Fehmi ÖZTÜRK mağduriyetinde önemli gelişmeler yaşanıyor! Öztürk: adalet de hak da yerini buluyor.

Başkan Erdoğan, yargıda şeffaflık, hesap verebilirlik ve hukukun üstünlüğü konusundaki kararlı iradesi sayesinde Adalet Bakanı Yılmaz Tunç öncülüğünde sürdürülen reform ve denetim sisteminin somut yansımalarından biri daha ortaya çıktı. İşte tüm detaylar NetHaberler 'de;

Devlet Denetimi İş Başında: Sahte Bilirkişi İddiaları Yargıya Taşındı, Yargı Kendi İçini Temizliyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yargıda şeffaflık, hesap verebilirlik ve hukukun üstünlüğü konusundaki kararlı iradesi ile Adalet Bakanı Yılmaz Tunç döneminde sürdürülen reform ve denetim anlayışının somut yansımalarından biri daha ortaya çıktı. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen kapsamlı soruşturma tamamlanarak fezlekeye bağlandı.

Uzun yıllara yayılan dosyada, bir ceza soruşturmasında bilirkişilik sürecinin usule aykırı şekilde yürütüldüğü, resmi belgelerde sahtecilik yapıldığı ve yargılamanın seyrini etkileyebilecek işlemler gerçekleştirildiği iddiaları ayrıntılı şekilde yer aldı. Hazırlanan fezleke, halen Bakırköy 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan dosya ile birleştirilmesi talebiyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.

Yetkili bilirkişi yerine yasaklı kişiye dosya iddiası

Fezlekede yer alan tespitlere göre, 2018 yılında Büyükçekmece’de yürütülen bir soruşturma kapsamında bilirkişi raporu alınmasına karar verildi. Ancak UYAP sisteminde bilirkişi olarak kayıtlı ve yetkili bir kişi adına düzenlenen teslim tutanağına rağmen, dosyanın bilirkişilik yapması yasaklı başka bir kişiye, herhangi bir resmi atama ya da ıslak imzalı teslim işlemi olmaksızın verildiği öne sürüldü.

Savcılık incelemesinde, dosya teslimine ilişkin ıslak imzalı tutanağın hiçbir yargı dosyasında bulunamadığı, yalnızca UYAP üzerinden oluşturulmuş “aslı gibidir” ibareli belgelerin mevcut olduğu kaydedildi.

Teknik incelemeler iddiaları güçlendirdi

Dosya kapsamında yapılan teknik incelemelerde;

• Teslim tutanağının, dosyanın verildiği iddia edilen tarihten haftalar sonra UYAP’a yüklendiği,

• Normal şartlarda teslim anında düzenlenmesi gereken belgenin, bilirkişi raporu sisteme girildikten sonra oluşturulduğu,

• Bilirkişiye yapılması gereken ödemenin gerçekleşmediği ve dosyada herhangi bir IBAN bilgisinin yer almadığı

tespit edildi. Savcılık, bu bulguların hayatın olağan akışına aykırı olduğunu fezlekede açıkça vurguladı.

HSK süreci devraldı: Yargı kendi iç denetimini çalıştırdı

Dosyada adı geçen dönemin Cumhuriyet savcısı hakkında görev ihmali ve usulsüzlük iddiaları bulunması üzerine, dosyanın bu bölümü Hakimler ve Savcılar Kurulu’na intikal ettirildi. HSK 1. Dairesi’nin kararında, kamu görevlilerinin iştirak halinde resmi belgede sahtecilik suçunu işlemiş olabileceklerine dair yeterli şüphenin bulunduğu ifade edildi.

Bu gelişme, yargının sadece dış denetime değil, kendi iç mekanizmalarıyla da etkin şekilde denetlendiğini bir kez daha ortaya koydu.

Reform iradesinin sahaya yansıması

Adalet çevreleri, söz konusu soruşturmanın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yargıyı güçlendirme, sistemi şeffaflaştırma ve hesap verebilirliği artırma yönündeki iradesi ile Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un reformcu yaklaşımının sahadaki karşılığı olduğuna dikkat çekiyor. Geçmiş yıllara ait dosyaların dahi yeniden ele alınabilmesi, yargı mekanizmasının artık hiçbir dosyayı dokunulmaz görmediğinin göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Ağır Ceza Mahkemesi süreci yakından izleniyor

Fezlekede, bazı şüpheliler hakkında doğrudan resmi belgede sahtecilik, bazıları hakkında ise suça yardım kapsamında iştirak suçlamaları yöneltilirken, yargılamanın Ağır Ceza Mahkemesi görev alanına girdiği belirtildi. Hukuk çevreleri, dosyanın yalnızca bireysel sorumlulukları değil, Türk yargısının kurumsal işleyişini ve denetim kapasitesini de gözler önüne sermesi bakımından önem taşıdığını ifade ediyor.

Haberde yer alan tüm bilgiler resmi fezleke ve soruşturma belgelerine dayanmaktadır. Tüm şüpheliler hakkında masumiyet karinesi geçerlidir. Nihai karar, bağımsız ve tarafsız Türk mahkemeleri tarafından verilecektir.

Devlet Denetimi İş Başında: Sahte Bilirkişi İddiaları Yargıya Taşındı, Yargı Kendi İçini Temizliyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yargıda şeffaflık, hesap verebilirlik ve hukukun üstünlüğü konusundaki kararlı iradesi ile Adalet Bakanı Yılmaz Tunç döneminde sürdürülen reform ve denetim anlayışının somut yansımalarından biri daha ortaya çıktı. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen kapsamlı soruşturma tamamlanarak fezlekeye bağlandı.

Uzun yıllara yayılan dosyada, bir ceza soruşturmasında bilirkişilik sürecinin usule aykırı şekilde yürütüldüğü, resmi belgelerde sahtecilik yapıldığı ve yargılamanın seyrini etkileyebilecek işlemler gerçekleştirildiği iddiaları ayrıntılı şekilde yer aldı. Hazırlanan fezleke, halen Bakırköy 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan dosya ile birleştirilmesi talebiyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.

Yetkili bilirkişi yerine yasaklı kişiye dosya iddiası

Fezlekede yer alan tespitlere göre, 2018 yılında Büyükçekmece’de yürütülen bir soruşturma kapsamında bilirkişi raporu alınmasına karar verildi. Ancak UYAP sisteminde bilirkişi olarak kayıtlı ve yetkili bir kişi adına düzenlenen teslim tutanağına rağmen, dosyanın bilirkişilik yapması yasaklı başka bir kişiye, herhangi bir resmi atama ya da ıslak imzalı teslim işlemi olmaksızın verildiği öne sürüldü.

Savcılık incelemesinde, dosya teslimine ilişkin ıslak imzalı tutanağın hiçbir yargı dosyasında bulunamadığı, yalnızca UYAP üzerinden oluşturulmuş “aslı gibidir” ibareli belgelerin mevcut olduğu kaydedildi.

Teknik incelemeler iddiaları güçlendirdi

Dosya kapsamında yapılan teknik incelemelerde;

• Teslim tutanağının, dosyanın verildiği iddia edilen tarihten haftalar sonra UYAP’a yüklendiği,

• Normal şartlarda teslim anında düzenlenmesi gereken belgenin, bilirkişi raporu sisteme girildikten sonra oluşturulduğu,

• Bilirkişiye yapılması gereken ödemenin gerçekleşmediği ve dosyada herhangi bir IBAN bilgisinin yer almadığı

tespit edildi. Savcılık, bu bulguların hayatın olağan akışına aykırı olduğunu fezlekede açıkça vurguladı.

HSK süreci devraldı: Yargı kendi iç denetimini çalıştırdı

Dosyada adı geçen dönemin Cumhuriyet savcısı hakkında görev ihmali ve usulsüzlük iddiaları bulunması üzerine, dosyanın bu bölümü Hakimler ve Savcılar Kurulu’na intikal ettirildi. HSK 1. Dairesi’nin kararında, kamu görevlilerinin iştirak halinde resmi belgede sahtecilik suçunu işlemiş olabileceklerine dair yeterli şüphenin bulunduğu ifade edildi.

Bu gelişme, yargının sadece dış denetime değil, kendi iç mekanizmalarıyla da etkin şekilde denetlendiğini bir kez daha ortaya koydu.

Reform iradesinin sahaya yansıması

Adalet çevreleri, söz konusu soruşturmanın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yargıyı güçlendirme, sistemi şeffaflaştırma ve hesap verebilirliği artırma yönündeki iradesi ile Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un reformcu yaklaşımının sahadaki karşılığı olduğuna dikkat çekiyor. Geçmiş yıllara ait dosyaların dahi yeniden ele alınabilmesi, yargı mekanizmasının artık hiçbir dosyayı dokunulmaz görmediğinin göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Ağır Ceza Mahkemesi süreci yakından izleniyor

Fezlekede, bazı şüpheliler hakkında doğrudan resmi belgede sahtecilik, bazıları hakkında ise suça yardım kapsamında iştirak suçlamaları yöneltilirken, yargılamanın Ağır Ceza Mahkemesi görev alanına girdiği belirtildi. Hukuk çevreleri, dosyanın yalnızca bireysel sorumlulukları değil, Türk yargısının kurumsal işleyişini ve denetim kapasitesini de gözler önüne sermesi bakımından önem taşıdığını ifade ediyor.

Haberde yer alan tüm bilgiler resmi fezleke ve soruşturma belgelerine dayanmaktadır. Tüm şüpheliler hakkında masumiyet karinesi geçerlidir. Nihai karar, bağımsız ve tarafsız Türk mahkemeleri tarafından verilecektir.Devlet Denetimi İş Başında: Sahte Bilirkişi İddiaları Yargıya Taşındı, Yargı Kendi İçini Temizliyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yargıda şeffaflık, hesap verebilirlik ve hukukun üstünlüğü konusundaki kararlı iradesi ile Adalet Bakanı Yılmaz Tunç döneminde sürdürülen reform ve denetim anlayışının somut yansımalarından biri daha ortaya çıktı. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen kapsamlı soruşturma tamamlanarak fezlekeye bağlandı.

Uzun yıllara yayılan dosyada, bir ceza soruşturmasında bilirkişilik sürecinin usule aykırı şekilde yürütüldüğü, resmi belgelerde sahtecilik yapıldığı ve yargılamanın seyrini etkileyebilecek işlemler gerçekleştirildiği iddiaları ayrıntılı şekilde yer aldı. Hazırlanan fezleke, halen Bakırköy 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan dosya ile birleştirilmesi talebiyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.

Yetkili bilirkişi yerine yasaklı kişiye dosya iddiası

Fezlekede yer alan tespitlere göre, 2018 yılında Büyükçekmece’de yürütülen bir soruşturma kapsamında bilirkişi raporu alınmasına karar verildi. Ancak UYAP sisteminde bilirkişi olarak kayıtlı ve yetkili bir kişi adına düzenlenen teslim tutanağına rağmen, dosyanın bilirkişilik yapması yasaklı başka bir kişiye, herhangi bir resmi atama ya da ıslak imzalı teslim işlemi olmaksızın verildiği öne sürüldü.

Savcılık incelemesinde, dosya teslimine ilişkin ıslak imzalı tutanağın hiçbir yargı dosyasında bulunamadığı, yalnızca UYAP üzerinden oluşturulmuş “aslı gibidir” ibareli belgelerin mevcut olduğu kaydedildi.

Teknik incelemeler iddiaları güçlendirdi

Dosya kapsamında yapılan teknik incelemelerde;

• Teslim tutanağının, dosyanın verildiği iddia edilen tarihten haftalar sonra UYAP’a yüklendiği,

• Normal şartlarda teslim anında düzenlenmesi gereken belgenin, bilirkişi raporu sisteme girildikten sonra oluşturulduğu,

• Bilirkişiye yapılması gereken ödemenin gerçekleşmediği ve dosyada herhangi bir IBAN bilgisinin yer almadığı

tespit edildi. Savcılık, bu bulguların hayatın olağan akışına aykırı olduğunu fezlekede açıkça vurguladı.

HSK süreci devraldı: Yargı kendi iç denetimini çalıştırdı

Dosyada adı geçen dönemin Cumhuriyet savcısı hakkında görev ihmali ve usulsüzlük iddiaları bulunması üzerine, dosyanın bu bölümü Hakimler ve Savcılar Kurulu’na intikal ettirildi. HSK 1. Dairesi’nin kararında, kamu görevlilerinin iştirak halinde resmi belgede sahtecilik suçunu işlemiş olabileceklerine dair yeterli şüphenin bulunduğu ifade edildi.

Bu gelişme, yargının sadece dış denetime değil, kendi iç mekanizmalarıyla da etkin şekilde denetlendiğini bir kez daha ortaya koydu.

Reform iradesinin sahaya yansıması

Adalet çevreleri, söz konusu soruşturmanın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yargıyı güçlendirme, sistemi şeffaflaştırma ve hesap verebilirliği artırma yönündeki iradesi ile Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un reformcu yaklaşımının sahadaki karşılığı olduğuna dikkat çekiyor. Geçmiş yıllara ait dosyaların dahi yeniden ele alınabilmesi, yargı mekanizmasının artık hiçbir dosyayı dokunulmaz görmediğinin göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Ağır Ceza Mahkemesi süreci yakından izleniyor

Fezlekede, bazı şüpheliler hakkında doğrudan resmi belgede sahtecilik, bazıları hakkında ise suça yardım kapsamında iştirak suçlamaları yöneltilirken, yargılamanın Ağır Ceza Mahkemesi görev alanına girdiği belirtildi. Hukuk çevreleri, dosyanın yalnızca bireysel sorumlulukları değil, Türk yargısının kurumsal işleyişini ve denetim kapasitesini de gözler önüne sermesi bakımından önem taşıdığını ifade ediyor.

Haberde yer alan tüm bilgiler resmi fezleke ve soruşturma belgelerine dayanmaktadır. Tüm şüpheliler hakkında masumiyet karinesi geçerlidir. Nihai karar, bağımsız ve tarafsız Türk mahkemeleri tarafından verilecektir.

Kaynak: NetHaberler .Com

KAYNAK: https://www.songazete.com/haber-turkiyede-gundem-patlamasi-burak-dalgin-eren-tozlu-erzurumspor-amed-maci-ve-carlos-alcaraz-neden-her-yerde-konusuluyor-729.html