DOLAR

40,2592$% 0.13

EURO

46,7280€% 0.07

STERLİN

53,9463£% 0.2

GRAM ALTIN

4.309,12%-0,18

ÇEYREK ALTIN

7.021,00%0,34

TAM ALTIN

28.001,00%0,34

ONS

3.335,67%0,36

BİST100

10.222,02%-0,03

BİTCOİN

4782277฿%1.63469

a

ZİL ÇALIYOR, ÇOCUK SUSUYOR; MİNDERE ÇIKIYOR, KENDİNİ BULUYOR!

Vahap Baran | Avrupa Birliği Gazetesi Spor Köşe Yazarı

Bir sınıf düşünün. Öğretmen bir soru soruyor. Cevabı bilen bir çocuk var ama parmak kaldırmıyor. Çünkü yanlış söylemekten korkuyor. Arkadaşlarının gülmesinden, öğretmeninin gözünde başarısız görünmekten çekiniyor.

Aynı çocuğu akşam taekwondo salonunda görüyorum. İlk günlerde orada da çekingen. Tekniği biliyor ama uygulamaya cesaret edemiyor. Rakibi karşısına geldiğinde geri çekiliyor. Birkaç antrenman sonra yeniden deniyor. Hata yapıyor, düzeltiyor, tekrar deniyor. Sonunda bir gün, antrenörünün işaretini beklemeden doğru anda hamlesini yapıyor.

O çocuğun aldığı ders yalnızca tekme atmak değildir. “Ben de yapabilirim” demeyi öğrenmiştir.

Çocuklarımızın eğitimi konuşulurken çoğu zaman defterine, sınavına, karnesine bakıyoruz. Elbette bunların hepsi önemlidir. Fakat bir çocuğun öğrenebilmesi için başka şeylere de ihtiyacı vardır: Soru sormaya cesaret etmek, dikkatini toplamak, bir işe sabırla devam etmek, hata yaptığında yeniden denemek ve zorlandığında yardım istemek.

Bunları yalnızca bir kitapta okuyarak öğrenmek kolay değildir. Çocuk bazen yaşayarak öğrenir. Spor salonu da bunun için güçlü bir ortam sunar.

Taekwondoda bir hareket ilk gösterildiğinde kolay görünür. Sıra uygulamaya gelince çocuk dengesini kaybeder, zamanlamayı kaçırır veya tekniği karıştırır. Antrenör düzeltir. Sporcu yeniden dener. Bir hareketin arkasında onlarca tekrar, bir ilerlemenin arkasında sabır vardır. Çocuk, başarının yalnızca istemekle gelmediğini orada görür.

Bu tecrübenin okul hayatında da bir karşılığı vardır. Matematikte çözemediği bir soruya yeniden dönmek, okuduğu bir metni anlamadığında tekrar okumak, ödevini son dakikaya bırakmadan tamamlamak… Bunlar da emek ve alışkanlık ister. Spor çocuğa doğrudan dersin cevabını vermez; fakat çalışmanın ne anlama geldiğini somut biçimde yaşatabilir.

Bir başka önemli ders de karar vermektir. Müsabakada antrenör kenardan taktik verir, fakat minderdeki anı yaşayan sporcudur. Karşısındakini izleyecek, uygun zamanı seçecek ve hamlesini yapacaktır. Bazen başarır, bazen gecikir. Sonrasında birlikte konuşurlar: “Ne gördün? Neden bekledin? Bir dahaki sefere neyi farklı yapabiliriz?”

Keşke çocuklarla okulda ve evde de daha sık böyle konuşabilsek. “Niye düşük not aldın?” sorusunun yanına “Hangi konuda zorlandın?” sorusunu koyabilsek. “Neden yapamadın?” demeden önce “Nasıl çalıştın, sana nasıl yardımcı olabiliriz?” diyebilsek.

Çünkü çocuk, kendisini sürekli yargılanırken hissettiğinde hatasını saklamayı öğrenebilir; dinlendiğinde ise hatasından öğrenme fırsatı bulur.

Burada spor salonlarına da büyük sorumluluk düşüyor. Bir çocuğu herkesin önünde azarlayan, yalnızca kazandığında takdir eden bir antrenman anlayışı, spordan beklediğimiz gelişimi sağlayamaz. Taekwondonun çocuğa katkısı, sadece hareket etmesinden gelmez. Ona nasıl davranıldığı, nasıl öğretildiği ve yenildiğinde yanında kimin durduğu da önemlidir.

Aynı şekilde sporu çocuğun derslerinin sihirli çözümü gibi göstermek de doğru olmaz. Taekwondo yapan her öğrencinin notu otomatik olarak yükselmez. Çocuğun uykuya, düzenli çalışmaya, öğretmen desteğine ve ailesinin ilgisine de ihtiyacı vardır. Spor, eğitimin yerine geçmez; çocuğun eğitim yolculuğuna değerli bir deneyim katar.

Bu yüzden aile, öğretmen ve antrenör birbirini rakip gibi görmemeli. Çocuğun sınav haftası varsa antrenman düzeni konuşulabilir. Müsabakası varsa ders planı birlikte yapılabilir. Herkes aynı masaya oturup çocuğun yükünü anlayabilir. En önemlisi de çocuğun söyledikleri dinlenebilir.

Biz bazen çocuklarımızdan aynı anda her şeyi bekliyoruz: Yüksek not alacak, yarışma kazanacak, hiç yorulmayacak, hiç hata yapmayacak. Oysa yetişmekte olan bir çocuğun ihtiyacı kusursuz görünmek değildir. Güvenle öğrenebileceği bir alan bulmaktır.

Bugün sınıfta elini kaldırmaya çekinen çocuk, yarın minderde ilk hamlesini yapabilir. Mindere çıkmaya korkan çocuk, bir gün sınıfta düşüncesini söyleyebilir. Bu değişim bir gecede olmaz. Bir öğretmenin verdiği söz hakkıyla, bir ailenin gösterdiği sabırla, bir antrenörün “Bir daha dene, yanındayım” demesiyle adım adım gerçekleşir.

Karne çocuğun bazı derslerdeki durumunu gösterir. Ama cesaretini, emeğini ve düştükten sonra yeniden ayağa kalkışını bütünüyle anlatamaz.

Biz yalnızca başarılı bir öğrenci ya da madalyalı bir sporcu yetiştirmeye çalışmıyoruz. Öğrenmekten korkmayan, çabalayan, kendine güvenen bir insan yetiştiriyoruz.

Zil çaldığında da minderden indiğinde de çocuğun bilmesini istediğim şey şu: Bir hata seni tanımlamaz. Yeniden denemek için her zaman bir fırsatın var.

Vahap Baran
Avrupa Birliği Gazetesi Spor Köşe Yazarı

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

KADINA “GİRİŞİMCİ OL” DEDİLER, SONRA SİSTEMLE BAŞ BAŞA BIRAKTILAR!

Kozanhan İnşaat

HIZLI YORUM YAP

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Yeni Slow Radyo