GÜÇLÜNÜN KARŞISINDA DİRENEMİYORSAN, ACINI ZAYIFTAN ÇIKARMA!

Bitmek bilmeyen hırs ve öfkeyi ne zamandan beri böylesine bağrımıza bastık.
Hazırlıkların arttığı bir ay yaşıyoruz. Çocuklarımız okul sıralarında ki yerlerini aldılar.
Hepimizin heyecanı,stresi, meşgalesi bir hayli fazla…
Bu yoğunluğun arasında Afganları ve Suriyelileri görüp itici cümlelerle aşağılamak, iç çekmek daha sonrasında okul forması, defteri olmayan çocukları duyunca gitsinler o zaman diyerek kin kusmak hangi duygumuzu tatmin ediyor ?
Sisteme, başa, yaşananlara sitemli olmak bir kalbi kırma hakkını bize veriyor mu ?
Zan yaparak , kalp kırarak , bazılarımızın 7/24 eleştirdiği ülkemize bir yandan da böylesine sahip çıkıyormuş gibi davranması abesle iştigal geliyor.
Çünkü hangi din,dil,ırk olursa olsun. Savaş yedi yaşında ki bir çocuğun suçu değildi. Göç çocukların tercihi değildi.
Milliyetçilik desek o ruhu göremiyoruz.
Aidiyet desek, onu da göremiyoruz.
Peki kendimizi duvardan duvara vurarak .
Yapılanlara karşılık, konfor alanımızdan çıkıp ne üretiyoruz.
Baştaki ,ortadaki ,sondaki yanlış madem yan tarafta bizler ne yapıyoruz?
Çocukluk büyükler için geç kalınmış bir dönem.
Ruhun gençliği anlaşılabilir ama hareketlerin toyluğu kabul edilecek gibi değil!
Dünyanın neresine gidersek gidelim, gökkuşağının yedi rengide çocuklar .
Ülkemiz için ne kadar çok çabalarsak o kadar çok başarılı oluruz .
Fakat muahtabımız çocuklar veya evlerinde ekmeği olmayan suriyeliler ,afganlar olmamalı…
Zira bizler zengin bir kültürün evladıyız.
Muamelelerimiz de vasat değil , vakarlı olmayı diliyorum.
Bizim örfümüz de güçlünün karşısında direnemiyorsan, acını zayıftan çıkaramazsın şuuru var.
Evrensel bakış açısıyla daha doğru adımlar atacağımız günlerimiz olsun .