Çocuklar Mafya, Devlet Seyirci Olamaz


Türkiye son günlerde ağır bir gerçekle yüzleşiyor. Okul sıralarında olması gereken çocuklar, artık sokakta “rol” değil, resmen suç provası yapıyor. Şanlıurfa, Kahramanmaraş… Her yeni olay, “sırada neresi var?” sorusunu daha yüksek sesle sorduruyor.
Bu bir tesadüf değil. Bu, yıllardır görmezden gelinen bir çürümenin sonucu.
Bugün 12-13 yaşındaki çocukların dilinde tehdit, elinde bıçak, zihninde “mafya” hayalleri varsa; burada sadece bireysel hata değil, sistemsel bir boşluk vardır. Çünkü o çocuk, suçu bir oyun gibi görüyor. Çünkü o çocuk, yaptığının gerçek bir bedeli olduğuna inanmıyor.
Peki neden?
Çünkü biz uzun süredir yanlış yerde çözüm arıyoruz.
Ekranlarda suçun estetize edildiği, “güçlü olanın kazandığı” diziler prime time’da boy gösterirken; çocuklar bu hikâyeleri sadece izlemiyor, içselleştiriyor. Burada denetim görevi olan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ne yapıyor? Toplumun geleceğini ilgilendiren bu meselede daha neyi bekliyoruz?
Bir diğer gerçek: İnternet.
Her çocuğun cebinde sınırsız erişim var. Şiddetin sıradanlaştığı oyunlar, kontrolsüz sosyal medya… Kim denetliyor? Kim sınır koyuyor? “Özgürlük” adı altında çocukları dijital bir kaosun içine bırakmak, özgürlük değil; sorumsuzluktur.
Ama en kritik meseleye gelelim: ceza ve caydırıcılık.
Bugün bir çocuk suç işlediğinde, “yaşı küçük” denilerek yeterli yaptırım uygulanmıyorsa, o çocuk şunu öğrenir: “Yaparsam da bir şey olmaz.”
İşte asıl tehlike tam da burada başlar.
Kimse çocukların cezalandırılmasını savunmuyor. Ama yaptığının bir sonucu olduğunu öğretmeyen bir sistem, suçu büyütür. Caydırıcılık yoksa, hukuk sadece kağıt üzerinde kalır.
Devletin görevi sadece olay olduktan sonra müdahale etmek değil, o olayı doğuran zemini ortadan kaldırmaktır.
Ailelerin görevi sadece “benim çocuğum yapmaz” demek değil, çocuğunu tanımaktır.
Toplumun görevi ise susmak değil, bu gidişata dur demektir.
Bugün sessiz kalırsak, yarın daha büyük manşetlerle uyanırız.
Çocuklar mafya değil. Ama biz gerekli adımları atmazsak, onlar bu rolü oynamaya devam edecek.
Ve o zaman sorulacak tek soru şu olacak:
Biz neredeydik?