Eski Ramazanları Neden Arıyoruz?
Her Ramazan aynı cümleyi duyarız:
“Ah nerede o eski Ramazanlar…”
Sokakta, sofrada, televizyonda, sohbetlerde… Herkes geçmişteki Ramazanları özlemle anar. Ama çoğu zaman kimse şu soruyu sormaz: O eski Ramazanları gerçekten kim kaybettirdi?
Aslında cevap çok uzaklarda değil.
Çünkü eski Ramazanları yitiren biziz.
Bir zamanlar Ramazan yalnızca oruç tutulan bir ay değildi. Mahallelerin canlandığı, kapıların daha çok çalındığı, sofraların paylaşıldığı bir zamandı. İftar vakti yaklaştığında sokaklarda bir telaş olur, komşular birbirine tabak uzatırdı. Bir evde pişen yemek diğer evin sofrasına da giderdi. Kimse yalnız bırakılmazdı.
Bugün ise aynı apartmanda yaşayan insanlar birbirinin adını bile bilmiyor. Kapılar kapalı, sofralar yalnız. Teknoloji ilerledi ama gönüller arasındaki mesafe büyüdü.
Eski Ramazanların en güzel tarafı gösterişten uzak olmasıydı.
Sofralar sade ama bereketliydi. İnsanlar paylaşmanın huzurunu yaşardı. Bugün ise bazen Ramazan sofraları sosyal medyada sergilenen bir yarışa dönüşebiliyor. Oysa Ramazan’ın ruhu gösteriş değil, tevazu ve paylaşmaktır.
Bir başka kaybolan değer de mahalle kültürüydü. Teravih sonrası yapılan sohbetler, çocukların davulcunun peşinde koşması, büyüklerin kapı önlerinde oturup çay içmesi… Bunlar sadece birer hatıra değil, Ramazan’ı Ramazan yapan ruhun parçalarıydı.
Şimdi çoğu kişi eski Ramazanları arıyor ama o ruhu yaşatmak için ne yapıyoruz?
Komşumuzun kapısını çalıyor muyuz?
Bir ihtiyaç sahibinin sofrasına katkı sunuyor muyuz?
Ya da çocuklarımıza Ramazan’ın gerçek anlamını anlatabiliyor muyuz?
Gerçek şu ki, Ramazan değişmedi.
Değişen biz olduk.
Eski Ramazanları geri getirmek aslında zor değil. Bunun için ne büyük organizasyonlara ne de gösterişli sofralara ihtiyaç var. Bazen bir tabak yemeği komşuya götürmek, bir yetimin başını okşamak ya da aileyle aynı sofrada oturup samimi bir dua etmek bile yeter.
Çünkü Ramazan’ı güzel yapan şey zamandan çok insanın niyetidir.
Belki de artık “Nerede o eski Ramazanlar?” diye sormak yerine şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Biz eski Ramazanların insanı olmayı ne zaman bıraktık?