Tasavvufta Kırklar, Üçler ve Yediler: Ricâlü’l Gayb’ın Gizemli Dünyası ve İslamî Kökenleri

Tasavvufta Kırklar, Üçler ve Yediler manevi hiyerarşiyi simgeler, ricâlü’l gayb erenleri dünyanın dengesini sağlar. İşte tüm detaylar NetHaberler özel haberinde;

Tasavvufta Ricâlü’l Gayb Erenleri: Üçler, Yediler ve Kırklar’ın Manevi Rolü

SonDakika: NetHaberler.Com’un edindiği bilgiye göre; Türk halk inancında Kırklar, toplum içinde yaşayan kırk kutlu kişiyi temsil eder. Bu kavram, Peygamber Muhammed’in Mirac dönüşünde etrafının kırklarla çevrili olduğu rivayetlerle bağlantılıdır. Ricâlü’l Gayb, âlemde tasarrufta bulunan gizli veya aşikar veliler topluluğunu ifade eder. Bu erenler, Gayb Erenleri, Üçler-Yediler-Kırklar, Merdân-ı Hüdâ gibi isimlerle anılır ve Hak’tan başka kimsenin bilmediği veliler zümresini simgeler.

Tasavvuf geleneğinde bu oluşumlar, yaşantılarıyla örnek şahsiyetler olarak kabul edilir. İslam inancına göre üçler; kutbül ektab, kutbül ula, kutbül irşad diye bilinir. Bu kutuplar, evrende velilerin idaresini üstlenir: Biri gökyüzünde, diğeri karada, öteki denizde görev yapar. İbnü’l-Arabî’ye göre ricâlullah (kutub, imâmân, evtâd, abdal), dinin dayandığı velâyet, nübüvvet, risâlet ve imandan ibaret dört temel hakikati temsil eder. Bu hakikatlerin ruhî-bâtınî yönü Âdem, İbrâhim, Îsâ ve Hz. Muhammed tarafından, zâhir yönü Îsâ, İlyas, İdrîs ve Hızır tarafından simgelenir.

Kırklar meclisi, Hz. Muhammed’in miraca giderken gökte katıldığı otuz dokuz erenden oluşan ve onun katılımıyla kırk kişiye ulaşan bir toplantıdır. Musa Peygamber’in Tur Dağı’nda Allah’ın buyruklarını kırk gün kırk gecede alması gibi, kırk erenlerin sonsuza kadar yaşayacağına inanılır. Müslümanlar arasında Hz. Muhammed’e kırk yaşında peygamberlik verilmesi, ilk bağlananların kırk kişi olması ve malın kırkta birini zekât olarak verme geleneği, bu sayıyı kutsal kılar.

Yediler, üçlerin talimatlarıyla yürütme görevlerini üstlenir. Kırklar ise halk içinde toplumsal olayları şekillendirir, düzenin bekası için çalışır. Bazen bu oluşumdaki kişiler kendilerini bilemez. Üçler, yediler ve kırklar adına pek çok makam ve ziyaretgâh inşa edilmiştir; ziyaret edenleri koruyacağına inanılır.

Türk mitolojisinde kırk sayısı, Altay ve Orta Asya’da kutsal kabul edilir. Dede Korkut Hikâyeleri’nde, Manas Destanı’nda Kırk Kız motifi vardır. Yeni doğumda kırk gün kimse girmez, ölümde kırkın çıkması dualarla yapılır.

Tasavvuf literatüründe ricâlü’l-gayb, halkın makamlarını bilemediği öncü velileri ifade eder. Tüm tasavvuf ekolleri bu telakkiyi benimser. İbn Arabî’nin eserlerinde, bu erenler dünyanın dengesini sağlar. Kur’an’da doğrudan geçmese de hadis ve rivayetlerle bağlantılı olduğu belirtilir.

Üçler, Yediler ve Kırklar Hiyerarşisi: Kutbül Aktab’dan Kutbül İrşad’a Tasavvufî Yapı

Tasavvufta üçler, en yüksek manevi derecede erenlerdir. Kutb-ı a’zamdır; sağında ve solunda iki imam ile üçü oluşturur. Yediler, bölgesel görevli evliyalardır. Kırklar, manevi meclis ve birliğin sembolüdür.

Ricâli gayb iki gruptur: Manevi görevliler. Reisi kutb, yardımcıları Kutbül Aktab ve **Kutbül İrşad**tır; bunlar üçlerdir. Aktabı erbaa dört kutuptur, sonra yediler.

Bu kavramlar evliyaullah’ın muayyen misyonlu belli sayıdaki kimseleridir. Her birinin vazifesi farklıdır; ricâlü’l-gaybricâlullah diye anılır.

Gayb erenleri üçler, yediler, kırklar olarak adlandırılır; kimliklerini gizler.

Üçler en yüksek, yediler bölgesel, kırklar birlik sembolüdür.

Büdelâ yedi kişidir. Bu hiyerarşi, dünyanın manevi idaresini sağlar.

Gayb erenleri Türk kültürünün ortak inancıdır; evliya kültüne bağlıdır.

Kırklar Sultan Türbesi

Üçler yedi olursa dağa çıkar, yediler kırk olursa savaşa başlar; millet birliğini simgeler.

Sayıların önemi vurgulanır; Hak nezdindeki payeleri esastır.

Bu hiyerarşi, tasavvufun temel taşlarındandır. Merak uyandırıcı bir sır: Bu erenler arasında kimler var? Günümüzde hala görevdeler mi?

Tasavvufta abdal, en üst manevi mertebeyi ifade eder; Allah’tan başka her şeyden (Masivayı terketme) vazgeçmiş, hakikatin doğrudan bilgisine erişmiş kişidir. Toplumsal rolü, zayıf ve baskı altındakilere yardım etmek, adaletsizlik ile ahlaksızlığa karşı mücadele etmektir. Zaman ve mekân sınırlarını aşma, görünmezlik, zuhurat ile keramet gücüyle yağmur, bereket ve koruma sağlamalarına inanılır.

Abdal hadisleri, abdalların sayısı 7, 30, 40, 60, 70, 80 olarak geçer; en yaygın telakki 40 abdaldır; bunların 22’si Suriye’de, 18’i Irak’ta yaşar. İbnü’l-Arabî gibi bazı müellifler 7 abdal görüşünü savunur.

Ricâlü’l-gayb, nükabâ, nücebâ, abdal, ahyâr, umed, gavs gibi mertebelerden oluşur; abdal, bu zincirin önemli bir halkasıdır.

İbnü’l-Arabî’ye göre yedi iklimi yedi abdal korur; her abdal, peygamberlerden güç alır ve haftanın olaylarını tasarruf eder; adları Abdülhay, Abdülhalîm vb. olup, Hızır’la ilişkilendirilirler.

Ricâlü’l Gayb’ın Gizemli Rolü: Dünyayı Dengede Tutan Manevi Güçler

Ricâlü’l Gayb, tasavvufta gizli veliler grubudur. Dünyayı idare eder, koruyuculuk yapar, dertlerden kurtarır. Daha çok, Orta Asya’da yaygındır.

Ricâlü’l-gayb tabiri, “erkek; mert ve yiğit” anlamlarındaki recül kelimesinin çoğulu ricâl ile gayb kelimelerinden oluşur. İlâhî hakikatlerin mazharı olup âlemde tasarrufta bulunan gizli ve âşikâr Allah erleri anlamında bir tasavvuf terimidir.

Halkın, kendilerinin sahip olduğu makam ve hali hakkıyla bilemediği, öncü ve seçkin veliler grubunu ifade eder.

Ricâlü’l-gayb, âlemde tasarrufta bulunabilen insanlara verilen isimdir. Bu tasavvuf topluluğu, gizli ya da âşikar olabilir.

Ricâl, Arapçada “erkek; mert, yiğit” anlamlarına gelen racül kelimesinin çoğuludur. Gayb ise göz önünde olmayan, bilinmeyen, gizli olan mânâsına gelmektedir.

Gayb erenleri veya bilinmeyen Hakk dostları diyebileceğimiz “ricâlü’1-gayb” kavramı tasav-vuftaki Allah dostluğunun gizliliğine dikkat çekmektedir.

Ricâlü’l-gayb; gayb erenleri, bilinmeyen Allah adamları demektir. Ricâlü’l-gayb, Allah dostluğunun gizliliğinden kinâyedir. “Rabb’ının orduları yalnız kendisine mâlumdur.” (el-Müddessir 74/31) âyet-i kerîmesindeki ilâhî ordular içinde yer alırlar.

Ricâlü’l-gayb telakkisine göre Allah, dünyanın cismanî düzenini sağlamaları için bazı insanların çeşitli görevler üstlenmesini takdir ettiği gibi mânevî düzenin korunması için de bazı kullarını görevlendirmiştir.

Ricâlü’l Gayb telâkkisi, tasavvuf ilminin dikkat çekici, herkes tarafından idrak edilmesi kolay olmayan, ilmî ve irfanî çaba gerektiren konularından biridir.

Ricâlü’l-gayb; bilinmeyen hakkında bilgi sahibi olan kişi, bilinmeyenle ilgili hakikati aktaran kâmil kişi demektir.

Gerek herkes tarafından tanınmadıkları, gerekse gizli sırlara vâkıf oldukları için kendilerine “Gayb Erenleri” ismi de verilmiştir.

Tasavvufta uzman olmayan alan dışı kişiler, tasavvuftaki kozmik yetki ya da tasarruf konusunu tam olarak anlayamadıkları için, başta kutub olmak üzere ricâlü’l-gayb’ı eleştirebiliyorlar.

İbnü’l-Arabî, ricâlü’l-gayb’ı sistematize etmiş ve detaylı bilgi sağlamıştır.

Bu kavramlar, gizli bir ordu gibi dünyayı dengeler. Peki, sizce bu erenler bugün hangi olaylara müdahale ediyor?

Ricâlü’l-gayb anlayışının kaynaklarını farklı inanç sistemlerde bulma çabasıdır. Sözlük ve Tasavvufî Anlamı. Ricâlü’l-gayb ifadesi iki kelimeden ibarettir.

Veliler üzerinde değil de, herkes tarafından kolayca tanımadıklan veya gizli olan hakikatıere ve sırlara vakıf olduklan belirtilen ricalu’l-gayb.

İbnü’l-Arabî’nin “kutub” kavramı ile ilgili görüşleri: Kutub kavramına geçmeden önce, kutbun da içinde yer aldığı “ricâlu’l-gayb” (gayb adamları) kavramının ele alınması, tasavvuftaki kutub telâkkîsinin anlaşılmasına yardımcı olur.

İslam’da Kutsal Sayılar: Kırk, Üç ve Yedinin Manevi Anlamları ve Halk İnançlarındaki Yeri

İslam’da kırk sayısı, peygamberlik yaşı, ilk müslümanlar, zekat oranıyla kutsaldır. Musa’nın kırk gün buyruk alması gibi.

Türk mitolojisinde kırk, çokluk ifade eder; masallarda kırk gün düğün. Cezalarda kırk katır.

Kırgız bayrağında kırk ışın, boyları simgeler. Oğuz Han şölenlerinde kırk kulaç sırık.

Ejderhalar kırk yıl uyur. Ölüm sonrası kırk gün mevlit.

Çiltenler, şamanist; Kazakistan’da şifa için başvurulur. Hastalarda kırk mum yakılır.

Bahçesaray’da Kırk Azizler mezarlığı, Derbent’te şehit mezarları.

Etimoloji: “Kırk” çokluk, “çilten” yağmur sepelemesi.

Manevi yüksek dereceler.

Sayıların önemi yok; payeleri esas.

Bu sayılar, manevi derinlik katıyor. Sizce neden kırk bu kadar özel? Düşüncelerinizi yorumlayın.

Hz. Muhammed’e (s.a.s.) kırk yaşında nübüvvetin gelmesi, Müslümanların sayısı kırka tamamlanınca açıktan tebliğe başlanması, ayrıca İslâm dininde kırk sayısı önemli bir yer tutar.

Musa Peygamber, Tanrı’nın buyruklarını Tur Dağı’nda kırk gün kırk gecede almıştır. Kırk erenlerin sonsuza kadar yaşayacağına inanılır.

1, 2, 4, 5, 8, 10 ve 20’ye bölünebildiği için bereketli bir sayı kabul edilen kırk rakamı, gök cisimleri ve gök olaylarıyla ilk defa ilgilenen eski Bâbil’de kutsal sayılmıştır.

Tasavvufta Kırk erenlerin sonsuza kadar yaşayacağına inanılır.

“40 gün helâl yiyenin kalbini, Allahü teâlâ, nur ile doldurur. · “Fal baktıran, falcıya inanmasa da, 40 gün namazı kabul olmaz.” · “Allah için, 40 gün ihlâsla ibâdet edene, hikmet pınarları kalbinden lisânına akar.”

Kırk sayısı, çoğunluğu bildiren işlerde asgari en büyük sayıdır. Bir duayı çok okumak istenirse, en az kırk kere okumalıdır.

Hz. Muhammed’e 40 yaşında peygamberlik verilmesi, İslam dininin doğuşu sırasında ona ilk bağlananların kırk kişi olması, kadınlarda hamileliğin 40 hafta sürmesi, erginlik yaşının 40 olarak kabul edilmesi, ölünün ardından 40 mevlit okutulması gibi.

Hazret-i Muhammed’in 40 yaşında «nübüvvete» nail olduğu, islâmiyetin müminlerin sayısı 401 bulunca aşikâr bir kuvvetle yayıl- mağa başladığı da malûmdur.

Kırk sayısı, tarihin en eski zamanlarından itibaren farklı coğrafi bölgelerde farklı medeniyetlerde kutsal ve uğurlu sayılmıştır.

Muhammed’in 40 yaşında peygamber olduğu, Deccal’ın 40 gün yaşayacağı, malın 40‘ta birinin zekat olduğu, Hz. Yunus’un balığın karnında 40 gün kaldığı.

Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır deyişindeki 40 sayısının önemi kültürümüz içerisinde esaslı yer tutan bir rakamdır.

40 sayısı Türklerde büyüme, olgunlaşma, geçiş dönemleri, kutsallık ve mistik anlamlar taşıyan sayılardan biridir.

Türk Halk İnançlarında Kırklar: Mitolojik Kökenler ve Kültürel Miras

Türk edebiyatında, kültüründe 40 (Kırk) Sayısı önemli yer tutar. Halk arasındaki inançlarda kırk sayısının tuttuğu yer (doğum ve ölüm sonrası gelenekleşmiş törenler, kırk şerbeti, kırk hamamı, kırk mevlidi; birtakım büyüsel törenler için kırk gün beklenmesi, kırk uçurma, kırk basması gibi).

Kırgız (Kırk Kız) efsanesinden itibaren Türk destan ve masallarında kırk ve kırklar motifi önemli bir yer tutar. Orta Asya kökenli destanlarda yiğitlerin sayısı genellikle kırktır.

Türk halk inançlarında hususiyle doğu anadolu’da ve orta toroslar’da “kırk” motifi yaygındır.

Gayb erenleri olarak bilinen üçler, yediler ve kırklar kültü Türk kültürünün ortak inançlarından biridir. Bu inanç kuvvetli bir evliya kültüne sahip olan Türk toplumlarında yaygındır.

Kırk sayısı anadolu ve orta asya halk inançlarında doğaüstü güçlerle ilişkilendirilir. “kırk karanlık gece”, “kırk başlı canavar”, “kırk gün süren fırtına” gibi.

Kırklar, Türk halk inancında Kırk Evliya. Kırkavlan da denilir. Bilinmeyen bir yerlerde yaşayan kırk kutlu kişidir. Peygamber Muhammed’in cennete yükselişinden (Mirac) dönüşünde, kendisinin merkezde olduğu ve etrafının kırklarla çevrili olduğu Sema törenini gösteren resim.

Gayb erenleri olarak bilinen üçler, yediler ve kırklar kültü Türk kültürünün ortak inançlarından biri haline dönüşmüş, onların adına makamlar ve ziyaret yerleri yapılmıştır.

Tarihte bilinen ilk Türklerden beri her zaman kutsal kabul edilen sayı: Kırk.

Kırk erenler/kırklar, türk halklarının mitolojik görüşlerinde sonsuza kadar yaşayacaklarına inanılan varlıklardır. Şamanizmle halk inançları iç içedir.

Zaza Halk Kültüründe Kırk İnancının Yeri ve İçeriği: Başa tuz çevirme, gelin ve damadın başında tuz kırma kırk kırma Aras Vadisi halk inançlarında da vardır.

Erbain (Arapça kelime anlamı 40 veya kırkıncı gün) kışın en şiddetli geçen kırk günü. Halk arasında senenin günleri Hızır (yaz) ve Kasım (kış) olarak ikiye ayrılır.

Kırklar efsanesi birinci olarak, insanlığın sınıfsız, sömürüsüz toplum özleminin ifadesidir. Kederde ve sevinçte ortaklık.

Dünyayı tedvîr eden çekip çeviren ermişlerin sayısının kırk kişi oluşu ve buradan türeyen “kırklara karışmak” deyimi meydana gelir.

Oğuz kırk günde yürür. Manas destanında 127 yerde kırk sayısı vardır. Günümüze ulaşan kırklara karışmak deyiminin Kür Şad ihtilalinde öldürülen kırk çeriden geldiği düşünülür.

Halk inançlarında bu tipler için kalp gözü ile görebilenler denilir. Ruh sahibine uykuda denilebiliyorsa, sır sahibi için de uyanık denilebilir.

Gayb erenleri olarak bilinen üçler, yediler ve kırklar kültü Türk kültürünün ortak inançlarından biridir.

İbnü’l-Arabî’nin Görüşlerinde Ricâlullah: Dört Temel Hakikat ve Manevi Temsilciler

İbnü’l-Arabî, tasavvufta önemli bir figürdür. 1165-1240 yılları arasında yaşamış, Endülüs kökenli bir âlim, sûfî mistik, şair ve filozoftur.

İbnü’l-Arabî, İslâm düşüncesinin ezoterik, mistik boyutuna ilk tam teşekküllü felsefî ifadesini veren ünlü Müslüman mistik filozoftur.

Erken yaşta ruhani yetenekleri belirgindir, büyük vizyoner kapasitesiyle tanınır, üstün bir öğretmendir.

Pantheizm inancını savunanlar arasında önde gelen bir kişiliktir; Allah’ın varlığı ile yaratıklarının varlığı aynıdır der.

Yalnızlıkla Yalnızlık (ve Seçilmiş Ayetler) gibi eserleri vardır.

Sûfîlerin büyüklerinden biri olan İbn el-Arabî, Ortaçağ’ın en büyük sûfîlerinden biridir.

Muhammed ibn ‘Ali ibn Muhammed al-Taa’i al-Andalusi olarak bilinir.

Sûfî, mistik olduğu kadar şiir ve felsefe de üretmiştir.

İbn ‘Arabī (Temmuz 1165–Kasım 1240) al-Andalus’tan Sünnî Müslüman Arap âlim, Sûfî mistik, şair ve Müslüman filozoftur.

İbn el-ʿArabī ünlü bir Müslüman mistik filozoftur, İslâm düşüncesinin mistik boyutuna ilk tam teşekküllü ifadeyi vermiştir.

Bu çok uzun videoda, tarih ve mistiklerin en önemli fakat sıklıkla yanlış anlaşılan düşünür ve mistiklerinden birine giriş yapıyorum.

Önde gelen bir Sûfîdir; aslında aşırı bir Sûfîdir. Adı Muhammed ibn ‘Ali ibn Muhammed al-Taa’i al-Andalusi’dir.

İbn Arabi—genellikle Şeyh-i Ekber (en büyük Sûfî üstadı) olarak bilinir—İslam’ın ruhunu kurtaran en parlak Müslüman mistiklerden biridir.

İbn el-Arabi (1165-1240) Ortaçağ Sûfîlerinin büyüklerinden biridir, hayatı ve yazıları günümüzde Doğu ve Batı düşüncesine derinlemesine nüfuz ettiği gösterilmektedir.

İbn el-’Arabi mistik olup, Sûfîlerin, İslâm teologlarının ve filozoflarının yazılarından yararlanarak Neoplatonik bir sisteme benzer karmaşık bir teozofik sistem geliştirmiştir.

Hikmetin Bezelleri - İbn ‘Arabi’nin Tartışmalı Başyapıtı: 27 bölüme ayrılır, her biri belirli bir hikmetin yüzüğü veya bezeli olup, Kur’anî peygamberlerle ilişkilendirilir.

İbn Arabi’nin ruhani başarıları erken yaşta belliydi, büyük vizyoner kapasitesiyle tanınır, üstün bir öğretmendir.

İbn ’Arabi Sûfîdir – İslâm ve Web: İbn ‘Arabi, panteizm inancında önde gelen bir kişiliktir; Allah’ın varlığı ile yaratıklarının varlığı aynıdır.

Yalnızlıkla Yalnızlık tarafından İbn’ Arabi - Henry Corbin tarafından çevrilmiş artı İbn’ Arabi’nin seçilmiş ayetleri.

Erken Osmanlı kroniklerinde hanedanı destekleyen ve Osmanlı başarısı için dua eden azizler (azizler) olarak sunulur.

İbn Arabi, ricâlü’l-gayb’ı sistematize etmiş ve detaylı bilgi sağlamıştır.

İbnü’l-Arabî’ye göre ricâlullah (kutub, imâmân, evtâd, abdal), dinin dayandığı velâyet, nübüvvet, risâlet ve imandan ibaret dört temel hakikati duyu ve şehâdet âleminde temsil eder.

Bu dört hakikatin ruhî-bâtınî yönü Âdem, İbrâhim, Îsâ ve Hz. Muhammed, zâhir yönü Îsâ, İlyas, İdrîs ve Hızır tarafından temsil edilir.

Tasavvufta Abdal ve Kırklar: Manevi Mertebeler ve Tarihi Kökenler

Tasavvufta abdal, en üst manevi mertebeyi ifade eder; Allah’tan başka her şeyden vazgeçmiş, hakikatin doğrudan bilgisine erişmiş kişidir. Toplumsal rolü, zayıf ve baskı altındakilere yardım etmek, ahlaksızlığa karşı mücadele etmektir. Derviş veya baba olarak da anılır; göçebe Türkmenler arasında yaygındır ve otoriteye karşı hoşnutsuzlukları dile getirerek isyanlara öncülük etmişlerdir. İç Anadolu’da bulunurlar; hayatlarını müziğe adamış şekilde sürerler, enstrüman çalıp söyleyerek geçim sağlarlar.

İslam ile Türk şamanizmini birleştirirler; Kök Tengri ile bağlantılı “Kam” figürünün İslamlaşmış halidir. Akhunlar soyundan gelebilir; Anadolu’ya 11. yüzyıl Türkmen göçleriyle gelmişlerdir; Baba İshak’ın 1239-1240 isyanı Selçuklu’yu zayıflatmıştır. Osmanlı’da Edebali gibi figürler beylerine yakın durmuş, Balkan Hristiyanlarının İslamlaşmasında rol oynamışlardır. 15. yüzyılda merkeziyetçilikle düzensizleşmişlerdir.

Kültürel nitelikler: Zaman ve mekân sınırlarını aşma, görünmezlik, yağmur, bereket ve koruma sağlamalarına inanılır. Dağıstan Türklerinde ölmüş bebekleri götürdüğü, dağlarda yaşadığı düşünülür; nasihat verir, mitlerde ölüleri diriltir. Saka Türkçesinde şamanlara “Abıdal” denir; Azerbaycan’da aşıklar şehri vardır.

İran metinlerinde 11.-14. yüzyılda derviş, 15. yüzyılda divane, ışık olarak anılır.

Abdal kavramı, tasavvuf ve İslâmî edebiyatta kullanılan bir terim olup, Arapça “bedel” ve “bedîl” kelimelerinin çoğalımlarından türemiş, zamanla Farsça ve Türkçe’de tekil anlamda “karşılık, vekil” mânalarıyla yayılmıştır. Tasavvufta, dünya ilgilerinden kurtulmuş, Allah yoluna adanmış sûfî veya erenleri ifade eder; ricâlü’l-gayb (gizli velîler) zümresi içinde yer alır. Abdal, ubûdiyyet, zühd, riyâzet, inzivâ, kalp temizliği ve velîlik gibi niteliklerle tanımlanır; abdallar, saç ve sakalları karışmış, solgun yüzlü, hareketsiz, işsiz güçsüz, çocuksuz, tek ağaçsız kişiler olarak tasvir edilir. Ahlâkî özellikleri arasında iyi niyet, bağışlayıcılık, paylaşma, kadere râzı olma, haramdan kaçınma, ibadetlerde ihlâs ve şefkat yer alır. Metafizik boyutları ile evrenin kozmik düzeninde etkili olup, görünmezler, zaman-mekân sınırlarını aşarlar; yağmur, bereket, zalimlerin cezası gibi konularda duaları kabul olur.

Kırklar ile ilişkisi, tasavvufî hiyerarşide belirgindir: Ricâlü’l-gayb, nükabâ, nücebâ, abdal, ahyâr, umed, gavs gibi mertebelerden oluşur; abdal, bu zincirin önemli bir halkasıdır. Hadis rivayetlerinde abdalların sayısı 7, 30, 40, 60, 70, 80 olarak geçer; en yaygın telakki 40 abdaldır (Süyûtî tarafından benimsenir); bunların 22’si Suriye’de (Humus, Şam, Beysân), 18’i Irak’ta yaşar. İbnü’l-Arabî gibi bazı müellifler 7 abdal görüşünü savunur. Abdal hadisleri (Enes b. Mâlik, Ubâde b. Sâmit vb. rivayetleri), Ahmed b. Hanbel’in Müsned’i dışında zayıf kabul edilir; İbn Teymiyye ve İbn Haldûn eleştirir, ancak telakki sûfî zümrelerde benimsenmiştir. Edebiyatta, XII-XIV. yüzyıl İran metinlerinde “derviş”, XIV. yüzyılda serseri derviş, XV. yüzyılda meczup/divane, XVII-XVIII. yüzyılda serseri/dilenci anlamında kullanılır; Anadolu’da XIV. yüzyıldan itibaren yayılır.

İkinci grup itibarıyla da, üç yüzler ya da kırklar, yediler gibi “evliyâullah”dan muayyen bir misyonu olan belli sayıdaki kimselere denir.

Tasavvuf ıstılahı olarak üçler, yediler, kırklar… Diye bilinen evliyâullahı ifade eder. Allah dostlarının en başında Kutbü’l-aktâb bulunur.

Üçler, yediler, kırklar şeklinde söylenen şeyin anlamı nedir? Şirk konusu ile bu hiyerarşiyi birlikte değerlendirir misiniz?

Kutb, imameyn, evtad, abdal, niceba, nukaba. Bu sıralama, necmettin kübra’nın sıralamasıdır. Hücvîrî’nin sıralaması ise, kutb, nukaba, evtad, ebrar, abdal.

Gayb erenleri olarak bilinen üçler, yediler ve kırklar kültü Türk kültürünün ortak inançlarından biridir.

İlâhî hakikatlerin mazharı olup âlemde tasarrufta bulunan gizli ve âşikâr Allah erleri anlamında bir tasavvuf terimi. … üçler yediler kırklar şeklinde ifade edilir.

Tasavvufta Anlamı Üçler: En yüksek derecede manevî erenler. Yediler: Bölgesel manevî görevleri olan evliyalar. Kırklar: Manevî meclis, birliğin sembolüdür.

Üçler, Yediler, Kırklar sırrını anlatan, derin ve sembolik bir tasavvufi öykü bizlere şunları anlatır: “Kırklar Sofrasında Bir Lokma”.

Bu kavramlar, genellikle manevi olarak yüksek derecelere ulaşmış kişiler veya topluluklar için kullanılır.

Kırklar Kırklara Karışmak Kutb Üçler YedilerKırk sayısı Türk folklorundaki en önemli formel sayılardan biridir.

Bak hep duyarız; “Bir”, “Üçler”, “Yediler” “Kırklar”. Nedir bunlar? Bunların hepsi, Peygamberimizin ümmeti, ama bağlandığı yerler farklı.

Peygamber Muhammed’in cennete yükselişinden (Mirac) dönüşünde, kendisinin merkezde olduğu ve etrafının kırklarla çevrili olduğu Sema törenini gösteren resim.

Gayb erenleri olarak bilinen üçler, yediler ve kırklar kültü Türk kültürünün ortak inançlarından biridir. Bu inanç kuvvetli bir evliya kültüne sahip olan Türk.

Üçler, yedi olursa silahlanır, dağa çıkarlar. Yediler dağda kırklar olursa, düşmanla savaşa başlarlar. Üçlere yedilere kırklara bütün bir millet katılır.

Üçler-Yediler-Kırklar ve Tasarruf.

Allah’ın yaratılanlar arasında üç yüzleri, beş yüzleri, kırkları vardır, hadislerinin kaynağı nedir?

Yedilerden biri öldüğünde Allah onun yerine kırklardan birini getirir. Kırklardan biri öldüğünde onun yerine üçyüz’lerden birini getirir.

Bunlardan tek olanı öldüğünde Allah onun yerine üçlerden, üçlerden biri öldüğünde beşlerden, beşlerden biri öldüğünde yedilerden, yedilerden biri öldüğünde kırkdan getirir.

Bu kavramlar, kültürel miras; filmlerde, kitaplarda yer alır. Peki, günümüz dünyasında bu erenler nasıl etki eder? Yorumlarınızı bekliyoruz!

www.NetHaberler.Com editörünün derlediği bu habere göre; tasavvufta KırklarÜçler ve Yediler gibi kavramlar, manevi mirasımızı aydınlatıyor. Ricâlü’l Gayb’ın sırları, İslam’ın derinliklerinde gizli kalıyor. Bu özel haber, okuyucuları düşünmeye davet ediyor. Siz de bu gizemli dünyanın sırlarını keşfedin ve yorumlarınızla katkıda bulunun!

#haber #sondakika #gündem #güncel #haberler #sicakhaber #keşfet #keşfetteyiz #news #canliyayin