CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ
Yapılacak olan ilk seçim sonunda millet ittifakı kazandığı takdirde yeni gelecek hükümetin icraatlarından biri de 5 li çete dahil 20 yıllık iktidarın yaptığı harcamaların denetimi de Sayıştay’a tarafsızca yaptırılmalıdır.
Çünkü bugüne kadar 20 yıllık bir iktidar henüz bir denetimden geçmemiş ve halkına yaptığı harcamalar hakkında henüz bir açıklama dahi yapmamıştır.
Bu sebepten sadece 5 li çete değil aynı zamanda geçmiş iktidarın da yaptığı tüm harcamalar incelenmeli ve gerekli görüldüğü takdirde yüce divanda hesap sorulmalıdır.
Tüm yurttaşlar olarak beklentimiz budur.
Ayrıca araştırılması gereken diğer bir husus da ülkedeki bürokratlardaki diploma krizidir.
Bu durum bir ülke için onur meselesidir.
Ülkede lise diploması bile tartışmalı olan ve üniversite diploması sahte olan güreşçi Hamza Yerlikaya’yı düşündükçe insanın aklına binlerce soru gelmektedir. Yani sahte diplomaların havada uçuştuğu bir ülkede insan ister istemez yoğurdu üfleyerek yemeye çalışmaktadır.
Meydan Gazetesinin haberine göre, TÜBİTAK Kamu Sertifikasyon Merkezi (KSM) eski Başkanı Hasan Başaran ile uzman Cevdet Aydın’ın kuruma sahte diplomayla girdiğinin tespit edilmesinin ardından 6 milyon kişinin diplomalarını inceleyen Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan 1000’e yakın kişinin diplomasının sahte olduğunu belirlemişti.
En fazla sahte diplomanın ODTÜ, Boğaziçi, Hacettepe ve Gazi gibi üniversitelerin adı kullanılarak sağlandığı bildirildi ve bu konuda yapılan ve sonuçlanan hiçbir adli soruşturma ile karşılaşılmadı.
Diploma konusunda en hassas olanı ise ülkeyi yönetmekte olan Cumhurbaşkanının diploması olayıdır.
Çünkü her konuda ekranlara çıkıp konuşan Cumhurbaşkanı diploma konusunda halkına şu ana kadar tatmin edici, bir açıklama yapmamıştır. Bu son derece anlamlı ve düşündürücüdür.
Bu konuda ne Tüksek Seçim Kurulu bir açıklama yapmış ne de başka bir kurum. Yapılan tüm açıklamalar bile birbirleri ile örtüşmemektedir. Bu durum da biz toplum olarak rahatsız etmektedir.
Ancak her ne olursa olsun ben ısrarla inşallah Cumhurbaşkanının diploması vardır ve sahte falan da değildir diye dua ediyorum.
Bunun aksi ise bir ülke olarak felakettir.
İşte o zaman ülke olarak ciddi bir kaosa gireriz.
Çünkü sadece Cumhurbaşkanının Cumhurbaşkanlığı düşmekle kalmaz, aynı zamanda yirmi yıldır attığı tüm imzalar hükmünü kaybeder. Atadığı Başbakanlar, onayladığı Bakanlar Kurulu üyeleri, yüksek yargıya, üniversitelere, finans kurumlarına ve yaptığı tüm diğer atamalar, yurt
içi ve yurt dışı tüm sözleşmeler hepsi yok hükmünde olur. Diğer imzaladığı yürürlüğe girmiş yüzlerce yasalar. Bunlar anında tartışmalı bir duruma gelir ve ülke olarak tam bir ekonomik ve siyasi toplumsal krize gireriz.
Ne diyeyim hayırlısı ne ise o olsun.
Ayrıca diğer beni rahatsız eden bir konu da, bir parti 20 senedir bir ülkeyi yönetiyorsa ve hala birinci parti olabiliyorsa ve ülke içeride ekonomik kriz yaşıyor ve dışarıda da itibarını yitiriyorsa burada en büyük sorumlu muhalefet partileri ve özelliklede ana muhalefet partisi olmalıdır.
Burada ana muhalefet partisi genel başkanı, milletvekilleri, parti organları ve yöneticileri oturup bir düşünmeleri gerekir.
Bugüne kadar yapılan 9 seçimlerde bir parti aynı genel başkan ile kaybetmişse ve 10. Seçimde gene aynı genel başkanla aday olmak isterse ben bunu doğru bulmam.
Siz bir partinin genel başkanı olarak çok dürüst, ilkeli, cumhuriyete bağlı, Atatürk sevdalı olabilirsiniz. Ama bu halk tarafından yeterli görülmüyor demektir.
O zaman yapılacak tek şey, ya başkanlığı bırakacaksınız ya da başka bir aday seçme yoluna gideceksiniz.
Benim görüşüm Sn. Kılıçdaroğlu, kesinlikle kendisi aday olamayacak ve kendisi gibi ilkeli bir adayı cumhurbaşkanı adayı olarak gösterecektir. Ve şu ana kadar da yaptığı aday politikası da Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan’ı oyalama politikasıdır.
Benim tahminime ve tecrübeme göre Millet İttifakı olan 6 lı masanın Cumhurbaşkanı adayı masa dışında ve halk tarafından sevilen bir aday olacaktır.
Son sözüm budur.
Tüm ülkeye hayırlı uğurlu olsun. 14.09.2022