DOLAR

40,2592$% 0.13

EURO

46,7280€% 0.07

STERLİN

53,9463£% 0.2

GRAM ALTIN

4.309,12%-0,18

ÇEYREK ALTIN

7.021,00%0,34

TAM ALTIN

28.001,00%0,34

ONS

3.335,67%0,36

BİST100

10.222,02%-0,03

BİTCOİN

4782277฿%1.63469

a

OKUL AÇILDI DİYE SPOR ÇANTASI RAFA KALKMASIN!

Vahap Baran

Okullar açılıyor. Evlerde yeni bir telaş var. Çantalar hazırlanıyor, defterler alınıyor, ders programları konuşuluyor. Her anne babanın gönlünde aynı dilek: “Çocuğum iyi okusun, başarılı olsun, geleceğini kursun.”

Bu dileğe bütün kalbimle katılıyorum. Ancak bir antrenör olarak, tam da bu günlerde sıkça duyduğumuz bir cümle üzerinde durmak istiyorum:

“Hocam, okul açılıyor. Artık spora gelemeyeceğiz.”

Bazen bu kararın arkasında uzun okul saatleri, ulaşım güçlüğü veya ekonomik sıkıntılar bulunuyor. Bunları anlayışla karşılamak gerekir. Fakat bazen henüz dersler başlamadan, çocuğun yeni düzeni görülmeden sporun eğitimine engel olacağına karar veriliyor.

Peki, okul çantasını hazırlarken spor çantasını mutlaka rafa kaldırmak zorunda mıyız?

Çocuklarımızı yalnızca sınavlara değil, hayata da hazırlıyoruz.

Bir çocuğun eğitiminde bilgi kadar sabrın, sorumluluğun, saygının ve mücadele etme becerisinin de yeri vardır. Spor salonunda yaptığımız işin bu tarafı, çoğu zaman müsabaka sonuçlarının ve madalyaların gölgesinde kalıyor.

Dışarıdan bakıldığında çocuk bir hareketi tekrar ediyor gibi görünür. Oysa o tekrarın içinde başka bir öğrenme daha vardır.

İlk denemesinde yapamaz. Dengesini kaybeder, hareketi unutur, yeniden başlar. Antrenörünü dinler, hatasını fark eder, tekrar çalışır. Zamanla her şeyin hemen olmayacağını, gelişmenin emek istediğini görür.

Bir matematik sorusunu çözerken de benzer bir sabra ihtiyacı yok mudur?

Bir maçı kaybettiğinde yeniden çalışmaya dönebilmesiyle, anlamadığı bir konuya yeniden bakabilmesi arasında kurulabilecek değerli bir bağ vardır: “Henüz yapamadım ama öğrenebilirim.”

Spor, uygun bir eğitim ortamında çocuğun bu düşünceyi deneyimlemesine fırsat verir. Kurallara uymak, sırasını beklemek, arkadaşının hakkını gözetmek, malzemesine sahip çıkmak ve verilen görevi tamamlamak da bu eğitimin parçalarıdır.

Ancak burada bir noktayı açıkça belirtmeliyim: Spor yapan her çocuğun derslerinde kendiliğinden başarılı olacağını söylemek doğru değildir. Spor, ders çalışmanın yerine geçmez. İyi planlanmamış, çocuğu uykusuz ve yorgun bırakan bir antrenman düzeni de savunulamaz.

Savunduğumuz şey, çocuğun ihtiyacına uygun bir dengedir.

Dersine çalışabileceği, spor yapabileceği, yeterince uyuyabileceği ve çocukluğunu yaşayabileceği bir düzen…

Bu düzeni kurarken çocuğun yaşını, okul saatlerini, yolda geçirdiği zamanı ve antrenman yoğunluğunu birlikte değerlendirmeliyiz. Bazı dönemlerde programı değiştirmek, antrenman sayısını azaltmak veya dinlenmeye daha fazla yer açmak gerekebilir. Önemli olan, her güçlükte ilk vazgeçilecek alanın spor olmamasıdır.

Velilerimizden zaman zaman şu sözü de duyuyoruz:

“Derslerin düzelmezse seni spora göndermem!”

Anne babanın kaygısı anlaşılır. Fakat sporu ceza olarak elinden almak, çocuğun derslerinde neden zorlandığını tek başına açıklamaz ve o sorunu kendiliğinden çözmez.

Konuyu anlamıyor olabilir. Düzenli çalışma alışkanlığı henüz oluşmamış olabilir. Uykusu yetersiz, günlük programı fazla yoğun olabilir. Dikkatini dağıtan veya onu üzen başka bir durum bulunabilir.

Önce dinlemek, sonra birlikte çözüm aramak gerekir.

“Antrenmana gidemezsin” demeden önce, “Nerede zorlanıyorsun, sana nasıl yardımcı olabiliriz?” diye sorabilmeliyiz. Çocuğun severek katıldığı, arkadaşlık kurduğu ve emek verdiği bir alanı kapatmak ilk tepkimiz olmamalıdır.

Burada sorumluluk yalnızca velilere de düşmüyor.

Biz antrenörler, çocuğun bütün hayatının spor salonundan ibaret olmadığını bilmeliyiz. Derslerini önemsemeli, sınav dönemlerini dikkate almalı, yorgunluğunu gözetmeliyiz. Ailesiyle iletişim kurmalı; gerektiğinde kendi beklentilerimizi ve programımızı da yeniden değerlendirmeliyiz.

Çocuğun başarısını isterken onu taşıyamayacağı bir yükün altında bırakmamalıyız.

Öğretmen, veli ve antrenör birbirini rakip olarak gördüğünde çocuk arada kalır. Birbirini dinlediğinde ise çocuğun ihtiyaçlarını anlamak ve uygun bir yol bulmak kolaylaşır. Üstelik bu konuşmanın içinde çocuğun kendi sesi de bulunmalıdır.

Yeni eğitim yılına başlarken dileğim şudur: Çocuklarımızın geleceğini konuşurken yalnızca kaç soru çözdüklerini değil, nasıl insanlar olarak yetiştiklerini de önemseyelim.

Bilgili olduğu kadar sorumluluk sahibi, başarılı olduğu kadar saygılı, hedefleri olduğu kadar yeniden deneme cesareti de olan çocuklar yetiştirmeye çalışalım.

Her çocuk şampiyon olmayabilir. Her çocuğun spor yolu da aynı olmayabilir. Fakat her çocuğun hareket etmeye, öğrenmeye, destek görmeye ve kendini geliştirebileceği fırsatlara ihtiyacı vardır.

Okul zili çalarken sporun sesini kısmayalım. Çocuğumuza uygun düzeni birlikte kuralım.

Çantasında kitabı, hayatında sporu olsun. Çünkü onu yalnızca sınavlara değil, hayata hazırlıyoruz.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

SPORCUYU YETİŞTİREN BORÇLANIYOR, HAZIR ŞAMPİYONU ALAN ALKIŞLANIYOR!

Kozanhan İnşaat

HIZLI YORUM YAP

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Yeni Slow Radyo