstermiştir. Yine aşağı yukarı bir elli sene inkitaya uğradıktan sonra 18. asrın yarısından itibaren meydana çıkmış, 1752‘de İstanbul şöyle bir sarsılmakla beraber, daha ziyâde Edirne ve civarı büyük zarar görmüştür.
1755 yılında sarsıntılar yavaşlayarak devam etmiş ama 1766‘ya gelindiğinde, işte kıyamet bir kere daha kopmuştur. Güneş doğduktan yarım saat geçtikten sonra “bir zelzele-i azime-i nagehâni zuhûr ve şiddet-i hareketinden, herkes canından ve harekete mecâl olmayıp, binaların tümü, sayısız insan ve hayvan helâk olmuştur.”
Şemidanizade Fındıklılı Süleyman Efendi‘nin “Mür-it Tevarih”‘inden öğrendiğimize göre; “Zelzele 4 dakika (!) sürmüş, İstanbul duman içerisinde kalmış, bâdehû duman kalktıktan sonra Fatih Camii’nin bilkülliye yıkıldığı, Sultan Bayazıt camii ile Edirne kapısındaki Mihrimah Sultan Camii yıkılmaya yakın tahrip olmuş; Şekerciler Han’ı, Çarşı’da Dua Meydanı, Kalpakçılar, Bezzazistan etrafı, Eski Saray, İstanbul Surları, Yedikule, Vezir Hanı, Esir Pazarı vesâir hanlar; kaâgir camilerin yanısıra bazen ahşaptan olan binalar bile perişan olmuştur. Topkapı Sarayı’nda yıkılan çok sayıda duvar altında binlerce kişi kalmıştır.”
Süleyman Efendi‘ye göre: “Sultan Bayazıd’ı Veli asrında olan zelzele dahi azîm ve buna karibdir. Lakin bu, ondan şedid belki eşeddir.” Yani bu, tarih boyunca İstanbul’un görmüş olduğu en şiddetli zelzeledir ki, buna daha sonra 1894 zelzelesini dahil edebiliriz. Bu zelzelede yeraltında bulunan su yolları dahil fesholunmuştur. “İlk zelzeleden 2-3 gün sonra Cuma günü bütün Müslümanlar ve Padişah, Sultanahmet Camii’nde namazda iken zelzele-i mezkûreden nakısça bir zelzele daha olmuş, yani ilk depremin şiddetine yakın bir artçı deprem daha meydana gelmiş ve yukarıdaki zelzelenin 75. günü yine aynı büyüklükte bir zelzele de Galata, İzmit, Gölcük, Karamürsel, Yalova civarında vukû bulmuştur. Hatta Karamürsel mahkemesi ahşap iken o dahi yıkılmış ve vazifelü 4 asker helak olmuştur. Daha sonra 9 ayda 4 şiddetli zelzele meydana gelmiş, ayrıca gecede ve gündüzde 2’şer ve 3’er zelzele tekrar edip durmuştur. Başta Padişah olmak üzere herkesi korku sarmış, ekser rical ve nisvan bahçelerde çadır ve çerge ile istirahat etmişlerdir.”
Son Büyük Deprem
İstanbul’un son şiddetli depremi ise 10 Temmuz 1894 tarihinde ortaya çıkmış, güneyden kuzeye 3 şiddetli sarsıntı halinde hissedilmiştir. Beyoğlu ve Boğaziçi’ne daha az zarar veren depremde, merkez, Marmara Denizi’nin içinden geçen faydır; dolayısıyla İstanbul’un kıyıları daha çok zarar görmüştür. Bu 10 Temmuz Depremi’nde Çatalca’dan İzmit Körfezi boyunca Adapazarı’na kadar 175 km boyunca uzanan ve ana çizgiyi meydana getiren hat, bir kerede kırılmıştır. Daha sonra etrafındakileri tetikleme durumu ortaya çıkmamıştır.
İstanbul’da meydana gelen bütün depremlerden sonra padişahlar duruma el koymuşlar, hemen tamirata başlamışlar, hatta III. Mustafa, Fatih Camii’ni yeni baştan yaptırarak bu konuda ne kadar gayret ve himmet sahibi olduğunu göstermiştir. Sultan II. Abdülhamid de çadırların kurulmasında, fırınlarda ekmek dağıtılmasına, Şehremini başkanlığında bir komisyon kurularak para ve yiyecek yardımına kadar hadisenin her yönüyle ilgilenmiştir. Ayrıca Sultan II. Abdülhamid, depremden sonra bir bilimsel araştırma yapılmasını istemiş, Atina ve İstanbul rasathaneleri ortak bir rapor hazırlamışlardır. Raporun aşağı-yukarı bir ay sonra 15 Ağustos 1894 tarihinde padişaha sunulduğunu biliyoruz. Padişah’ın fikr-i takibi bu konuda etkili olmakla beraber, raporun altındaki üç imzanın da sahibi gayrimüslimlerdir. Yabancı dille Fransızca yazılan bu rapor bir Ermeni vatandaşı olan Bogos tarafından tercüme edilmiştir.

Arnavutköy Boğazköy “de Yıkılan Okul İçin veliler Bir araya geldi.

Şile Belediyesinin Tutuklu CHP li Meclis Üyeleri Görevlerinden İstifa Etti…

166 YILLIK TARİHİ ŞİLE DENİZ FENERİNİN “ŞİLE BEZİ SATIŞ OFİSİ” OLARAK KULLANILIYOR OLMASI İLÇEDE ŞAŞKINLIK YARATTI!..

Ümraniye Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Mehmet Özdil: 5.000 m²’lik Taşınmazlar Geri Alındı..

Moda Tasarımcısı Erol Albayrak “Moira by Urfa” Koleksiyonuyla Muhteşem Defileye İmza Attı..

Down sendromlu sanatçı Madaslı’nın ‘Masumiyetin Kırmızısı’ serigisi Tekirdağ’da

LİSE ÖĞRENCİLERİNE KARİYER GELİŞİMİ EĞİTİMİ UZAY TEKNOLOJİSİYLE AKTARILACAK

Türkiye ile Bulgaristan Maçında Heyecan: 2026 Dünya Kupası Kritik Deplasman

ATEŞ TESİSAT KANAL GÖRÜNTÜLEME

BTP’nin 9. Olağan Kongresi şölen havasında geçti Hüseyin Baş: Bağımsız Türkiye salonlara sığmıyor “İstikbal biziz, biz geleceğiz” “Türkiye’nin terörsüz olması için demokrasisiz olması gerekiyormuş” “Vatandaşlık maaşını ilk 2004 yılında Prof. Dr. Haydar…

BTP 9. Olağan Büyük Kongresini 7 Aralık Pazar Günü Yapacak

Ekonomide Gerçek Dönüşüm Şarttır”

MEHMET BEKHAN: MİLLETİN İRADESİYLE YENİDEN İNŞA EDİLECEK BİR SİYASET DÖNEMİ BAŞLIYOR

Mustafa Sandal’dan Hüseyin Baş’a; Seviyorum seni adam!
Muhtarlık seçim sonuçları! Mahalle muhtarınızı nasıl öğrenebilirsiniz? Muhtarlık sonuçları sorgulama
OZAN AHMET TAŞKIN BİZ GELİRİZ DEVLET BEYİM,
Deva Partisi Sarı kart Gösterdi
Kastamonulu Şevket Doğan
AÇIZ AÇ
Ekotom Hastanesi Başhekimi çirkin olaya cevap verdi işte videonun gerçeği
Avrupa Birliği Gazetesi 232 Sayısı
İstanbul Sabah Saatlerinde Beyaz Örtüyle Uyandı:


Ümit Karan’ın uyuşturucu testi pozitif çıktı

İstanbulspor Keçiörengücü ve Konyaspor Eyüpspor Maçları Neden Gündem Oldu? Son Dakika Maç Sonuçları ve Analizler

Amerika’da Gezilecek Yerler 2026: En Popüler 10 Turistik Nokta ve Mutlaka Görülmesi Gereken Yerler!

Katar’da Gezilecek Yerler 2026: Doha’nın En İyi 10 Noktası, Müzeler, Çöl Safarileri ve Daha Fazlası!

Katar Vize Durumu 2026: Türk Vatandaşları Katar’a Vizesiz Seyahat Edebilecek mi?

Gaziosmanpaşa Kızılay’dan Karlı Havaya Sıcak Dokunuş: İlçe ve Küçükköy Meydanlarında Vatandaşlara Çay, Kek ve Meyve Suyu İkramı!

Atlas Çağlayan Cinayeti Sonrası Gözaltı: Güngören’de Bıçaklanan Gencin Annesini Tehdit Eden 6 Kişi Yakalandı!

Gaziosmanpaşa Köprülü Yabulçişta Köylüleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Olağan Genel Kurul İlanı

TOKİ İstanbul Kura Tarihi 2026: 100 Bin Konut İçin Heyecanlı Bekleyiş! İstanbul TOKİ Kurası Ne Zaman Çekilecek?

Yüzyılın Konut Projesi’nde Heyecan Dorukta: 19-25 Ocak Kura Takvimi Açıklandı! 45 Bin 909 Konut Daha Hak Sahibini Bulacak!

2B Arazileri Satışında Ek Süre Fırsatı: 102 Bin Kişiye Tapu Müjdesi Geldi!

Ömer Çelik Suriye mesajı verdi: “Terörsüz Türkiye” ve “terörsüz bölge” iç içe süreçlerdir birbirinden ayrılamaz

Lakers vs Raptors Maçı Neden Gündem? NBA’de Yüksek Gerilimli Karşılaşma ve Zaferin Perde Arkası

İstanbul’da kar yağışı etkisini artırdı

Şark Bülbülü Filmi Nerede Çekildi? Konusu Ne, Oyuncuları Kim? Kemal Sunal’ın Efsane Komedisi TV’de!

Bakan Bak, Gaziosmanpaşa’daki Spor Yatırımlarını İnceledi

Asgari ücrette yapılan zam Deva Partisi tarafından protesto edildi.

Devlet Bahçeli açıklama yaptı: SDG Suriye’de bir engel haline geldi!

Türkiye’de Gündem Patlaması: Burak Dalgın, Eren Tozlu, Erzurumspor – Amed Maçı ve Carlos Alcaraz Neden Her Yerde Konuşuluyor?

Fehmi ÖZTÜRK mağduriyetinde önemli gelişmeler yaşanıyor! Öztürk: adalet de hak da yerini buluyor.

TOKİ Sosyal Konut Başvuru Şartları 2026: Yüzyılın Konut Projesi İçin Kimler Başvurabilir? Tüm Detaylar!

TOKİ sosyal konut kampanyasında kura çekimleri sürüyor! 9 şehirde tarih belli olduÇevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Türkiye genelinde 500 bin sosyal konutun inşa edileceği Yüzyılın Konut Projesi’nde 19-25 Ocak haftasının kura programını, “Bu hafta 9 şehrimizde daha kura heyecanını yaşayacağız. Yüzyılın Konut Projesi’nde bu hafta toplam 45 bin 909 konutumuzun daha hak sahiplerini belirleyecek, mutluluğa ortak olacağız” mesajıyla paylaştı.
