TERÖRSÜZ TÜRKİYE

Mutlaka hepimiz “ Terörsüz Türkiye “ yi isteriz, bunu istemeyen yoktur sanırım. Ancak yapılacak bu sistemde Türkiye Cumhuriyetinin temel ilkelerinden taviz vererek olmamalıdır.

Ben şuan şehit aileleri ve gazilerin gözyaşlarının nasıl aktığını görüyor ve onların bu ağlamaklı halleri benim canımı acıtıyor.

Ben, TBMM’de kurulan “ Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu “ adı altındaki kabul edilen ve İYİ PARTİ dışında AKP – MHP – DEM ve CHP partileri adına yetkili milletvekillerinin imzaladığı 83 sayfalık raporu okudum ve konuya hakim olan hukukçu yetkililerle yaptığım görüşmeler sonucu onların da fikirlerini alarak tartışmaya açık olan maddeleri aşağıda belirttim.

Bu olay, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin son seçimlere kadar eleştirdiği PKK ve onun bebek katili terörist başı Abdullah Öcalan’ı birden “ kurucu önder “ düzeyine getirmesi ve ona tarifi imkansız bir şekilde kurucu önder ve lider demesi sonucu Güneydoğuda çarpışan, yaralanan, vücudunda hala mermi olduğu halde yasadan dolayı gazi sayılmayan ayrıca kaybettikleri gözleri, kopan kolları ve bacakları için gözyaşı döken şehit evlatları ve gaziler ile sağ duyulu bizlerde de yapılan bu açıklamalar şaşkınlık yaratmıştır.

Gelelim rapora,

- Raporda “ terör örgütünün silah bırakması “ belirtilmişse de nasıl bırakacaklarına dair açıklama belirtilmemiştir.

Her ne kadar henüz tatmin edici silah bırakma olmamış olsa da silah bırakma olayı ancak güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesi ile olmalıdır.

- DEM Parti milletvekillerinin raporda yazılı “ terörsüz Türkiye “ ve “ terör örgütü “ ile “ silahlı terör örgütünün varlığı “ gibi söylemlere itiraz edip bu söylemler yerine “ Kürt Sorunu “ diye anılmasını istemiş olup, bebek katili ve terör örgütünün başı Öcalan’ın bu kimliklerden kurtulup “ kurucu önder “ kimliğine terfi etmesi DEM Partilileri oldukça memnu etmiş gözüküyor.

Bu tavır bizlerde rahatsızlık yaratmaktadır.

- Bu Komisyonun çalışma süreci sonucu yapılan izlenim şunu gösteriyor ki, DEM Partililerin en önemli amaçlarının başında özellikle İmralı’da yatmakta olan Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması olayıdır..

- Rapora açıkça insanları rahatsız eden “ Umut Hakkı “ cümlesini yazmaya cesaret edemediklerinden bizden olmasın zihniyetiyle topu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ile Anayasa Mahkemesi (AYM) üzerine atarak bunların vereceği kararlara uyulması gerektiğini ve uyulacağı belirtilmektedir.

Pekala AİHM ve AYM kararlarını uygulamayan kim? Kendi uygulamadıkları kurallara uyulmasını istiyorlar.

- Raporda kesinlikle kabul edilemeyecek nokta ise, 1924 Anayasası işaret edilerek “ Kürtlüğün ve Kürtçülüğün yasaklanmasının Kürt isyanlarını ürettiği “ ileri sürülmekte olup “ Cumhuriyet rejimi bizi inkar etti bizde bu sebepten isyan ettik “ demek istiyorlar.

Böylece Kürt isyanları ve PKK terörist hareketleri legal hale getirip bu olayların sorumlusu Türkiye Cumhuriyetidir demek istiyorlar.

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet dönemi Kürtlerin dışlandığı ve inkar edildiği dönem olarak tanımlıyorlar.

Böylece AKP’nin ısrarla istediği “ Osmanlı Modeline “ gönderme yapılarak, AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın ısrarla söylediği “ Türk – Kürt – Arap Kardeşliği “ öne çıkarılıyor.

Halbuki, raporun başında ne deniliyor du?

Türkiye’nin üniter yapısı, toprak bütünlüğü, Türkçenin resmi dil statüsü ve laik cumhuriyet ilkesi temel değerlerdir.” Deniliyordu.

Asıl kırılma noktası bu olsa gerek ve itiraz edilmesiyle birlikte karşı çıkılması ve hatta rapor kesinlikle imzalanmaması gerekir.

Sonuç olarak CHP Grup Başkan Vekili Murat Emir bu duruma karşı çıkmış olsa da yeterli olamamış ve her ne hikmetse CUMHURİYET HALK PARTİSİ yani CHP bu rapora imza atmıştır.

Takdir yüce TÜRK MİLLETİNİNDİR.