Gerçeklerin Gün Yüzüne Çıkmak Gibi Bir Huyu Vardır


GERÇEKLERİN GÜN YÜZÜNE ÇIKMAK GİBİ BİR HUYU VARDIR!
Bazı dosyalar vardır; yıllarca raflarda bekler. Bazı isimler vardır; yıllarca kendilerini dokunulmaz sanır. Bazıları ise “Bana kimse bir şey yapamaz” diyerek kurdukları düzenin sonsuza kadar devam edeceğine inanır.
Ama hayatın değişmeyen bir gerçeği vardır:
Gerçeklerin gün yüzüne çıkmak gibi bir huyu vardır.


Son dönemde gerçekleştirilen operasyonlar, Türkiye’de uzun süredir tartışılan “dokunulmazlık” algısının yeniden sorgulanmasına neden oluyor. Yıllardır bekleyen dosyaların yeniden gündeme gelmesi, geçmişte üzeri kapandığı düşünülen iddiaların tekrar araştırılması ve güçlü görünen isimlerin hukuki süreçlerle karşı karşıya kalması, toplumda önemli bir mesaj oluşturuyor.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya döneminde güvenlik ve organize suçlarla mücadele kapsamında yürütülen operasyonlar kamuoyunda geniş yankı bulurken, bugün farklı bir dönemin yaşandığı görülüyor. Ancak burada asıl önemli olan yalnızca operasyonların büyüklüğü değil; hukukun karşısında herkesin eşit olduğu duygusunun toplumda yeniden güçlenmesidir.
Çünkü adalet, yalnızca suç işlediği iddia edilen kişilerin yakalanması değildir.
Adalet aynı zamanda “Güçlüysen sana hiçbir şey olmaz” anlayışının ortadan kaldırılmasıdır.


20 YILLIK DOSYALAR RAFTAN İNİYORSA…
Yıllarca bekleyen dosyaların yeniden ele alınması, kamuoyunda doğal olarak şu soruyu gündeme getiriyor:
“Bu dosyalar neden yıllarca bekledi?”
Eğer ortada hukuki açıdan araştırılması gereken iddialar varsa, bunların zamanı geldiğinde değil, hukukun gerektirdiği anda soruşturulması gerekir.
Çünkü adaletin terazisi ne siyasi güce ne ekonomik güce ne de makam ve mevkiye göre değişmemelidir.
Bugün kendisini güçlü hisseden bir makam sahibi, yarın bir soruşturmanın konusu olabilir. Dün başkasına yapılanın bugün kendisine yapılabileceğini herkes bilmeli.
İşte gerçek hukuk devleti anlayışı tam da burada başlar.


“BANA BİR ŞEY OLMAZ” DİYENLERİN TAHTI SALLANIYOR
Türkiye'nin yakın siyasi ve bürokratik tarihinde zaman zaman öyle isimler çıktı ki, kamuoyunda “Bunlara kimse dokunamaz” algısı oluştu.
Fakat tarih bize defalarca gösterdi:
Hiçbir makam sonsuz değildir. Hiçbir güç sınırsız değildir. Hiçbir dosya sonsuza kadar rafta kalmaz.
Bugün yaşanan gelişmelerin en önemli tarafı da budur.
Eğer gerçekten yıllardır bekleyen dosyalar yeniden inceleniyor, iddialar yargı mercilerince araştırılıyor ve kim olduğuna bakılmaksızın hukuki süreç işletiliyorsa, bunun adı dokunulmazlığın sona ermesi olmalıdır.
Elbette operasyon ile suçluluk aynı şey değildir.
Bir kişi hakkında soruşturma açılması veya operasyon yapılması, o kişinin hukuken suçlu olduğu anlamına gelmez. Suçluluk ancak bağımsız ve tarafsız yargı kararıyla kesinleşir.
Fakat soruşturulamaz sanılanların soruşturulabilmesi bile başlı başına önemli bir gelişmedir.
Çünkü devletin gücü, birilerini korumasından değil; hukuku herkes için eşit uygulayabilmesinden gelir.
Ve bugün Türkiye'nin ihtiyacı olan tam da budur:
Kim olursa olsun, hangi makamda bulunursa bulunsun, hangi çevreye sahip olursa olsun; herkes hukuk karşısında eşittir.
Gerçekler bazen geç gelir.
Ama geldiğinde, yıllarca saklandığı karanlığı da beraberinde aydınlatır.
Çünkü gerçeklerin gün yüzüne çıkmak gibi bir huyu vardır.