40,2592$% 0.13
46,7280€% 0.07
53,9463£% 0.2
4.309,12%-0,18
7.021,00%0,34
28.001,00%0,34
3.335,67%0,36
10.222,02%-0,03
4782277฿%1.63469

25 Şubat 2026 Çarşamba

Kimse kendini kandırmasın.
Bu ülkede, bu dünyada en yaygın refleks şudur: Gücün yettiğine hükmet, yetmediğine boyun eğ.
Patron yukarıya ses çıkaramaz, hırsını müdürden alır.
Müdür sistemi sorgulayamaz, işçiyi ezer.
İşçi patrona diş geçiremez, evde ses yükseltir.
Evde söz geçiremeyen, sokakta kabalaşır.
Zincir böyle uzar gider.
Adına “disiplin” denir, “otorite” denir, “işin gereği” denir.
Ama gerçekte olan şudur: Güç gösterisi.
Herkes adaletten bahseder ama adalet hep kendinden güçsüze karşı işletilir.
Kimse güçlüye kafa tutarken aynı cesareti göstermez.
Çünkü mesele hak değil, risk hesabıdır.
“Ben kimseyi ezmem” diyenler…
Geçmişinize bakın.
Hiç mi birini susturmadınız?
Hiç mi birini küçümsemediniz?
Hiç mi makamınıza, yaşınıza, cinsiyetinize, paranıza, statünüze güvenip karşınızdakini sindirmediniz?
Ezmek sadece bağırmak değildir.
Yok saymak da ezmektir.
Söz vermeyip bekletmek de ezmektir.
Birini görmezden gelmek, emeğini küçümsemek, fikrini değersizleştirmek de ezmektir.
Bu düzenin en büyük yalanı şudur:
“Güçlü olursan ezilmezsin.”
Hayır.
Bu düzende güçlü olursan sadece taraf değiştirirsin.
Ezilenken ezene dönüşürsün.
Gerçek mesele şu:
Gücün yettiği halde adil kalabiliyor musun?
Karşındaki senden zayıfken ses tonunu düşürebiliyor musun?
Hesap sormak yerine anlayabiliyor musun?
Çünkü herkes gücünün yettiğini ezer.
Ama herkes insan kalamaz.
Ve bu dünyada en nadir şey güç değil;
vicdandır.