40,2592$% 0.13
46,7280€% 0.07
53,9463£% 0.2
4.309,12%-0,18
7.021,00%0,34
28.001,00%0,34
3.335,67%0,36
10.222,02%-0,03
4782277฿%1.63469

02 Mart 2026 Pazartesi

Bu saatten sonra AKP iktidarının ne yaptığını anlamak hiç de zor olmasa gerek. Çünkü kendileri de farkında olup ciddi şekilde oy kaybediyorlar.
Bunu anlamak için muhalif basın anketlerine değil yandaş basının anketlerine de bakmanız yeterli.
Adalet ve Kalkınma Partisi yani AKP oy kaybediyor.
İktidara gelen bir partinin önceliği ülkesinin güvenliği ve halkının refah içinde yaşama hakkını korumak ve geliştirmek olmalıdır.
3 Y ile geldiler. Yani YOLSUZLUK – YOKSULLUK ve YASAKLAR.
Görünen o ki bunların hepsi tavan yaptı ve bunların hepsini sırf iktidarda kalabilmek için kendi çıkarların için kullanıldığı düşünüyorum.
Yolsuzluk aleni hale geldi, halk yoksullaştı ve iktidarı eleştirmek neredeyse yasak hale getirildi.
Yeri geldiğinde şunu belirtmek isterim ki, bunların hepsi halledilebilir. Ancak bazı hususlar var ki, halledilebilmesi imkansız olan şeylerdir.
Şöyle ki,
Ülkede tarım ve hayvancılık yok olma aşamasında. Fabrikalar kapanarak yabancı ülkelere taşınıyor. Sanayi can çekişiyor.
Pekala iktidar partisi ne yapıyor?
Ülkede yerli ve milli dediğimiz sanayiciler yüksek faiz altında ezilirken AKP iktidarı yabancı firmaları ihya etmeye çalışıyor.
Bugüne kadar 2 milyon tona yakın ray üreten ve yıllık kapasitesi 450 bin ton olan KARDEMİR KARABÜK DEMİR ÇELİK SANAYİ ve TİCARET A.Ş. gibi dev bir kuruluş dururken İngiltere’de bulunan ve iflasın eşiğinde olan İngiltere merkezli British Steel firmasından son birkaç yılda 135 milyon sterlinlik yani 8 milyar TL değerinde ray alıyorsun.
Ayrıca akabinde de Mersin – Adana – Osmaniye – Gaziantep Yüksek Hızlı Tren (YHT) projesinin finansman anlaşmasını da İngiltere İhracat Finansmanı Kurumu ile ( UK Export Finance – UKEF) yapıyorsun.
Böylece batmakta olan bir İngiliz şirketini batmaktan kurtulup 3 vardiya ve 24 saat kesintisiz üretime geçiyorsunuz.
Bunun anlamı Türkiye’yi borçlandırıp İngiliz çelik sektörünü ayağa kaldırmaktır.
Daha bitmedi,
Ayrıca, satışa çıkardığı köprü ve oto yollara tepkiler yağarken Resmi Gazetede yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararları ile 4 ilde 57 bin metrekare sera ve tarım arazileri ile fabrika arsaları 640 milyon liraya satıldı. İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Muğla’da ki değerli arsalar da satışa çıkarıldı.

Mutlaka hepimiz “ Terörsüz Türkiye “ yi isteriz, bunu istemeyen yoktur sanırım. Ancak yapılacak bu sistemde Türkiye Cumhuriyetinin temel ilkelerinden taviz vererek olmamalıdır.
Ben şuan şehit aileleri ve gazilerin gözyaşlarının nasıl aktığını görüyor ve onların bu ağlamaklı halleri benim canımı acıtıyor.
Ben, TBMM’de kurulan “ Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu “ adı altındaki kabul edilen ve İYİ PARTİ dışında AKP – MHP – DEM ve CHP partileri adına yetkili milletvekillerinin imzaladığı 83 sayfalık raporu okudum ve konuya hakim olan hukukçu yetkililerle yaptığım görüşmeler sonucu onların da fikirlerini alarak tartışmaya açık olan maddeleri aşağıda belirttim.
Bu olay, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin son seçimlere kadar eleştirdiği PKK ve onun bebek katili terörist başı Abdullah Öcalan’ı birden “ kurucu önder “ düzeyine getirmesi ve ona tarifi imkansız bir şekilde kurucu önder ve lider demesi sonucu Güneydoğuda çarpışan, yaralanan, vücudunda hala mermi olduğu halde yasadan dolayı gazi sayılmayan ayrıca kaybettikleri gözleri, kopan kolları ve bacakları için gözyaşı döken şehit evlatları ve gaziler ile sağ duyulu bizlerde de yapılan bu açıklamalar şaşkınlık yaratmıştır.
Gelelim rapora,
– Raporda “ terör örgütünün silah bırakması “ belirtilmişse de nasıl bırakacaklarına dair açıklama belirtilmemiştir.
Her ne kadar henüz tatmin edici silah bırakma olmamış olsa da silah bırakma olayı ancak güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesi ile olmalıdır.
– DEM Parti milletvekillerinin raporda yazılı “ terörsüz Türkiye “ ve “ terör örgütü “ ile “ silahlı terör örgütünün varlığı “ gibi söylemlere itiraz edip bu söylemler yerine “ Kürt Sorunu “ diye anılmasını istemiş olup, bebek katili ve terör örgütünün başı Öcalan’ın bu kimliklerden kurtulup “ kurucu önder “ kimliğine terfi etmesi DEM Partilileri oldukça memnu etmiş gözüküyor.
Bu tavır bizlerde rahatsızlık yaratmaktadır.
– Bu Komisyonun çalışma süreci sonucu yapılan izlenim şunu gösteriyor ki, DEM Partililerin en önemli amaçlarının başında özellikle İmralı’da yatmakta olan Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması olayıdır..
– Rapora açıkça insanları rahatsız eden “ Umut Hakkı “ cümlesini yazmaya cesaret edemediklerinden bizden olmasın zihniyetiyle topu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ile Anayasa Mahkemesi (AYM) üzerine atarak bunların vereceği kararlara uyulması gerektiğini ve uyulacağı belirtilmektedir.
Pekala AİHM ve AYM kararlarını uygulamayan kim? Kendi uygulamadıkları kurallara uyulmasını istiyorlar.
– Raporda kesinlikle kabul edilemeyecek nokta ise, 1924 Anayasası işaret edilerek “ Kürtlüğün ve Kürtçülüğün yasaklanmasının Kürt isyanlarını ürettiği “ ileri sürülmekte olup “ Cumhuriyet rejimi bizi inkar etti bizde bu sebepten isyan ettik “ demek istiyorlar.
Böylece Kürt isyanları ve PKK terörist hareketleri legal hale getirip bu olayların sorumlusu Türkiye Cumhuriyetidir demek istiyorlar.
Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet dönemi Kürtlerin dışlandığı ve inkar edildiği dönem olarak tanımlıyorlar.
Böylece AKP’nin ısrarla istediği “ Osmanlı Modeline “ gönderme yapılarak, AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın ısrarla söylediği “ Türk – Kürt – Arap Kardeşliği “ öne çıkarılıyor.
Halbuki, raporun başında ne deniliyor du?
“ Türkiye’nin üniter yapısı, toprak bütünlüğü, Türkçenin resmi dil statüsü ve laik cumhuriyet ilkesi temel değerlerdir.” Deniliyordu.
Asıl kırılma noktası bu olsa gerek ve itiraz edilmesiyle birlikte karşı çıkılması ve hatta rapor kesinlikle imzalanmaması gerekir.
Sonuç olarak CHP Grup Başkan Vekili Murat Emir bu duruma karşı çıkmış olsa da yeterli olamamış ve her ne hikmetse CUMHURİYET HALK PARTİSİ yani CHP bu rapora imza atmıştır.
Takdir yüce TÜRK MİLLETİNİNDİR.

Şuan ki iktidar çalışanları EMEKÇİLER ile EMEKLİLER diye ikiye ayırıyorlar ve emekçileri ASGARİ ÜCRETTE, Emeklileri de TABAN ÜCRETTE birleştirme gayreti içindeler.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’in 2025 Aralık ayı enflasyon oranını açıklamasından sonra SGK ve Bağ-Kur emeklilerine yapılacak 2026 ilk altı ayı zam oranı yüzde 12,19 olarak, çalışan ve memur emeklisinin zam oranı da yüzde 18.60 olarak açıklandı.
Ancak toplumda yaratılan infialden sonra 16.881 olarak artan eksik prim ödeyen en düşük emekli aylığına yapılan zam oranını yüzde 18,4 e çıkartarak 20.000 TL yükseltmiş oldular.
Yapılan bu uygulama emekli olan bu toplumu asgari vasatta birleştirme çabasıdır.
Şöyle ki, 2019 yılında sadece 650 bin eksik prim ödeyerek asgari emekli maaşı alan varken 2025 yılı sonunda 4 milyon kişiye ve 2026 yılı için yapılan zamla bu oran 4,9 milyon asgari emekli çalışan işçi sayısına yükselmiştir.
Şuan ülkede toplam 17 milyon emekli bulunmakta olup, bunun 2,5 milyonu emekli sandığından emekli olanlar, 11,5 milyonu SGK’ dan emekli olanlar olup geri kalanı ise SGK – Bağ-Kur emeklisi ile dul ve yetim aylığı alanlardır.
Bu demektir ki, eksik prim ödeyerek emekli olmuş ve asgari emekli maaşı alanların sayısı normal ve/veya yüksek prim ödeyerek emekli olmuş emekli sayısına yaklaşmıştır. Yani toplam emekli sayısının yarısı demektir.
Emekli aylıkları insanların onuruna yakışır bir seviyeye getirilmelidir. Bu siyasi ve popülist günü kurtarmak için alınan kararlar aslında emekliler açısından ciddi yaralar açmaktadır.
Hatta kuruma yüksek prim ödeyerek veya daha çok çalışarak emekli olan sigortalıya çok büyük haksızlık edilmektedir.
Şöyle ki, eksik prim ödeyen sigortalı ile normal prim ödeyen sigortalıyı birleştirme çabasından iktidar vazgeçmeli ve adil davranmalıdır.
Bu demektir ki, AKP iktidarı son yıllarda iyice artırdığı sermayeye ölçüsüz kaynak aktarımı sürdürdüğü için toplumun en geniş kesimi olan çalışanlar ve emeklilere gereken kaynağı aktaramıyor demektir.
Ayrıca bu durum iktidarın 2026 yılında da seçim düşünmüyor anlamına gelmektedir.14.01.2026

YAPMA VE ETME DÜNYASI
Hani bir atasözü vardır. Bilmem hatırlar mısınız?
Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste.

YAPARSA AK PARTİ YAPAR
Ülke olarak AK Partiden önce ne yazık ki, çok geri kalmış, eğitim sistemi olmayan, sağlık sistemi ise acınacak halde ve dikili bir ağacı bile bulunmayan bir ülke iken AK Parti ile çağ atlayıp uluslararası kıskanılacak bir ülke haline geldik.
Nasıl mı?
Daha geçen gün Sn. Erdoğan, 28 Ekim 2025 Salı.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Altay tankının teslimi töreninde konuşurken “20-25 yıl önce ülkemizde bir toplu iğne üretemiyorduk” diye cümle kurdu.
Ancak 2005 yılında kendisinin başbakanlığı zamanında kendi imzası ile özelleştirildiğini hatırlatmakta fayda görüyorum.
Erdoğan’ın bunu da hatırlamıyor olmasına imkân ve ihtimal yok. Ama söylüyor, çünkü söyleyebiliyor. Üç yıl önce de söylemişti.
Pekala, yayımlandı da ne oldu? Koskoca bir hiç.
Çünkü, kendisine bilerek veya bilmeyerek yaptığı hatanın tekrarını engelleyecek bir toplumsal tepki ve medya ortamı yoksa aynı hatayı yapması kaçınılmazdır.
Ayrıca bu gafletlerin devamı ise aşağıda açıklanmıştır.
Şöyle ki,