DOLAR

40,2592$% 0.13

EURO

46,7280% 0.07

STERLİN

53,9463£% 0.2

GRAM ALTIN

4.309,12%-0,18

ÇEYREK ALTIN

7.021,00%0,34

TAM ALTIN

28.001,00%0,34

ONS

3.335,67%0,36

BİST100

10.222,02%-0,03

BİTCOİN

4782277฿%1.63469

a


Türkiye önemli bir reform sürecinden geçiyor. Kamunun rolü yeniden tasarlanıyor, finansal sistem yeniden yapılandırılıyor ve hatta siyaset yapma anlayışı populizmden tutarlı politika üretme anlayışına dönüşüyor. Küresel pazarlarda rekabet gücümüzü ve refah düzeyimizi artırmak için bütün bu yapılanlar gerekli, ancak yeterli değil.
Toplumsal refah düzeyini artırmak için küresel pazarlar için yüksek katma değer oluşturabilmeliyiz. Bunun için, yaratıcılık düzeyimizi artırarak henüz herkesin yapamadığı yeni değer yaratma alanlarında da faaliyette bulunmak gerekiyor.
Toplumsal yaratıcılık düzeyimizi geliştirebilmek için eğitim ve ar-ge yatırımlarını artırmalıyız. Bu süreci hızlandırmak ve beyin gücümüzü artırmak için ülkemize yönelik beyin göçüne teşvik etmeliyiz.

  1. yüzyılın yükselen teknolojilerinden hiçbirinde %5 paya bile sahip değiliz. Bırakın, gelişmiş ülkeleri, Küba gibi fakir ve 10 milyonluk bir ülkede bile 30.000 genetik mühendisi çeşitli buluşlara imza atarken, acaba Türkiye genetik devrimin neresinde?
    Yapay zeka çalışmalarında, yazılım sanayinde, bilgisayar ve iletişim teknolojilerinde, lazer ve robot teknolojilerinde minyatürleştirme konusunda, ileri polimer araştırmalarında, yeni alaşımlar ve bileşik materyaller konusunda, yeni enerji teknolojilerinde, yeni tedavi metodları geliştirmede dünyanın neresindeyiz?
    En çok okunan kitaplar listelerinde, tasarım ödüllerinde, beğenilen filmler sıralamasında ve Nobel ödüllerinde neredeyiz?
    İşte, bu gibi alanlarda dünyadaki gelişmelere katkıda bulunacak düzeyde çalışmalar yapamazsak, toplumsal refah düzeyimizi geliştirmek mümkün olamayacak.
    Ülkemizin tarihi, kültürel ve insani zenginlikleri bize bu konuda rekabet avantajı getirebilir. 500 yıl önce İspanya’dan kaçan Yahudiler’e ev sahipliği yapmış olmamız, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un alınışından sonra farklı din ve kültürlere sahip olanlara tanıdığı haklar ve dünyada ünlenmiş misafirperverliğimiz, ülkemiz insanının farklılıklarla bir arada yaşama tecrübesine güzel örnekler oluşturuyor. Bazı Avrupa ülkelerinde yükselen yabancı düşmanlığı göz önüne alındığında, Türkiye yabancılar için cazip bir yaşam merkezi özelliğini kazanıyor. Çekici Akdeniz iklimi ve doğal zenginliklerimiz, yalnızca turizm için değil, aynı zamanda ülkemizdeki yaşam kalitesi için de avantaj sağlıyor. İstanbul, Avrupa’nın en zengin eğlence yaşamına sahip kentlerinden biri konumuna geldi.
    Stratejik olarak seçilmiş konularda dünyanın en iyi yüz kişisinden beşinin Türkiye’de yaşamasını ve çalışmasını sağlayabilirsek gelişme hızımızı önemli ölçüde hızlandırabiliriz.
    Ekonomik gelişmemizi hızlandırmak için yaratıcılık düzeyimizi artırmalıyız. Bunun için dünyada bilgiye önem ve öncelik veren ülke olarak tanınmalıyız. Gelişmiş beyin gücü için, ülkemize doğru beyin göçünü hızlandıracak politikalara öncelik vermeliyiz.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

DİL KİMLİKTİR

Kozanhan İnşaat

HIZLI YORUM YAP

HIZLI YORUM YAP